Eveet. Sonunda bitirmeye karar verdim. Önecikle kitabı bu yayından okumadım söylemem gerek. "Özet"ini okudum arkadaşlarımın küçümseyici ifadeleri eşliğinde çünkü elimde bu vardı, almaya da üşendim açıkçası. Ama sorun yok çünkü bir kez daha okumanın bana asla zorluk vermeyeceği bir kitap. Ve şunu anladım ki, evet benim okumaktan en çok zevk aldığım kitaplar bunlar. Biraz utanıyorum gerçi geç okumaktan ama bu yaşlar iyidir bence. Rus edebiyatıyla devam edeceğim sanırım. İçeriğini anlatmayacağım elbette lüzum görmüyorum sadece tüm bu olaylar boyunca asla mutlu ve aydıklık bir son beklemediğimi itiraf etmem gerek. Kitap o kadar boğuktu ki okumakta zorlandığım ve beni gerçekten geren yerler oldu. Dolayısıyla kötü ya da havada kalmış bir son beklerken karşıma klişe olmasına rağmen beklemediğim bir şey çıktı. Raskolnikov umutluydu. İçindeki o sıcaklığı kısa olmasına rağmen çok yakından hissettim. Kitapta gerçekten keşke orijinalini okusaydım dediğim yerler oldu, ayrıntılı bir şekilde görmek çok daha fazla zevk verirdi ama sorun yok dediğim gibi. Hayat uzun, bir şekilde tekrar okuyacağım. Son olarak demek istediğim böyle bir karakter için bile umut varsa, hepimiz için vardır. Buna inanmak gerek. Bu gece sıkıntılı geçiyordu ama kitabın sonu iyi geldi iyi ki bitirmişim. Bu kadardı. Raskolnikov çok ilginç ve ciddi anlamda sıkıntılı bir karakter, kesinlikle kendimi görmedim onda ve bu mutluluk verici. Ama onun da insan olduğunu gördüğüm yerler bana huzur verdi. (kitapta hiç görmediğim alıntılar buldum internette kendimi öldüreceğim) Suç ve CezaFyodor Dostoyevski
kitap başta anlatım olarak fazlasıyla hoş, uzun sayılabilecek bir kitap ama bunu hissettirmiyor. aptal ve süslü laflar, betimlemeler yok. her şey olduğuyla ve biraz da fazlasıyla anlatılmış. olayları ve kişileri hem okuyor, hem de kendi yorumunuzu katıyorsunuz. karakterler kendine özgün, hepsinin bir havası ve oturağı var. öyle ki kitap bittiğinde hepsini birer tanıdıkmış gibi hatırlayabiliyorsunuz. ve elbette ki gelelim darcy ve elizabethin hikayesine. kız dik başlı, inatçı ve sevecen. erkek de aynı şekilde inatçı olmakla beraber huysuz görünüşlü, soğuk ve kibar. baştan itibaren belli ki mükemmel bir çift olacaklar. aslına bakarsanız bu kitap zaten sürprizler ve sonunun merakı için okunacak bir kitap değil, bu bir süreç. okumalı, hayal etmeli ve bu aşkın gidişatından zevk almalısınız. kitapla ilgili beğenmediğim bir şey yok, keşke ikisinin birlikte olduğu zamana biraz daha bölüm ayrılsaydı ama düşününce insanın hoşuna giden asıl tarafı kavuşana kadarki o zor ve güzel zaman sanırım. Jane AustenGurur ve Önyargı
Kitap hoş ve içine çeken bir olay örgüsü var. Karakterler derin ama bir o kadar da basitler, bizler gibi. Ama kitapla ilgili en çok hoşuma giden şey diyaloglar oldu. Birçok yeri uzun uzun düşündüm, kendi hayatıma uyarlamaya çalıştım ve bu "içimdeki şeytanı" aradım. Bariz vir şekilde de şeytan yoktu. Macide ve Ömer'in tutkulu ama temelsiz aşkları bana biraz acıma duygusu verdi. olgunluk dönemlerinde yaşaman gereken fakat devamı olmayacak, içinde bir bıçak izi misali ömür biyu taşıyacağın bir ilişki. Ama işin sonunda olay aslında çok basitti: Ömer kendine bir amaç arıyordu çünkü hayat şu ana kadar ona ele alınır bir şey vermemişti. Hoş, bu da onu istemiyordu zaten. Macide'nin sevgisi ona sanki hayatta tutunacak bir şeyin olduğunu göstermişti. Ama en sonunda insan öyle kolay kolay değişmiyor, Ömer sorumluluk almıyor. Kızımız içinse durum farklı, o Ömeri ateşli laflar için olduğu kadar ona acıdığı, bir anne gibi merhamet gösterdiği için sevmişti, ya da öyle sandı. Ama görüyoruz ki Macide aslında bir çocuk değil, bir dayanak istiyor. Onu koruyacak ve koşulsuz güvenebileceği biri. Ömeri belki sevdi ama onunla yaşayamazdı ve en sonunda da yaşayamadı. Bu aşkımsı şey de burada bitti. Kitapta ikisine de ne kadar acısam ve saçma bulsam da sonu ağlattı gerçekten. Belki ikisi de değişir ve bir vakit tekrar karşılaşırlar, yani umarım. İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali