"Ama bunu büyükler oynar, canımın içi," diyecektim. "Ve üç kişiyle oynanır. Dördüncü katılırsa oyun değişir ve ikili takımlar halinde oynanır. Sonra, 'ikili'lerden birine, üçüncü biri katılır ve böylece bazıları anlar ki, asıl olan birdir ve bir esastır. Fakat nedense bir'i yarım sayar ve iki yaparak tamamlamaya çalışırlar. İki lanet bir sayıdır, kendine yetmez, hep üçe koşar ve sonra sil baştan. "
özgürlüğü kur
suyu dök yürek etlerimizi
parçalanmalarımızı topla
büyük ateş meydana yağmur getirdi
gökteki kazan devrildi
ağaçların gece aydınlığı
duygunun canlılığı
kıvrılıp eğilişi dalların hüznü ateşe
hüznü ateşe
hüznü ateşe tutuşu
Adım Osman'dır, yaşım 21.
Soyadıma hacet yoktur.
"21 yaşındaki Osman," diye kime sorsanız gösterir.
Rakı içer, caz dinlerim.
Güzel kızlara bakmayı severim. Ama yanlarına gidip konuşmayı beceremem.
Onun yerine bir sigara yakarım.
"Şu sigara bitmeden gitsem," derim yanına, konuşsam..
"Merhaba, ben Osman. 21 yaşındaki Osman. "
Ne vakit şemsiye açsam yağmur kesilir.
Ne vakit de bir kıza aşık olsam o beni kardeşi bilir.
Bir döngüdür bu.
Ben güzel kızları severim. Onlar Serdar Ortaç'ı sever.
Bense sadece Osman'ımdır.
Soyadımı sevmem, yaşım 21.
"Mühendis olacak benim yavrum," diyerek severdi annem.
Babamsa, "Büyüyüp rakı içecek babasıyla," diye karşılık verirdi ona.
Ne mühendis olabildim ne de rakı içebildim babamla.
Tek bildiğim aylaklıktır benim.
Adım Osman'dır, yaşım 21.
Annemden gizli sigara içerdi babam.
Yine annemden gizlice kanserden öldü sonra.
Öldüğünü annemden gizleyemediler ama.
Babam olsaydı gizlerdi.
Öldüğünde 7 yaşımdaydım, şimdiyse 21.
Çalışmayı sevmem, okumayı da beceremedim.
Bu sene askere giderim belki.
Çok sıkılınca mektup yazarım anneme.
"Mahsus selam eder, ellerinden öperim. "
İlkokulda öğretmişlerdi bize mektup yazmayı.
Yazım güzel değildir, yaşım 21.