Abdurrahman Gümrükçü

GÜZ ANITI Bu yıl gene güz tabaklanmış Bir üzüm yatsısıyla işe erken başladı Bulutu erken tuzladı fırçaladı Yağmuru horozlar gibi vakitsiz öttürdü - Bu yağmurun başını derhal kesmek gerektir - Deniz büyük bıçaklar altında Üsküdar kasaplarının amansız bıçaklarıyla Pastırma gibi doğrandı Sabah artık çiğ et gibi Kuşluklar maymunların elinde dinamitlendi Yüzü kıpkırmızı çıktı koyunlardan Kuşkusuz tepelerin öğle güveyileri Birden bastırdı ayın dalgınlığı ikindileri Ve akşam o benim çekilmez dostum Konuşması bir çanı andıran dostum Sirk kaçkını bir kaplan gibi geldi Geldi geldi de ne oldu Geldi geldi de yanıma Çok zina yapan yaşlı çirkin bir kadın gibi çömeldi Ama ben onu bağışlayamam bilsin bunu iyi bilsin
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
2. Bu gece ölüler şehri terketmiş Otomobil tekerleğindeki hava gibi Ateşin üstünde bir topak kar Mezarları bir şimşek ikiye bölmüş sanki Bu şehir yerden bile ağır bu gece Altında bir tek ölü olsun kalmamış Ölenlerdir incelten hafifleten oysa Uçacakmış gibi yapan şehirleri Ay kesik ve ben yiğit bir kabir eriticisi Geceleri dolan üstün ve tembel bardak Cami dolaylarında sur kapılarında Toprak kaçkını ölülerin toplayan tüylerini (1965, Eylül)
Şiir
ÖDÜNÇ GECE 1. Ay kesik yol urgan urgan bu gece Bin yıllık yağmur toptan yağmış gibi Tevrat'tan bir yaprak kopmuş Ölüme bulaşmış akşam yemekleri Bu gece eşsiz bir duvar devrilmiş Şurda burda rüzgar yamyamları türemiş Gümüşlü horoz gürültüleri işitilmiş Ay yeşil bir yaprak gibi inmiş yere Ben bu gece çok çıraklık ettim Yarılan yağmura aşılanan ateşe İnsanları birden gökyüzüne ayarladım Gecede bir göz oldum bir sabah doğurganı
Şiir
BAHÇE GÖRMÜŞ ÇOCUKLARIN ŞİİRİ İlkin sakin kiraz bahçeleridir andığım eski günlerden Şehrin çocuklara mahsus kaydıraklardan olduğu Fi tarihinde kutsal sözleri kale almadıkları için Harap bırakılmışlar tabiatüstü güçlerle Bir kere elime aldım mı çocukluğumu Üstüne kerametler yazılı derilerde Geleceği bildiren derilerde Başlar yeni bir mantığın bağbozumu Paganini bakışıyla ölümü inkar eden Anneleri şaşırtan çocukları büyüleyen Sevimli kahinlikleriyle fakirleri sevindiren Ve siz ey çingene kadınları O yıllar savaş yıllarıydı geceleri karartma Gündüzleri fırın önlerinde birikirdi halk Biz çocuklarla büyükler arasındaki fark Bir yanda şehir bir yanda kiraz bahçeleri (1965)
Şiir
Duvarlara yazan gecenin anayasasını Ağaçlaşan ve ağaçkakanların yediği hastasını Gel de bir alacakaranlık gibi yanaştırma yanına ... Yaz geceleri yusufu tutun kuşlarını eritirdim Kuşluklarda halamın bir vakit fazla namazından Açardı gök sofrasını mucize annesi Kadınları yalnız kadınları buruşturan akrebi Parmakların ucundan emilerek alınan zehri - Hiç çatlamamış dudakların aldığı zehri Ben hiç emmedim amma dudağımda Kaynar o yaz akreplerinin izi Kelimelerime ve şiirime hep o Çocukluğun zehri Kurtaran zehir karışır Tutkal gibi yapışır Kanalların ve kanadaların Kayaların ve havuç uçlarının Narın ve karıncanın Suyun ateşin ve yaranın Kırık köpeğin ve devrik boğanın Ateş varlıklarının su yaratıklarının Kiraz yazılan vişne çakılan yazıtlarının Cin atasözlerinin peri sayıklamalarının Meryem gibi doğurduğu o uyurgezer yazlar
Sayfa 149·Kitabı okuyor
Şiir