Beni, konuşmaları tercüme etmem için getirdiğini düşündüm birden ve kendimi kullanmış hissettim. Bana ihtiyacı ölçüsünde değer veren bir yoldaş.... Hayıflandığım sırada fısıldadı:
" Senin sırdaşım ol diye davet ettim yoldaş, lütfen yanımca dur!"
geceydi.
sevişme öncesi
uyku öncesi
sabah öncesi
belki de ölüm öncesiydi.
kirli yatağıma uzanmıştım,
uzakların sesi kırılgandı,
uzakların sesi cinayet öncesi gibi telaşlıydı,
bütün koordinatlar bir tek hedefe kilitlenmişti.
annemin çığlığına ezanın sesi karıştı.
annemin gülüşüne ölümün izi sıçradı.
hayır anne!
düşen ben değilim.
hayır anne bu kez düşen sancılarım değil
anne! sen uyu lütfen düşen yüzüm.
yüzümü arıyordum, bütün odalara baktım bütün kadınlara sordum bütün köpekleri sorguladım, eski sevgililerimi aradım ceplerimi yokladım. çocukluğumu öldüresiye dövdüm.
vurdum yine 'vurdum' tüm ilansız
ve
ilahi intiharları baştan okudum, mezarlıklarda yatan ölülerin itiraflarını dinledim yoktum...
«"Ama sen…sen ölmedin, öyle değil mi? Resmini neden aile mihrabına koydun öyleyse?"
"Sus, lütfen," dedi Issa; biz, atom bombası hayaletlerinin çoğunun, kendimizi ölü saydığımızı, onun için de resmimizi aile mihrabına koyduğumuzu biliyordu.»
«Gittikçe nasıl oluyorsunuz? İyi mi, kötü mü, yanıkların iyileşip iyileşmeyeceği belli olmaz, ama lütfen dayanınız. En korkulacak şey delirmektir, deliler gibi bağırdığınızı farkettiğiniz anda susunuz!»