"Olmasaydı sonumuz böyle!"
Şiştt...
Sakin.
Spoiler falan vermedim.
Ama ne olur benden bu kitabı spoiler vermeden incelememi beklemeyin, yine de elimden geleni yapacağım. En son Martin Eden beni bu kadar yakmış, yıkmıştı. Ama Martin için üzülmüştüm o kitapta. Bu kitapta kime tutunduysam kaldı elimde.
Ağaca güvendim çürüdü. İnsana güvendim öldü, öldürdü, öldürüldü.
İncelememin henüz başında bir uyarım olsun: Bu kitap ruh sağlığınıza zarar verebilir. Dileklerin ulaşamayacağı yerlerde saklayın!
En son ne dilediniz hayattan hatırlıyor musunuz?
Ya da en içten dileğiniz neydi?
Gerçek olsaydı ne olurdu düşündünüz mü hiç?
Her şey çok güzel olurdu.
Hadi canım sen de!
Bir gün bir söz okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. "Bazı şeyler yokken güzel." Bu kitaptan da şu dersi çıkardım: Bazı dilekler yalnızca dilek aşamasında kalınca güzel. İstediğimiz her şey gerçekleşse daha mutsuz olur, o yükü taşıyamazdık.
İnsanın düşünceleri yüzüne yansırmış. Çirkin düşünceler çirkin suretler doğururmuş. Ve bu suretler ele verirmiş kendini, bizi çirkin düşünenlerden korurmuş.
Dorian'a da çok haksızlık etmek istemiyorum. (İçimden beter olsun diyenleri de duymuyor değilim.) Derler ki güzellerin bahtı kara olurmuş. Dorian güzel yüzünden kaybetti belki de. Güzel yüzünün getirdiklerinden. Güzel yüzüyle edindi kendini yakacak insanları ve yine güzel yüzüyle yaktı onları. Gerçek olan dileği yine güzel yüzüyle ilgiliydi. Olmasaydı, olmayacaktı sonu böyle, ne onun ne de sonunu getirdiklerinin.
Yazıldığı dönemde birçok tartışmaya neden olmuş bir eser. Eşcinsellik bunlardan biri. Dorian'a taparcasına bağlanan erkekler var. O dönemde bunu dile getirmek bir yazar için oldukça cesur diye düşünüyorum. Şu dönemde bile öyleyken... Ve sonradan öğrendim ki eser sansüre uğramış. Orijinal hali nasıl bilmiyorum ama