10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 21:12
Oğuz Atay’ın dili ve anlatım biçimi alışılmış romanlardan oldukça farklı. İç konuşmalar, oyunlar, şiirler, listeler, alaycı ifadeler ve bilinç akışı iç içe geçiyor. Bu nedenle kitabın bazı bölümleri oldukça akıcıyken bazı bölümleri yorucu ve karmaşık gelebiliyor. Ben de zaman zaman anlatıdan koptum ve sıkıldım. Ancak kitabı bitirdiğimde bu karmaşanın bile karakterlerin zihinsel dağınıklığını ve hayata karşı yaşadıkları yabancılaşmayı yansıttığını düşündüm. Tutunamayanlar kolay okunan, herkese aynı şekilde hitap edecek bir kitap değil. Sabır isteyen, bazı yerlerde insanı yoran, fakat üzerine düşünüldüğünde çok şey bırakan bir eser. Kitabı okurken hem güldüm hem üzüldüm, hem sıkıldım hem de merakla okumaya devam ettim. Kısacası neredeyse her duyguyu yaşadım. Belki de bu yüzden kitap bittiğinde bende yalnızca bir hikâye değil, uzun süre düşünmeye devam edeceğim bir his bıraktı. Romanda dini ifadelerin ve kavramların zaman zaman mizahın ya da eleştirinin bir parçası olarak kullanılması konusunda ise kararsız kaldım. Fakat roman hakkındaki fikirlerimi tamamen olumsuz etkilemedi diyebilirim. Çok uzattım özetlersem: Benim için Tutunamayanlar, toplum içinde kendisine yer bulamayan insanların romanı olduğu kadar, kendisini anlamaya ve anlatmaya çalışan herkesin de hikâyesiydi. Kusursuz bulduğum bir kitap olmadı; ancak beni etkileyen, düşündüren ve bittikten sonra bile zihnimde yaşamaya devam eden güçlü bir eser oldu.
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
7/10
·560 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:31
İnceleme Spoiler İçerir Yazarın tüm kitaplarını okumuş ve Babil kitabı ile Haşhaş Savaşı serisini çok çok seven biri olarak bu kitabında sıkılmak beni üzdü. Kitap daha çıkmadan zaten çok patırtı koparmıştı. Bu kitabı okumadan şu şu kitapları, bu bu metinleri okuyun vs diye listeler falan paylaşılıyordu. İnsanda bu kadar dolu dolu, göndermeli bir kitabı dümdüz okursam bir şey anlamam diye düşünüyor. Ama alakası yok, Dante yada mitoloji hiç bir şey bilmeseniz de kurguyu anlayabilirsiniz. Tüm göndermelere hakim olmak zorunda hissetmediğiniz sürece sorun yaşamazsın. Kurguya gelecek olursak yazarın mutsuz/gri sonları meşhur olduğu için hep Peter'ın eninde sonunda öleceğini bekliyordum, asıl beklemediğim geri dönmesi oldu. Yani yazar mutlu sonla beni şaşırttı, hiç onluk değildi sanki. Hikaye aslından fikren cok güzeldi, büyü sistemi de ilginçti, özgündü kabul. Ama bize büyünün nasıl işlediğini anlatıp sonra su paradoksu kullanacağım diyip geçse mesela çok daha akıcı olurdu kitap. Sürekli bir bilgi bombardımanına tutuldum sanki. Başlarda bir iki bu nedir diye bakayım dedim ama sonu bucağı gelmiyor, bir de yazar zaten kitapta uzun uzun açıklıyor sürekli. Cehennem katmanları, tasvirleri güzeldi ancak yolculuk çok uzadı gibi. Olaylar kısa sürede gerçekleşiyor aslında ama çok ayrıntı okuyoruz, yoruyor. Yine yazarın başka bir imzası da gri/anti kahramanları ana karakter yapmasıdır. Ben şimdiye kadar bir şekilde gri de olsa sevmiştim tüm ana karakterleri, Rin koyu gri Robin açık griydi bence ama yinede sevmiştim. Alice ise gri degildi, finale kadar gayet net bir siyahtı. Yok akademik ortamdaki rekabet, yok akıl hocasının kötülüğü ve etkisi, yok hırsı vs. yaptıkları için hep bie bahanesi vardı ama zaten cehennemdeki tüm karakterlerin durumu buydu, nedensiz salt kötü olmak
1000Kitap
KatabasisR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2025671 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·237 syf.··
2026 42. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 09:19
Uzun isimli kişisel gelişim kitaplarından birini daha bitirdim, tabi kurgu roman türünde bu defa. Listeler halinde 1-2 örnekle ilerleyen kitaplardansa bu tarzı daha çok seviyorum, hem empati kurması güzel oluyor hem de hikayenin bilinmezliği meraka düşürüyor insanı. Hayatta hangimiz çıkmaza girdiğimizi hissetmiyoruz ki? Camille de onlardan biri & yaptığı kaza sonucu yardım istediği civardaki en yakın evde tanıştığı rutinolog olan Claude sayesinde hayatını değiştirmeye başlar. Bu türde çok okuduğum için heyecanımı körükleyerek ilerlese de kitap son sayfalara kadar beni şaşırtmamıştı ta ki bazı gerçekler ortaya çıkana dek. Alın okuyun, hatta bu tarzda kitaplara ön yargınız varsa özellikle de bununla başlayın derim. Kitapla kalın -.-
İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında BaşlarRaphaelle Giordano · Yan Pasaj · 20171,428 okunma
Bir Ömür Böyle Yaşanmaz. Zaten istesek de imkan yok.
2/10
·288 syf.·
2026 143. kitabı
Bir Ömür Nasıl Yaşanır? İlber Ortaylı Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabı, vadettiği toplumsal rehberlik vizyonunun çok uzağında kalıyor. Yaklaşık 300 sayfalık bu eseri büyük bir sabırla, yarım bırakmamak için direnerek bitirdiğimde, altını çizip katılabildiğim fikirlerin sayısı 15-20'yi geçmedi. Kitap, genel okuyucuya hitap eden akıcı ve kolay okunabilir söyleşi formatına rağmen, yazarın kendi öznel düşüncelerini "mutlak doğru" gibi lanse eden üstenci üslubu sebebiyle okuru ciddi anlamda bunaltan bir metne dönüşüyor. Kitabın adı her ne kadar "Bir Ömür Nasıl Yaşanır?" olsa da içeriği tamamen "Ben nasıl yaşadım ve benim gibi imtiyazlı insanlar nasıl yaşamalı?" sorusunun cevabından ibaret. Bu yüzden eserin adı aslında "Bir Elit Bir Ömrü Nasıl Yaşar?" olmalıydı. Ortaylı, meseleleri ele alırken sürekli Türkiye’nin elit ve burjuva sayılabilecek kesimlerinden örnekler veriyor. Kitabın dördüncü bölümü olan "Nasıl Çalışmak Gerekir?" kısmında iş ahlakı ve öğretme metodolojisine dair katıldığım bazı haklı yönler olsa da yazarın ısrarla sunduğu "Avrupa’yı gezmek, görmek, yaşamak" tavsiyeleri, bugünün Türkiye gerçekliğiyle taban tabana zıttır. İlber Ortaylı, milletimizin genelinden çok farklı, imtiyazlı bir soyada, aileye ve Ankara’nın elit bürokratik çevresine sahip olarak büyümüş, bu imkanları sonuna kadar kullanmıştır. Ancak bugün Türkiye’de 25 yaşında ya da evlilik arifesinde olan, özel sektörün ağır şartları yüzünden bayramda dahi ailesini ziyaret edemeyen milyonlarca genç varken, bu tavsiyeleri uygulayabilecek belki 30 çift bile yoktur. Bu yönüyle kitap, 2015 sonrası değişen dünyanın ve ekonomik olarak dar boğaza giren Türkiye gençliğinin gerçeklerinden tamamen kopuktur. Eğer bu rehber bir Avrupalı burjuva gençliği
İnsan ve Hayat
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma
Devrim
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 21:52
İki Şehrin Hikâyesi Fransa'da 18. yüzyılda yaşanan sınıfsal farklılıkların, insan yaşamını belirleyen yegane şey olduğunu gözler önüne serer. Kitap içerisinde tasvir edilen köylülerin yiyecek bir şey bulamayıp yenebilecek ot ararken bir markinin çikolata yemesi için dört hizmetkara ihtiyaç duyması, halkın içler acısı halini özetler. Fransa'da halk açlık ile mücadele ederken, üstüne soyluların alt tabaka insanlara yaptıkları eziyet ve kanun tanımaz işkenceler de eklenince düzene karşı bir isyan yavaş yavaş başlamış olur. Bu isyan dalgası ve devrim süreci, öldü sanılan Doktor Manette'in, onu bulan kızı Lucie ile birlikte gelişen olaylar üzerinden okuyuculara anlatılır. Alt sınıfların hiçbir hakkının olmaması devrime yol açmıştır. Örneğin, bir adamın çocuğunu arabayla ezerek öldüren bir soylu, hiçbir şey olmamış gibi bir altın para verip yoluna devam eder; üstelik para vermiş olmasını da yüce gönüllü olmasına bağlar. Defarge'ın ailesine karşı işlenen suçların cezasını vermek için ise koca bir devrim yapmak gerekir; çünkü mevcut düzen içerisinde soyluların ceza alması mümkün değildir. bundan sonrası spoiler ​Doktor Manette, kızı ve Mr. Lorry sayesinde yeniden hayata tutunur ve İngiltere'de kızı ile mutlu bir hayat kurar. Ancak Charles Darnay'in aileye girmesi ile birlikte Fransa'daki lanet yine ailenin üstüne bulaşır. Charles Darnay, Fransa'da soylu bir ailenin varisidir; fakat soyluların haklarından ve halkın kanını emmesinden nefret eder. Bu yüzden bütün soyluluk haklarını reddederek İngiltere'ye kaçar. Darnay, kendisine gelen bir mektupla Fransa'ya, hiç gitmemesi gereken bir zamanda gider ve mahkum olur. Fransa'daki devrim her gün durmadan kan dökerek devam eder. İdamların sonu gelmez; devrimden önce yapılan listeler hiç eksilmez, sürekli yenilenir. Böylece şiddet ve adalet de
Alıntı
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,6bin okunma
Her sivriliği yumuşatmada üzücü becerileri olan kadınlar...
Puan vermedi·128 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:12
Kendi deyişiyle; öyküleri birbirine teğet geçecek , aynı zamanda odaktaki bir portreye de girip çıkacak biçimde yazmanın güçlüğüne meydan okuyor bu kitabıyla Tomris Uyar. ...Bir erkeğin, kültürce kendisine denk, üstelik konuşmaya, düşüncelerini anlatmaya susamış bir kadını uzun süre kaldıramayacağının henüz keşfedilmedigi ... 30'ların dünyasından kadınlar öykülüyor. Çocukken sevgisini belirtmede tutumlu davranan kadınlar ; her sivriliği yumuşatma , her suçu bağışlama , her ayıbı örtmede üzücü becerileri olan kadınlar; ve nihayetinde çerçevesinden taşıp, 'Ben , benim. Benim neler yaşadığımı bilemeyeceğine göre toplumsal gözlemlerini kendine sakla' diyebilen kadınlar. Satır aralarında, çizdiği portreleri aydınlatmak adına, farklı açılardan çekilmiş fotoğraflardan kolajlar misali listeler sunmasıyla oldukça şahsına münhasır öykülerinde, yazma eylemine dair düşünceler de yer alıyor. İlk cumlesini bir deniz kıyısında okudugum Otuzların Kadını'nın kapağını bir at kestanesi ağacının gölgesinde kapattım, arada hep 1930'larda yaşadım. Tomris Uyar 'ı her okuduğumda bu kadar güçlü bir kalem olmasından çok ikinci yeniye ilham oluşuyla tanınmasının büyük bir haksızlık olduğunu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Çünkü edebiyat tarihinde erkeklerin çevresinde konumlandırılarak anlatılan nice kadın sanatçı gibi Tomris Uyar da çoğu zaman kendi cümlelerinin gölgesinde değil, erkek şairlerin biyografilerinde anıldı. Bu yüzden erkeklerin hayatında bir dipnot olmaya razı gelmeyen kadınlar yarattığı öykülerini hep çok severim Otuzların Kadını Tomris Uyar
Otuzların KadınıTomris Uyar · Can Yayınları · 2024267 okunma