"LOGOTERAPİ" terimi, "anlam yoluyla terapi" olarak çevri
lebilir. Elbette "anlam yoluyla iyileşme" olarak da çevrilebilirdi,
ancak bu, logoterapide bulunması gerekmeyen dini bir anlam
yüklerdi. Şöyle veya böyle, logoterapi anlam merkezli bir (psi-
ko-) terapidir.
"Doğa." Bir küvetin içinde karşımda oturmuş, gözlerime bakarken söyledi bunu. "Güvendiğin o adam olmak isterdim."
"Sen zaten o adamsın."
Ediz Çağıran'ın derinliklerinde yüzmüştüm ve orada güvenebileceğim bir adamla karşılaşmıştım. O adama öyle bir inanmıştım ki Ediz bile o inancı söküp alamamıştı oradan.
Bir zamanlar düzenli olarak gittiğim psikolog, "Leon Festinger'ın ortaya attığı bir kuram var," demişti. "Eğer insan inancına ters düşecek bir durumla karşılaşırsa büyük bir psikolojik stresle karşı karşıya kalacaktır ve inancını terk etmek istemeyecektir çünkü inandıklarının yanlış olmasını istemez. Bu yüzden karşılaştığı ters durumlara karşı büyük bir direnç gösterebilir, onları görmezden gelebilir, hatta bu ters savunmaya karşı saldırıda bile bulunabilir. Bilinçaltını farkında olmadan kandırabilir. Peki sen Doğa? İnandıkların uğruna kendini kandırıyor olabilir misin?"
Beni öldürmek üzereyken bir insana güvenmem mümkün değildi ama ona güvendiğimi söylemiştim. Ediz Çağıran benim güvendiğim adamdı fakat o adamı benden hep saklıyordu, buna inanmıştım. Bunun için sebepler bulmuştum kendime, mesela beni kaçırmıştı, değil mi? Başlangıçta öldürmek istediği biriydim, bu gerçeği kenara bırakıp bana o adamı gösteremezdi ama o adam hep oradaydı, bana bakıyordu. Buna inandım.
Yanılmış mıydım?
Frankl prensipleri ve idealleri için yaşadı ve öldü. Auschwitz’de mahkumken yaşadıkları ona şunu göstermişti: “İnsan karşılaştığı her türlü koşulda tavrını, kendi yolunu seçebilirdi. Bu özgürlük insandan alınmayacak tek özgürlüktü.” Hiçbir yardım almadan tek başına yaşamak zorunda kaldığı bir şey başına gelmişti ve hayatının geri kalanı boyunca onu yüreklendiren de bu oldu.