Bu tarz kitapları sevmek ya da sevmemek olmamalı diye düşünüyorum. Bu kitaplar okurken yazarın düşüncelerini açıkça görüp, kafasının içindekileri anlamaya çalışmak.. aynı zamanda yazarı kendi fikrini oluşturma yolunda yönlendirici olarak seçmek gerekır.
Her öykü kitabı kısa duygulu acıklı veya huzur verici olamaz.
Bu öykü kitabı farklı. Adını aldığı Kara Kız öyküsü, bir kız çocuğunun herkesin kendını tanrı ilan ettiği bir çağda asıl tanrıyı, yaratıcıyı arayışını okuyoruz fakat bunlar aslında Shaw’ın kendini tanrı ilan edenleri, küçük dünyasını kendisinin yaratabileceğini düşünenleri eleştırır halde olduğu kısa yazıları ve bir tanrının olmadığını savunanlara kanıtlayabilir olmaya çalıştığı yaşantısını ÖNSÖZde okuyabileceğimiz gibi öykülerinde de görebiliriz.
Kitabın önsözü yazarın kendi yazdığı bir önsöz. Kendi kitabına önsözü verirken asıl düşüncelerinden bahsetmesi öykülerde anlatmaya çalıştıklarının özeti gibiydi.
Niyetinin oyun yazmak olduğunu söyleyen yazar, oyun diye başladığı işi Kara Kız öyküsü ile tamamlayınca, bıttıkten sonra niyetini ve neyden bahsettiğini anlatma ihtiyacı duymuş.
‘Eski ya da modern bütün gerçeklerin Tanrı’san geldiğini düşünürüm.’ insanların yeni görüşlere büyük bir açlıkla nasıl saldırdığına akıl sır erdirememiş ve öğütlerde bulunmuştur önsözünde.
Bu kitaptaki öyküler de anlasılabılır düşüncelerle dolu fakat önsözünü kendi kaleminden okumak farklı bir tattı benim için.
Kara Kız’ ın her tanrıdan bir düşünceyi kendine alması ama hiçbirini gerçek tanrı yerine koymayıp ınanmadan, kalbindeki gerçek inanışla yoluna devam etmesi gibi…
Kitaplardaki mesajları hayatınıza hatırlatıcı olarak almanız dileğiyle…
"Hayat, hep yana yana biten bir alevdir; ama her çocuk doğuşta yeniden tutuşur. Hayat ölümden, umut da umutsuzluktan büyüktür. Önüme çıkan
Kara KızBernard Shaw · Cem Yayınevi · 2021510 okunma
Issız bir adaya bir grup çocuğun bulunduğu bir uçak düşer. Sayısı bilinmeyen bır grup çocuk, bulunana dek burada tek başlarına yaşamak zorundadır. İlk başta büyüklerden uzak olduklarından mutlu, tek başlarına rahat olacaklarını düşünürler.
İlk olarak Ralph ve Domuzcuk adında iki çocuk tanısır, denizden buldukları şeytanminaresi (denızkabuğu) ile tum çocukları toplarlar, denızkabuğunun sesi ile gücün ve sözün kendinde olduğunu gösteren Ralph şef seçilir ve asıl hikaye başlar.
Jack adında, bir grubun koro başkanı olan çocuk bu grubun şefı olmak ve şiddetle, ölümle her dediğini yaptırıp egemenlık sağlamaya çalışır -buradaki verilen mesaj Adolf Hıtler'ın yönetimidir-.
Ralph ve Domuzcuk bu egemenliğin altına girmek istemez, onlar için tek kurtuluş sureklı yanan bır ateş yakıp, geçen bir geminin ateşle onları fark etmesi sonucunda kurtulmayı beklemektir.
Bır sure Ralph ın şefliği devam eder bu kısımda okuyucu kitabın çocuklara hitap ettiğini düşünebilir. Mercan adası kitabındaki Britanyalı çocukların adadan kurtulma öyküsüne benzetilir. Bu kitap çevirmenin deyimiyle bir alegoridir. Simgesel anlamları olan bir öyküdür.
Domuzcuk, dönemin işçi sınıfının sembolu olmakla birlikte aklın, mantığın ve gerçekçiliğin bir yansımasıdır.
Ralph eşitliğe, özgürlüğe, dayanışmaya inanan bir önder sembolüdür.
Jack ise yönetme şeklı ile Hıtler'e benzetildiği gibi, genelde bir sonuç vermeyecek konusmaları, önder olamayacak cesaretsızlığını sakladığı, yüzlerini boyama ve vahşileşme gibi eylemleri ile faşistlere de sembol olmuştur.
(benliğini maskelemek)
Ralph'ın ve Domuzcuk'un iyiliği, Jack'ın kötülüğü insanların doğuştan kötü olduklarının savunulduğu sanılsa da, yazarın anlattığı insanların iç ve dış dunyasında kötülük ile iyiliğin çarpıştığına inanmasıdır.
Sineklerin Tanrısı ismi, Jack ve
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
“Hiç kimse çalınacak herhangi bir şeye sahip değil. Eğer bir şeyi istersen gidip depodan alabilirsin. Şiddete gelince, doğrusu bilemiyorum Oiie; durup dururken beni öldürür müydün? Eğer öldürmek isteseydin, buna karşı çıkarılan bir yasa seni engeller miydi? Zorlama, düzeni sağlamanın en etkisiz yoludur.”