Ama gerçeklikten daha gerçek olan nedir, yaşamın kendisinden daha çok yaşam nerededir? Ve bizler, elimizden geldiğince yaşamaya çalışan bizler, neden daha yoğun yaşayamıyoruz?
Yorgunsak eğer, bu daha önceden çok uzun bir yolu yürüdüğümüzden değil midir? Ve insanın yeryüzünde verilecek bir savaşı olduğu doğruysa, o bezginlik duygusu ve başın yanıp tutuşması, uzun süredir mücadele ettiğimizin bir göstergesi değil midir?
bazı parçalarsa yapıştırılamayacak kadar ufaktı; onların bulunmaları gereken yerlerde boşluklar oluştu. tek tek yapıştırdım, yapıştırabildiklerimi. çok uğraştım. sonunda ortaya aslının eğri-büğrü bir simgesi gibi bir şey çıktı- ve, şu tümce:-
dikkatsizlik ederek düşürüp kırdığın- sevdiğin kişinin izlerini
taşıyan; senin için değerli- bir nesneyi, parçalarını tek tek
toplayıp, dikkatle- saatlerce uğraşarak- özel olarak aldığın bir
zamkla yapıştırıp onardığında, ortaya orası burası eksik-gedik,
yamru-yumru bir şey çıkar- ama eskisinden de daha değerlidir
artık; çünkü, şimdi, senin izlerini de taşıyordur.
başka bir şey yapamazdım.