"Kimse acı çekmek istemez ama her birimizin kaderi bu.
Bazıları daha çok acı çeker. Kendi iradeleriyle değil üstelik. Mesele acıya katlanmak değil. Mesele, nasıl katlanıldığı."
"Dünyayı değiştirecek güç," dedi, adının söylenmesi yasak olan kadın, "sence kaos, sanat ve bilim, öyle mi? Bir lanet, lütuf ve ilerleme mi? Peki ya, hiç iman, aşk ve özveri yok mu?
"Duyuyor musun? Horoz Kambi ötüyor. Dalgalar kıyıya vuruyor, Naglfarl'in yarattığı dalgalar bunlar. Hemdall'in boynuzu çalıyor; Hemdall yüzünü düşmana dönmüş, Bifrost
gökkuşağının üzerinde duruyor. Beyaz Soğuk geliyor, fırtına ve tipi geliyor... Yeryüzü, yılanın şiddetli hareketleriyle sarsılayor..
"Kurt, güneşi yutuyor. Ay, kapkara. Yalnızca soğuk ve karanlık hakim. Kin, öç ve kan..
"Kimden yana olacaksın, Yennefer?"
Özgürlük istiyordum, soluğum kesilircesine!
Özgürlüğüme kavuşmak için dudaklarımdan bir dua koptu, esen hafif rüzgârla dağılıp gitti. Bu kez daha alçakgönüllü bir dilekte bulundum. Değişiklik, heyecan istedim. Bu dua da boşluğa karıştı. Yarı çılgınca , "Tanrım!" diye bağırdım. "Öyleyse şimdikinden başka, yeni bir kölelik bağışla bana!"
Bir an kırsalın köșesinde baldıran otları arasında kucağında bebek John'a șarkı mırıldanıp dans eden eşi Edith'i ölümsüz
bir Elf kızına benzetti. Akşam eve döndüklerinde, aklında kalan görüntüden hayaline yansıyanları hikâyesine yeni ve çok özel bir bölüm olarak eklemişti. Bu
öyle bir hikâye oldu ki ölüme inat mezar taşlarına dek kazınacaktı. Tolkien o gün kırlarda dans eden eşini ölümsüz Elf kızı Lùthien, kendini ise o ölümsüz Elfi seven ölümlü insan Beren olarak anlatmıştı. Bu onların aşk masalı olmuştu.