TÜM ZAMANLARIN EN İYİ 100 ROMANI-THE GUARDIAN
The Guardian gazetesinin dünya çapında 170'ten fazla yazar, eleştirmen ve akademisyenin (aralarında Elif Şafak'ın da bulunduğu) oylarıyla belirlediği "Tüm Zamanların En İyi 100 Romanı" listesi sıralı olarak aşağıda yer almaktadır. 1 Middlemarch George Eliot 2 Sevilen (Beloved) Toni Morrison 3 Ulysses James Joyce 4 Deniz Feneri (To the Lighthouse) Virginia Woolf 5 Kayıp Zamanın İzinde Marcel Proust 6 Anna Karenina Lev Tolstoy 7 Savaş ve Barış Lev Tolstoy 8 Jane Eyre Charlotte Brontë 🌹 9 Gurur ve Önyargı (Pride and Prejudice) Jane Austen 10 Madam Bovary Gustave Flaubert 11 Muhteşem Gatsby F. Scott Fitzgerald 12 Kasvetli Ev (Bleak House) Charles Dickens 13 Emma Jane Austen 14 Mrs. Dalloway Virginia Woolf 15 Moby Dick / Beyaz Balina Herman Melville🌹 16 1984 George Orwell🌹 17 Yüzyıllık Yalnızlık Gabriel García Márquez🌹 18 İkna (Persuasion) Jane Austen 19 Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri Laurence Sterne 20 Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) Emily Brontë🌹 21 Bir Hanımefendinin Portresi Henry James 22 Parçalanma (Things Fall Apart) Chinua Achebe 23 Geceyarısı Çocukları Salman Rushdie 24 Günden Kalanlar Kazuo Ishiguro 25 Lolita Vladimir Nabokov 26 Don Kişot Miguel de Cervantes🌹 27 Dava Franz Kafka🌹 28 Karamazov Kardeşler Fyodor Dostoyevski
1000Kitap
NECİP FAZIL BUGÜN ÖLDÜ
O ve Ben adlı otobiyografisinde kaydettiğine göre 25 Mayıs 1905’te İstanbul Çemberlitaş’ta cinayet mahkemesi reisliğinden emekli büyük babası Mehmed Hilmi Efendi’nin konağında doğdu. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu ve bazı memuriyetlerde bulunmuş Abdülbâki Fâzıl Bey, annesi Mediha Hanım’dır. Baba tarafından Maraşlı olan Kısakürekoğulları ailesinin kökü Dulkadıroğulları’na dayanmaktadır. Asıl adı Ahmed Necip olan Necip Fazıl okuma yazmayı büyük babasından öğrendi. Çeşitli okullarda kesintili ve düzensiz bir öğrenim hayatı geçirdi. Önce Gedikpaşa’da bir Fransız, sonra aynı yerde bir Amerikan mektebinde, Büyükdere Emin Efendi mahalle mektebinde, Büyük Reşid Paşa Numune, Vaniköy Rehber-i İttihad mekteplerinde okuduktan sonra Heybeliada Numune Mektebi’nden mezun oldu. Aynı yıl Heybeliada Bahriye Mektebi’ne kaydoldu. Burada da beş yıl okudu, ancak diploma alamadan ayrıldı. 1921’de İstanbul Dârülfünunu Felsefe Şubesi’ne yazıldı. Bu öğrenimini de tamamlayamadan kazandığı devlet bursu ile felsefe tahsili için Paris’e gitti. Fakat Paris’te de düzenli bir öğrenci olamadı, kısmen sanat çevrelerinde bulunduysa da kendini daha çok eğlenceye ve bohem hayatına verdi. Türkiye’ye dönüşünde İstanbul ve Anadolu’da bazı bankalarda memuriyet ve müfettişlik yaptı. Bir Fransız mektebinde, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Robert Kolej’de çeşitli dersler okuttu. Bu arada felsefe öğrenciliğinden beri girmiş olduğu basın çevresini daha çekici ve eser vermeye daha uygun bir ortam olarak gördüğünden 1942’den itibaren memuriyetlerini bırakıp geçimini yazılarından ve yayıncılıktan sağlayamaya başladı. Son yıllarına kadar Büyük Doğu dergisinin ve Büyük Doğu yayınlarının sahibi ve yazarı olduğu gibi bazı günlük gazetelerde fıkra ve makaleleri de yayımlanmaktaydı.
Hayata Dair
Reklam
Cevdet Paşa Mecelle Layihası’nda “hakimlerin artık vicdanlarına göre değil kanuna göre karar vereceklerini” yazmıştı. Anayasa hukukunda Montesquieu neyse, ceza hukukunda Beccaria odur. Beccaria’nın 262 sene önce felsefi planda açtığı çığırdan, bugün bütün anayasalarda ve bizim anayasamızda şu hüküm vardır: “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” (Madde 38) Yani devlet başkanı, bakan, vali, kumandan, partici, nüfuzlu kişi hakime müdahale edemeyeceği gibi, hakim de göze girmek için veya ideoloji gayretiyle kanunun öngörmediği bir cezayı veremez, kitabına uyduramaz. Siz ölçün artık ne ölçüde “hukuk devleti” olduğumuzu ve olmadığımızı. TAHA AKYOL KARAR 22 MAYIS 2026
Palantir Tech'in Manifestosu Hakkında
Son zamanların en çok tartışılan şirketlerinden Palantir Tech, geçtiğimiz günlerde 22 maddelik bir manifesto paylaştı. Twitter'da bulabilirsiniz. Çok tartışıldı. Maddeleri buraya kopyalamayacağım ama bulup okumanızı tavsiye ederim. The Technological Republic kitabından alıntılar içeriyor. Bu maddelerde, sadece teknolojik bir sıçramayı değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyolojik bir dönüşümü görüyorum. Bu maddeler oldukça sert, realizm odaklı ve bir o kadar da ürkütücü bir gelecek vizyonu çiziyor: Palantir, yapay zekayı ve yazılımı yeni dönemin caydırıcılık unsuru olarak konumlandırıyor (Madde 12). Ancak devlet gücüyle teknoloji gücünün bu denli iç içe geçmesi, insan haklarının feda edilmesi riskini taşımıyor mu? Manifestoda ima edilen bir diğer gerçek ise mülkiyetin sonu. Vatandaşın (ve hatta devletlerin) artık hiçbir şeye gerçek anlamda sahip olmadığı; müziği, evi, arabayı ve hatta güvenliği dev şirketlerden "kiraladığı" bir düzene mi giriyoruz? Sahipliğini kaybetmiş, "daimi kiracı-müşteri" olan bir toplum ne kadar özgürdür? Özellikle 21. ve 22. maddelerdeki kültürel hiyerarşi ve "boş çoğulculuk" eleştirileri, Batı merkezli bir hegemonyanın teknoloji eliyle tahkim edilmesi olarak okunabilir mi? Siz ne düşünüyorsunuz? Teknoloji şirketlerinin devletleştiği, mülkiyetin buharlaştığı bu yeni ekonomik işleyiş kaçınılmaz bir gerçek mi, yoksa etik bir uçurumun kenarında mıyız? Teknofeodalizm Hangi madde sizin için en düşündürücü? Yorumlarda tartışalım. 👇
ÖZGÜRLÜĞE YÖNELEN İRÂDE BOŞLUĞA DÜŞER!
Thomas Mann, Mario ile Sihirbaz'da, “Özgürlüğe yönelen irade boşluğa düşer..." diyor. Fakat "irâde" konusuna gelmeden önce dikkatini başka bir hususa çekmek istiyorum. Michio Kaku 'nun Einstein'dan Ötesi isimli kitabında anlatılan bir şeye. Muhtemel kıyamet senaryolarından birisine. Evet. Orada, "Evrenimiz dengesiz mi?" başlıklı bölümde söylenenlere bakınca, fiziğin de bir açıdan kıyameti öngördüğünü kavrıyoruz. Hattâ bu kıyameti "kâinattaki tüm atomları kapsar şekilde" geniş düşünebildiklerini anlıyoruz. Neyse. Lâfı uzatmayayım; yerinden aktardığımda meramım billurlaşacak. Her hayrın başı "Bismillah" diyelim: "(...) GUT ve süpersicim kuramları dünyanın buharlaşmasından daha büyük bir felâkete işaret etmektedir. Fizikçiler maddenin dâima en düşük enerji durumunu (boşluk durumu olarak adlandırılır) aramaya çalıştığını öngörürler. Örneğin: Daha önce anlatıldığı gibi su dâima yokuş aşağı akmaya çalışır. Bununla beraber, eğer bir nehrin üzerine baraj kurarsak, durumu değiştirmek mümkündür. Barajın arkasında biriktirilen su en düşük enerji hâli olmayan bir "yalancı boşluk durumu" içerisindedir. Bu, suyun barajı patlatarak aşağıdaki gerçek boşluk durumuna akmak istediği, fakat başaramadığı anlamına gelir. "(...) **Kuantum mekaniğinde suyun bir "kuantum sıçraması" yapması ve barajın içinden geçmesi ihtimali mevcuttur. Belirsizlik ilkesi uyarınca suyun nerede olduğunu bilmediğimiz için onu olabileceğini en az beklediğimiz yerde (yâni barajın öbür yanında) bulmamız konusunda belli bir ihtimal vardır. Fizikçiler suyun engel içinden bir tünel açacağı kanaati taşımaktadırlar. Bu durum rahatsız edici bir düşünce uyandırmaktadır. (...) Ya kâinat olabilecek en düşük enerjili evren değilse? Ya daha düşük enerjiye sahip başka bir kâinat daha varsa ve birdenbire bir kuantum geçişi meydana gelirse?
Kuantum Fiziği
HL
Leyl kavramı meallerde gece anlamına gelse de kavramın gece anlamından farklı anlamları da vardır Gece kavramı zamansal bir anlam Leyl kavramını zamansal olarak anlamaktan çıkıp zeminsel olarak anlamaya yönelmeliyiz Zaman ve Zemin ayrımını bilmeli ve gözetmeliyiz... Zaman madde Zemin mana... Fransiz rönesansı ile bize icbar edilen tanıma tanımlama olgusal/somut boyutlu oldu Oysa mesele algısal/soyut boyutludur Ramazan ayı oruç ayı değildir Ramazan ayı Kuran Ayıdır Başlangıç noktamız daha doğru değil iken Yani Kadr gecesi denilen ifadeyi anlamaya çalıştığımız zemin doğru zemin değilken bu işin içinden nasıl çıkılır? Hak arayışı olan için Ramazan ayı Kuran Ayıdır Kuran ayı ne demek hakikati ile bilmek gerek Kuran ayında Kadr Gecesi denilen bir evre vardır ki Bu avrede ruh ve melekler inzal olunur rablerinin izni ile her bir işten... Ne için inzal olunurlar Nasıl Ve Sonrasında ne olur ki Bu ifade bu surede yer alır Bilmek lazım Gerçekliğinden koparılmış olsa da Vahyin Kuranı diye bir şey var Vahiy varoluşsal düzlemli bir gerçekliktir
Araştırma-İnceleme Tarih
Reklam
Reklam