Bahçıvan ve Ölüm son dönemde sosyal medyada çokça övülen kitaplardan biri. Belki de bu yüzden beklentimi fazlasıyla yüksek tuttum. Kitap; yas, kayıp ve ölümle yüzleşme sürecini sade ama etkileyici bir dille anlatıyor. Yazarın bu süreci aceleye getirmeden, duyguyu bastırmadan aktarması kıymetliydi.
Özellikle yasın sessizliği ve insanın ölüm karşısındaki çaresizliği anlatılırken metnin dili gerçekten güçlüydü.
Ancak genel olarak hikâye beni tam anlamıyla içine çekemedi. Okurken sayfalar aktı ama kitapla aramda derin bir bağ kurulduğunu da söyleyemem.
Kısacası, anlamlı ve iyi yazılmış bir metin olsa da benim için sosyal medyada çizilen o “çok sarsıcı” etkiyi yaratmadı. Belki doğru zamanda okunsaydı daha başka hisler bırakabilirdi.
Bahçıvan ve Ölüm
Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar’ın hayal gücüyle örülü, fantastik ve sıra dışı kurgusuyla okuru sürekli diri tutan bir roman. Olayların beklenmedik şekilde ilerlemesi sayesinde okurken hiç sıkılmadım. Ancak tüm bu zengin anlatım ve oyunlu diline rağmen bana özel olarak güçlü bir mesaj ya da kalıcı bir ders bıraktığını söyleyemem. Yine de atmosferi, karakterleri ve anlatım tarzıyla farklı bir okuma deneyimi sundu. Benim için 7/10’luk bir kitap oldu.
Puslu Kıtalar Atlası
İnce Memed 1İnce Memed 3İnce Memed 4İnce Memed 2Yaşar Kemal
İnce Memed serisini bitirdiğimde içimde tuhaf bir boşluk kaldı. Çok uzun zamandır okumak istediğim, hep “bir gün mutlaka” dediğim bir seriydi. İyi ki o gün gelmiş. Çünkü bu sadece bir roman serisi değil; Anadolu’nun, yoksulluğun, zulmün ve en çok da insan olmanın destanı.
Yaşar Kemal’in dili başlı başına bir dünya. Doğayı anlatışı, Çukurova’nın sıcağını, toprağını, rüzgârını sayfalardan taşırması inanılmaz. Okurken sadece Memed’i değil; dağları, köyleri, çukurları, dikenleri, korkuyu ve umudu da okuyorsunuz. Her satırda halkın sesi var.
İnce Memed benim için sadece bir eşkıya ya da bir kahraman olmadı. O, adaletsizliğe karşı çaresiz bırakılmış bir çocuğun büyüyüp isyana dönüşen haliydi. Zulmün insanı neye dönüştürdüğünü, gücün nasıl yozlaştığını, korkunun nasıl nesilden nesle aktarıldığını çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor seri. Abdi Ağa gibi karakterler, yalnızca romanda kalmıyor; insan ister istemez bugüne de bakıyor.
Seri ilerledikçe Memed’in efsaneye dönüşmesini izliyoruz ama Yaşar Kemal onu asla bir masal kahramanı yapmıyor. Acılarıyla, çelişkileriyle, yalnızlığıyla çok gerçek bir karakter olarak kalıyor. Belki de bu yüzden bu kadar etkiliyor.
İnce Memed’i bitirince şunu hissettim:
Bu topraklarda adalet arayışı hiç bitmemiş. Ve edebiyat bazen bir çığlık, bazen bir umut, bazen de bir hesaplaşma olabiliyor.
Geç okudum ama iyi ki okudum.
Unutulmayacak, içimde uzun süre yaşayacak bir seri oldu.
İnce Memed 1Yaşar Kemal
Yaşar Kemal’in eşsiz anlatımıyla yoğrulmuş bu roman, sadece bir eşkıya hikâyesi değil; zulme başkaldıran bir halkın, umudu ve özgürlük arayışıdır. İnce Memed, toprağını, onurunu ve insanlığını korumak için dağlara çıkan bir çocuktan halk kahramanına dönüşürken, okuyucu da onunla birlikte Çukurova’nın yanık tarlalarında, zalim ağaların ardında koşar.
Dili zengin, tasvirleri nefes kesici. Türk edebiyatının kilometre taşlarından biri. Okudukça değil, yaşadıkça büyüyen bir roman.
Kitabı okurken hayata tekrar bir çocuğun gözüyle bakmaya başlıyorsunuz.
Küçücük yüreklerin kendi davaları için her şeyi göze alabilmesi beni en çok etkileyen bir kısımdı.
Çocukların sadece bir arsa parçası için verdikleri savaş gerçekten çok etkileyiciydi.
Her ne kadar çocuk kitabı kategorisinde olsa da kesinlikle yetişkinlerin de okuması gereken aksiyon dolu, heyecanlı ve çok sürükleyici bir kitap.
Cesaret ve fedakarlığıyla hikayede beni en çok etkileyen karakterlerden birisine Nemeçek, küçük sarışın çocuk … Küçücük bedeniyle her şeyi sırtlayan koca yürekli savaşçı..
Ölümsüz olan bu hikayenin bir ölümle sonuçlanması kitabın en vurucu noktalarından biri…
#k:375063f Ferenc Molnar