İlayda İnce

“İnsan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. İyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.”
Sayfa 29·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.”
Sayfa 251 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Neden kızıyorsun? Neden şikâyet ediyorsun?” dedi. “İçindeki şeytan dediğin o şeyin en kıymetli tarafın olmadığını nereden biliyorsun? Sizin gibi beş hissinden başka duygu vasıtası olmayanlar bu daimi korkudan kurtulamazlar. Asıl sebep ve illetlere* varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdadır. Gözümüzü kör eden yedi renktir, kulağımızı sağır eden sesler, ağzımızı paslandıran yediklerimiz, kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşmalarımızdır. Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
“Bazı anları geri alamazsın, Blue. Bütün hayatını kaçırdığın anları, yapman gereken ama korktuğun için yapmadığın şeyleri düşünerek yaşayamazsın.”
Yabancı Yayınları
“Bir resme renklerin bulanıklaşıp artık neye baktığını algılayamayacak hâle gelene kadar baktınız mı hiç? Ne görüntü vardır ne yüz ne de şekil... Sadece renk, sadece boya anaforu... Bence insanlar da böyledir. Onlara gerçekten baktığınızda mükemmel burnu, düzgün dişleri görmez olursunuz. Sivilce izlerini ya da çenedeki çukuru görmez gözleriniz. Bunlar bulanmaya başlar ve birden renkleri, deniz kabuğunun içindeki yaşamı görmeye başlarsınız ve güzellik yepyeni bir anlam kazanır.”
Yabancı Yayınevi