kendimizi birlikte tanımladığımız şeyler , yaşa , cinsiyete, gelir seviyesine, sosyal sınıfa, modaya, etrafınızı saran kültüre ve diğer etkenlere göre kişiden kişiye değişir. ama kendinizi birlikte tanımladığınız şey sadece içerikle ilgilidir ;oysa bilinçsiz. tanımlama takıntısı yapısaldır. bu, ego zihnin çalışmasının en temel yollarından biridir. ama sorun şu ki tüketim toplumunun devam etmesini sağlayan şey, insanların kendi kimliklerini nesneler aracılığıyla bulmaya çalışmalarıdır ve bu da hiçbir işe yaramaz; ego sadece geçici bir süre için tatmin olur ve bu yüzden sürekli daha fazlasını arar, bir şeyler satın almaya devam eder, sürekli tüketirsiniz. elbette ki yüzeysel kimliklerimizin varlıklarını sürdürdüğü bu fiziksel boyutta nesneler gereklidir ve yaşamımızın kaçınılmaz parçalarıdır. eve , giysiye mobilyaya, aletlere, ulaşım araçlarına ihtiyaç duyarız. güzellikleri veya öz nitelikleri açısından değer verdiğimiz şeyler de olabilir. nesneler dünyasının aşağılamak yerine onurlandırmamız gerekir. her şeyin bir varlığı vardır; her şey enerjisini tüm yaşamın kaynağından alan geçici bir biçimdir. antik kültürlerde insanlar her şeyin cansız nesnelerin bile bir ruhu olduğuna inanırlardı ve aslını söylemek gerekirse bu konuda gerçeğe bugün olduğumuzdan daha yakınlardı. zihinsel soyutluk yüzünden cansızlaşmış bir dünyada yaşadığınızda artık evrenin canlılığını hissetmemeye başlarsınız. çoğu insan yaşayan bir gerçekliği değil kavramsal bir gerçekliği algılar.