Puan vermedi·142 syf.··
2026 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 13:38
Edgar Allan Poe, 19 Ocak 1809'da Boston'da doğmuştur. Gizem ve korku dolu eserleriyle tanınan Amerikalı kısa öykü yazarı, aynı zamanda bir şair, eleştirmen ve editördür. Morgue Sokağı Cinayetleri (1841) isimli öyküsü modern edebiyatın ilklerindendir. 1835 yılında, 27 yaşındayken 13 yaşındaki kuzeni Virginia Clemm ile evlenmiştir. 1847 yılında genç yaşta veremden eşini kaybetmesi, Poe'yu derinden sarsmıştır. Eşinin ölümünden sonra o muhteşem "Kuzgun" şiirini yazmıştır. 1849'da hayata veda eden Poe, sadece 40 yaşındaydı. Ölüm nedeni hiçbir zaman tam olarak anlaşılamamıştır. Hastalık, madde bağımlılığı hatta intihar gibi birçok olasılıktan söz edilir. Morgue Sokağı Cinayetleri Polisiye hikâye MORG SOKAĞI CİNAYETİ ; Bir anne ile kızının kendi evlerinde korkunç bir şekilde öldürülmesini konu alır. Cesetlerden, cinayeti işleyen canlının çok vahşi olduğu tahmin edilir. Kızın cesedi bacanın içinde bulunur. Bir insanın bunu yapma olasılığı çok zordur. Cinayetin işlendiği saatlerde sokaktan geçenler, evden tuhaf sesler geldiğini söylerler. Ne söylendiğini, ne konuşulduğunu kimse anlayamaz. Evden gelen sesleri duyan tanıkların her biri farklı şeyler anlatır. Evden değerli hiçbir şey çalınmamıştır. Kapı arkadan kilitlidir. Sadece pencerelerden birinin çivisinin kopmuş olduğu görülür. Bu hikâyenin sonu okuru biraz şaşırtır, çünkü bilinen bir cinayet şekli değildir. KITAP KÜÇÜK OLMAKLA BIRLIKTE MORG CINAYETIDEN ZIYADE BEŞ HIKAYE DAHA IŞLEMEKTE KÜÇÜK KITAP VE POLISIYE SEVERLER IÇIN TAVSIYE EDILEBILIR BIR KITAP OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM . ️ HER ROJ BÎST RÛPEL XWENDiN 118 Sy P ; 6,5
Morgue Sokağı CinayetiEdgar Allan Poe · Notos Kitap · 201919,3bin okunma
Bir Kitaba Geri Dönmek
Puan vermedi·339 syf.··
2026 20. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 18:16
Bu Ülke ile tanıştığımda henüz 16 yaşındaydım. Hayranlıkla ve büyük bir iştahla okumuş, bilmediğim kelimelerin anlamlarını çıkarmış, yeni kavramlar öğrenmiş, bahsettiği düşünürler hakkında bilgi edinmiş ve kütüphanede çok uzun zaman geçirmiştim. 24 yıl aradan sonra eski dostum Bu Ülke’ye ve bana hocalık eden Cemil Meriç’e “merhaba” demek isteği doğdu içimde. Nereden öğrendiğimi unuttuğum birçok düşünce ile karşılaştım. Meriç’in ezberlediğim cümlelerine tesadüf etmenin mutluluğunu yaşadım. Kabul etmem gerekir ki 16 yaşındaki şaşırmak için fırsat kollayan o kız çocuğu değilim artık ama Samson’u, Hürmüz’ü, Tantalos’u nereden öğrendiğimi hatırlamak keyifliydi. 40 yaşına basmış yetişkin Zeynep’le Meriç’in fikir ayrılıkları var evet. İyi ki de var, onu olduğu gibi benimsemek kendime ve okuduğum nice büyük düşünüre haksızlık olurdu ama bu durum, Meriç’in bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük aydınlarından birisi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. O kendisini ülkesine adamış bir fikir işçisi, çok büyük ve ışığı ile aydınlatan, gölgesinde serinleten bir hoca. Onun entelektüel kapasitesini “Light, much more light” cümlesi ile tarif etme cüretini gösteriyorum. Çünkü biliyorum ki kendisi ışığa daha yakın olabilmek için masanın üstüne sandalye koyup kitap okuyan, yokluk içindeyken bile yılmadan kendini yetiştiren bir büyük insan. Talihsizlik ki gözlerini erken denilebilecek bir yaşta kaybediyor. Okumaya gönül vermiş, hayatını ilim ve irfana adamış bir insan için ne büyük yaradır bu, tahmin etmek pek de güç değil. Arkadaş ortamlarında bir tiradı seslendirir gibi söylediğim şu pasaj 24 yıl geçse de benim için eşsiz bir anlama sahip: “Kendimizi tanımak… Ruhumuzun mahzenlerinde bizden habersiz yaşayan bir alay misafir var. Berhanenin bazen bir bazen birkaç odası aydınlık. Işık binanın üst
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·192 syf.··
2026 12. kitabı
"Mutluluk ya da mutsuzluk, tuğlalarını kaderin tedarik ettiği ama inşa etme eyleminin insana bırakıldığı tablolardır: Kimileri bu tuğlaları birleştirerek mutluluk binasını, kimileri de aynı tuğlalardan mutsuzluk zindanını inşa eder. Ortaya çıkan sonuca bakınca sorunu tuğlalarda görmek hatadır." Başka bir deyişle; mutluluk insana rastlantı sonucu isabet etmez.Hayata ve olaylara bakış açımızla ilgilidir. Hem Ramazan'ın ruhuna uygun maneviyatıyla hem de zengin edebi alıntıları ile - bunu söylemeden geçemeyeceğim- şimdiye kadar okuduğum en iyi kişisel gelişim kitaplarından birini bitirmiş ve kitabı rafa kaldırmış olsam da içime işleyen satırlarını uzun bir süre zihnimde taşıyacağım... Kitapta ; mutluluğumuzun bizim elimizde olduğu, bunun da sahip olduklarımız ile ve şu anda içinde bulunduğumuz şartlarla mümkün olduğu ancak bu inşa için birtakım malzemeler gerektiği ; şükür, tefekkür, zihinsel yorumlama, zeka , olumlu kanaat, gerçekleri kabul , inanç , iyimser olma , içimizdeki sesi ve vicdanı dinleme, güzel söz ile telkin , geçmişe takılmama ve gelecek için endişe etmeme başlıkları altında ayrıntılı yorumlar, ünlü edebiyatçılardan alıntılar, yer yer ayetler ve kıssalar ile çok güzel anlatılıyor. Kitabın sonunda yer alan 40 madde ise; ara ara açıp okunacak ve ruha iyi gelecek cümlelerden oluşuyor. Kaynakça kısmındaki kitap listesi ise biz okuyuculara harika bir tavsiye listesi sunuyor. Çok severek okudum. Sizlere de tavsiye ederim.
Mutluluğun İnşasıMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2026187 okunma
Morgue Sokağı Cinayetleri
9/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 13:08
Edgar Allan Poe, 19 Ocak 1809’da Boston’da doğmuştur. Gizem ve korku dolu eserleriyle tanınan Amerikalı kısa öykü yazarı, aynı zamanda bir şair, eleştirmen ve editördür. Morgue Sokağı Cinayetleri (1841) isimli öyküsü modern edebiyatın ilklerindendir. Poe, dedektif hikâyeleri ve korku öykülerinde çok başarılıdır. Hatta polisiye kurgu türünün yaratıcısı sayılabilir. Bilim kurgu türünün ortaya çıkışında da önemli katkıları olmuştur. Boston’da hayata gözlerini açan Poe, oyuncu anne babanın ikinci çocuğudur. Trajik hayatı, babasının 1810 yılında evi terk etmesiyle başlamış, bir yıl sonra annesinin ölümüyle devam etmiştir. Evlatlık olarak büyüyen Poe, gençlik yıllarını bu ailenin yanında geçirmiştir. Parasızlık nedeniyle gittiği Virginia Üniversitesi’nden ayrılmıştır. Kumar borçları ve içki düşkünlüğü yüzünden ailesiyle sürekli sorunlar yaşamış ve sonunda evden ayrılmıştır. 1835 yılında, 27 yaşındayken 13 yaşındaki kuzeni Virginia Clemm ile evlenmiştir. 1847 yılında genç yaşta veremden eşini kaybetmesi, Poe’yu derinden sarsmıştır. Eşinin ölümünden sonra o muhteşem “Kuzgun” şiirini yazmıştır. 1849’da hayata veda eden Poe, sadece 40 yaşındaydı. Ölüm nedeni hiçbir zaman tam olarak anlaşılamamıştır. Hastalık, madde bağımlılığı hatta intihar gibi birçok olasılıktan söz edilir. Poe, zekâsı ve analitik düşüncesiyle hem edebiyat dünyasında hem de dedektif kurgu türünde öncü olmuştur. --- Morgue Sokağı Cinayetleri Polisiye hikâyemizin ilki Morgue Sokağı Cinayetleri’dir. Bir anne ile kızının kendi evlerinde korkunç bir şekilde öldürülmesini konu alır. Cesetlerden, cinayeti işleyen canlının çok vahşi olduğu tahmin edilir. Kızın cesedi bacanın içinde bulunur. Bir insanın bunu yapma olasılığı çok zordur. Cinayetin işlendiği saatlerde sokaktan geçenler, evden tuhaf sesler
İnceleme
Morgue Sokağı CinayetiEdgar Allan Poe · Notos Kitap · 201919,3bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2025 1. kitabı
19.yüzyılda yazılan bu eser Rus Edebiyatının en önemli eserlerinden biri. Rus Edebiyatını Dostoyevski ile tanıyan biri olarak Turgenyev'in tarzı bana biraz farklı geldi. Aynı dönemlerde yaşamış bu iki yazarın farklı olması geldikleri sınıflardan kaynaklı, Dostoyevski fakir bir aileden geliyorken Turgenyev soylu bir aileden geliyor. Dönemi daha iyi analiz edebilmek için her iki yazarı okumuş olmak önemli. Kitap her dönemin sorunu olan kuşak çatışmasını ele alıyor, hani derler ya 'ah bu gençlik nereye gidiyor' diye, o gençlik her dönem bir önceki nesilden farklı yerlere gitti. Nikolay Petroviç Kirsanov ve Pavel Petroviç Kirsanov bir çiftlik evinde yaşayan aristokrat aileden gelme iki kardeştir. Nikolay gençliğinde geçirdiği bir sakatlık neticesinde askerliğe gidemeyip Petersburg'da üniversite okudu. General bir babanın memur oğlu olarak hayatını devam ettirdi. Ağabeyi Pavel ise asker oldu. 1859'da 40'ı geçkin yaşlarda olan bu iki kardeşten sadece Nikolay evlendi, o da karısını 1847'de kaybetti fakat çok sevdiği Arkadiy adında bir oğlu var. Kitap Nikolay'ın uzaklardan gelecek olan oğlu Arkadiy'i kapıda bekleyişiyle başlıyor. Arkadiy 1855'de Petersburg'da üniversiteye başlamıştı, 1859'da ise arkadaşı Yelgeniy Vasilyev Bazarov ile babasının çiftlik evine adımını atıyor. Bazorov, Arkadiy'in yakın arkadaşı, o dönemin gençliğini yansıtan bir doktor adayı, bir nihilist, dini, sanatı ve duygusallığı reddeden ancak ve ancak bilime önem veren bir genç. Bu yüzden Pavel Petroviç ile sürekli tartışmaları oluyor. Pavel aristokrat oluşunu bir gurur olarak taşırken, Bazarov aristokratları aşağılıyor, Pavel'in bir köylük yerde şık giyimini gülünç buluyor. Pavel ise Bazorov'un nihilist olmasını aşağılıyor, önceden Hegelciler vardı şimdi de Nihilistler türedi, hiçbir şeye saygıları yok
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,9bin okunma
Aşk mektubundan çıkan felsefe: Descartes in Ruhun Tutkuları
10/10
·160 syf.··
2025 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 01:46
Eğer kendinizi, bedeninizi ve duygularınızı daha iyi tanımak istiyorsanız, Descartes'in yazdığı, aynı zamanda son eseri olan Ruhun Tutkuları size ayda oksijen gibi gelmemesi olanaksız olacaktır. Aslında Descartes bu kitabı bir aşk mektubuna karşılık olarak yazmıştı. Şöyle eseri yazma nedeni, İsveç Kraliçesi Christina’nın kendisine “Ruh ve beden nasıl bir arada çalışır?” diye sormasıydı. Ama perde arkasında, Kraliçe’nin Descartes’a karşı entelektüel bir hayranlık beslediği, hatta duygusal bir yakınlık istediği de söylenir. Descartes ise bunu ciddi bir felsefi meseleye dönüştürür ve hayatı boyunca biriktirdiği tüm bilgileri, tecrübeleri bu eserde sentezler. Eser, bu açıdan bakıldığında Descartes'in son ve zirve eseri olduğu kabul edilir. Descartes, bu kitapta bedenin tutkularına (duygularına) alternatif olarak, ruhun bedenden ayrı olan tutkularının da olduğunu ve bu tutkuları bilimsel, felsefi ve deneme tarzında 212 madde ile anlatmaya çalışıyor. Şöyle, Descartes bedenin tutkuları ile ruhun kendine özgü tutkuları arasında çok ince bir ayrım yapar. Ama bunu “iki farklı tutku türü” gibi değil, daha çok aynı olayın iki yüzü gibi anlatır. Açalım: Tutkuların kaynağı: beden mi, ruh mu? Descartes’a göre tutkuların nedeni bedenseldir, ama bilinmesi ve yaşanması ruhsaldır. Yani tutkunun kökeni bedende, anlamı ruhta yatar. Örneğin korktuğunda kalbin hızla atması, kanın çekilmesi, kasların gerilmesi vs. Bunlar bedensel olaylardır. Ama bu olayın “farkına varan”, onu “korku” olarak adlandıran ruhtur. İşte tam burada Descartes, insanın temel tutkuları olan 6 temel duygudan bahseder. Temel duygu diyorum çünkü Descartes bu 6 duygunun diğer tüm duyguları oluşturduğunu söyler. Spinoza ise bu 6 duygudan birini muhaf tutar; o da tutkuların atası olan “hayret etme” tutkusudur,
Ruhun TutkularıRené Descartes · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,851 okunma