İnceleme kitaptan çok kendi düşüncelerimle ilgili aslında. Bu kitap sonunda benim için bir aydınlanma ve kabullenme eşiği oldu: Yakın dönem ya da günümüz Türk Edebiyatı'nın bilinen yazarları ve kitapları beni tabiri caizse 'sarmıyor'. Emrah Serbes, Hakan Günday, Latife Tekin, Murat Menteş, hepsi bende genel olarak aynı düşünceleri uyandırdı. Bu fikirlerimi paylaşmam ise bu kitaba denk geldi.
Bir kitapta, bir filmde ya da oyunda artık en katlanamadığım durumlardan birisi anlatılan şeyin olabildiğince bulandırılarak, saklanarak, 'artık okuyan, izleyen ne anlarsa' şeklinde sunulması. Nihayetinde bir sanat türü olan edebiyatta üslup, yazarın kalemi, anlatış biçimi tabii ki önemlidir. Ancak sürekli bir üstü örtüklük, belirsizlik, bitmeyen ters köşeler beni kitaptan oldukça soğutuyor. Ben bunu yazarın anlatacağı şeyin ilgi çekiciliğine veya kendi yaratıcılığına güvenmemesine bağlıyorum. Düşünmeye veya satırların arasındaki gizemleri çözmeye üşenen biri değilim ancak bu iş zorlama yapılıyor gibi hissedince ilgim kayboluyor. Latife Tekin ve Hakan Günday benim için bu konunun örneklerinden oldular.
Bir diğer hoşuma gitmeyen durum kitapların adeta Facebook ana sayfasına benzemesi. Aforizmalar, özlü sözler, fiyakalı laflar alabildiğine üstünüze yağıyor. Yahu tamam her lafınız mı şekilli olmak zorunda, normal hayatta hiç mi normal cümle kurmuyorsunuz diyesim geliyor. Bir süre sonra üstünüze boca edilen beylik laflar beni yine kitaptan soğutuyor. Bu konuda özellikle bayrak taşıyansa benim için Murat Menteş oldu.
Son olarak bir şekilde bu kitaplar bana yapay geliyor. Sanki esinlenildikleri bir şeyler var ve ancak o şeylerin cılız bir gölgesi gibiler. Edebiyat duayeni değilim ama sıradan bir okur olarak bana düşündürdükleri bunlar. Daha Murat Menteş'in, Hakan Günday'ın ve Alper