Oysa benim tek istediğim yalnız olmaktı, kitaplar, gezintiler, hayaller ve uzun, rahat uykularla dolu, telefonsuz, radyosuz, hiç konuşmadan geçen, kısacası hiç rahatsız edilmeden kendimle kalacağım bir on dört gün istiyordum. Meğer yıllardır huzuru ve sessizliği özlediğim kadar hiçbir şeyi özlememişim.
Her pencerenin ardında bir kaderin beklediğini, her kapının bir maceraya açıldığını, yaşamın çeşitliliğinin her yerde olduğunu, hattâ parlak bir böceğin çürümesi gibi çoktan şekillenmiş yaşamlarla dolu en pis köşeleri bile hissediyordum.