Gençken söylediydim diyor İbrâhim Tenekeci bende gençken okuduydum derimm:)
Giderken bir çok şey söylenmek ister ve bir çoğu söylenmez her şeye değinmiş her taşın altını kaldırıp bakmış şairimiz. Bu kadar gürültüye gerek var mıydı bilemiyorum tabii. Kalkan tozların arasında herkesin kendini bulabilmesi temennisiyle..
Yük olmayayım dünyaya diye
Yalnızca adını yazabilen
Biri olmak isterdim.
Keyifli okumalar.
Farklı zamanlarda okuduğum ve gerçekten farkındalık kazandığım bir üçleme...
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları - 1. KitapİFA: İnsanın Fabrika Ayarları 2. KitapİFA: İnsanın Fabrika Ayarları 3. Kitap
Böyle kişisel gelişim kitabı olarak düşünmeyin diye bu incelemeyi yazma ihtiyacı duydum. Çünkü yazarımız Sinan Canan' ın böyle bir kaygısı yok!
( Herhangi bir sponsorluk almadım :^)
Birinci kitap homo sapiensleri yani bizleri, bizim bedenlerimizi nasıl bir süreç yaşadığımızı, evrim hakkında birkaç düşüncesini belirten yazarımız homo sapienslerin şuan ki dünyada nasıl bir konumda olduğunu ve olması gerektiği konusunda araştırmalarını tablolar grafikleri ile bizlere sunuyor.
İkinci kitap ilişkiler ve stres konusunda nelerin sebep olduğunu bunların neden olduğu konusunda bence bir yol gösterici kendimize her daim hatırlatamadığımız, içten içe öyle olduğunu bildiğimiz ama sesli bir şekilde ifade etmenin zor olduğu durumlarda epey yardımcı oluyor
Vee üçüncü kitap sınırları aşmak, konfor alanlarımız...
Konfor alanı nedir? Benlik nedir? Değişen dünyada bizim geliştirdiğimiz şeylerin neden yine biz kölesi oluyoruz?
Sorular ve sorular ...
Sınırlarımızı aşmalıyız ki istediklerimizi olalım.. Son zamanlardaki herkesin dilinde pelesenk olmuş cümleler e tabii ki benzerlerini burada da okuyorsunuz ama ben farklı bakış açılarını seviyorum böyle konularda toplumdaki her bireyin objektif bakabilirse bir şeyler kazanabileceğini düşünüyorum.
Kelimlerin köklerine inip asıl "ben'i" keşfedebilirsek herkesten çok buna önem verebilirsek neleri değiştirebiliriz sorusundan kendimi alamıyorum.
Harekete geçmek gerekiyor biz homo sapienslerin buna ihtiyacı var kesinlikle.
"Evet, sınırlarımızı zorlamak tabiatımızda var. Ancak bu tabiatı anlamaya çalışmak ve bu tip konularda biraz saygılı, biraz daha mütevazı bir bakış açısını benimseyebilmek, esas başarıdır. Fakat buradaki sınırımız,
"İnsan sonsuza dek yaşayacaksa, kalbiyle yaşamalı." (syf:346)
Bu alıntısıyla birçok düşüncemin oturduğu bir kitaptı kendisi.
Uzun ya da kısa ne kadar yaşarsa yaşasın kalbiyle yaşamalı bence insan.
Kitap tam anlamıyla bu tema üzerinde durmuyor tabii ki bu benim kendi çıkarımım, kitaba kendi bakış açım.
Kitap aslında üç farklı bölümün örüntüsü şeklinde ilerliyor, mitoloji bölümünde Alobar isimli bir kral ile tanışıyoruz. Alobar' ın kralı oldu bölgede krallar saçlarını ak düşene kadar yaşarlar tek bir beyazlayan saç teli ile birlikte bir zehir içirilir ve öldürülürler. Çünkü saçı beyazlayan kralın güçten düştüğü düşünülür ve ülkeyi savunamayacağına inanılır.
Saçına ak düşen Alobar daha çok genç olduğunu ve diri olduğunu düşündüğü için ölmek istemez. Eşlerinden birinin de yardımıyla gerçek zehri içmez ve o sonsuz yolculuk başlar. Bu sonsuz yolculuk esnasında Pan ile tanışır.
Pan, insanların duyguları ile düşünceleri arasına duvar çekmeleri; yaşamak yerine, cennete kabul edilmek ve doğayı tahakküm altına almak için çalışmaları; dans, müzik ve aşkla ilgilenmek yerine doğru ve yanlışla uğraşan Aristo, İsa ve Descartes'a inanmaları ile gücünü yitiren bir tanrıdır.
Vee Alobar gibi ölümden kaçan Kudra, süslendiği ve kokuları sevdiği için evlenme yaşının geldiğini düşünen ailesi tarafından evlendirilir ama kocası öldüğü için yaşama hakkı bulunmayan dulların öldürüldüğü bir yerde yaşar. Kocası öldüğü için onunda ölmesi gerekmektedir. O ise yaşamayı seçip herkesi arkasında bırakır ve uzun bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk Alobar ve Kudra'yı birleştirecek mı acaba?
Kitabın diğer bölümleri ise parfüm üretici iki farklı kızın kapılarında pancar bulmaları ile başlıyor. Pancar biraz garip geliyor kulağa fakat parfümümüzün bağlayıcı notası kendisi.
Hatta kitabın son