janserey

janserey
@lildeath
"Biri aşk yüzünden , öteki de hırs yüzünden kıskanıyordu."
Reklam
Çoğu insanı Sokrates'ten ziyade platon'a ait olduğuna inandığı düşüncelerden biri, dünyanın hiç de göründüğü gibi olmadığıdır. Görünüş ile gerçeklik arasında önemli bir farklılık vardır. Anladığımızı düşünürüz, halbuki anlamayız. Platon sadece filozofların dünyanın hakikaten nasıl olduğunu anlayabileceklerine inanıyordu. Onlar gerçekliğin doğasının duygularına dayanarak değil, düşünerek keşfediyorlardı. Bu noktaya temas etmek için,bir mağara tasvir etti. Bu hayali mağarada, yüzleri duvara dönük olarak zincirlenmiş insanlar vardır. Önlerinde gerçek şeyler olduklarına inandıkları titrek bölgeleri görebilmektedirler. Fakat onlar gerçek değildir. Gördükleri, arkalarındaki bir ateş önünde tutulmuş nesnelerin yaptıkları gölgelerdir. Bu insanlar bütün hayatlarını duvara yansıtmış gölgelerin gerçek dünya olduğunu zannederek geçirirler. Sonra içlerinden biri zincirlerinden kurtulur ve ateşe doğru döner. Gözlerinde ilk başta bulanıklık vardır ama daha sonra, nerede olduğunu görmeye başlar. Mağaradan dışarıya tüneli izleyerek çıkar ve sonunda, güneşe bakabilir. Mağaraya geri geldiği zaman, dışarıdaki dünya hakkında söylediklerine kimse inanmaz. Özgürlüğüne kavuşan bu adam bir filozofa benzer. Görünüşlerin ardını da görür. Sıradan insanların gerçeklik hakkında pek az fikri vardır, çünkü üzerine derinlemesine düşünmektense, önlerinde olana bakmaktan hoşnuttur. Fakat görünüşler yanıltıcıdır. Gördükleri gerçeklik değil, sadece gölgelerdir.
”… insanlar fotoğraflardan çekip gitmezler.”
"Gerçek ona baktığınız açıya göre değişebilen bir şeydir."
Sen ne desen kulak asmazlar, ama Tanrı buyruğu dedin mi karşı gelemezler !
Reklam