Veliyy | el-Veliyy İsminin Anlamı Veli isminin lügat anlamı: Veliye veya velayet kökünden türemiş olan el-Veliyy ismi geniş ve kapsamlı bir isimdir: 1-Yakını olmak, yanında olmak. 2-İzlemek, takip etmek, kontrol etmek 3-Birinin işini üzerine almak, üstlenmek 4-Birinin işini ıslah etmek, düzene koymak 5-Birinin işini programlamak 6-Maddi ve manevi her türlü yardımda bulunmak 7-Karşısındakine güzel vasıflarıyla övgüde bulunmak 8-Nimet vermek, ihsan etmek 9-Birinin işini takip etmek 10-Araplar ilkbaharda yağan ilk yağmurun ardından gelen ikinci yağmura, ihsan ve lütfun devamı olduğu için “Veli” derler. Kur’an’da veli kelimesi Allah’ın dışında, yetimlerin, kimsesizlerin işlerini ve bakımlarını üstlenenlere de verilir. EL-VELİYY: Bütün mahlukatına dost olan, son derece şefkatli ve iyilik eden; Müminlerin yar ve yardımcısı olan demektir. Veli isminin ıstılah anlamı: Veli; iman eden kullarına yakın olan ve onlarla dost olandır.
Din İslam
iletinizde yazılanın nerede, hangi kitapta yazdığına referans verecek bir kaynağınız var mı? varsa paylaşır mısınız? yoksa iletinizi internetten görüp içeriği hakkında bilginiz olmadan mı paylaştınız? örneğin; x.com/KomutanBergusi/... ikinci olarak; iletinizde yazan cümlenin doğru olduğunu kabul etsek dahi bunda yanlış olan nedir? inananlarınca son hak dini kabul edilen islamiyetin kutsal kitabı olan kuranda da yahudilerin kutsal kitabı olan tevrattan alıntı vardır.. örneğin; tevrat tekvin (yaradılış) 2-16 - 've rab allah, adama emredip dedi: bahçenin her ağacından istediğin gibi ye; -tevrat tekvin (yaradılış) 2-17- 'fakat iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin; çünkü ondan yediğin günde mutlaka ölürsün.' ( bible.com/tr/bible/2028/G... ) kuranı kerim, bakara suresi-35 - 'ey adem! sen ve eşin cennette oturun, orada istediğiniz yerden rahatça yiyip için ve şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz.' dedik. ( kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-s... ) konuyu israiliyata getirip merkezden uzaklaşacak şeyler yazmak istemem ancak şunu diyeyim; kendilerinin dost edinilmesi yasaklanan kavim (maide 51) olan yahudilerin kutsal kitabından içerisinde bölümler bulunan kuranı kerimde bu bölümlerin yer almasının nedeni olarak kuranı kerimin tevratın değiştirilmemiş iyi, güzel bölümlerini aldığını savunanların görüşüne benzer olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün de -eğer bu iddia doğruysa- yahudi atasözünü iyi, güzel olduğu için söylediğini düşünmemizde bir sakınca var mıdır? bence yoktur.. (bu dediğim üzerinden din, kutsal kitap ile Mustafa Kemal Atatürk'ü ve onun sözünü bir tuttuğumu düşünenlere/düşünecek olanlara da kıt akıllarıyla mutluluklar dilerim..) son olarak;

zeyl

@hayfvereca
·
"yurtta sulh cihanda sulh" sözü Atatürk'e ait değildir. Eski bir Yahudi atasözüdür. Tevhid Ocağı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
KÂFİRİ SEVMEYİ VE DOST EDİNMEYİ YASAKLAYAN AYETLER
(Nüzul Sebebi ve Sırasına Göre) 1. Kâfiri Sevmeyi Yasaklayan Ayetler “Kim bir kavmi severse, Allah Teâlâ onu onların arasında haşreder.” (Heysemî, X, 281) Allah (ﷻ) Şöyle Buyurdu: ✔ Ey (Hatıb) İman edenler! Benim de (dinde) düşmanım, sizin de (savaşta) düşmanınız olan (müşrikleri, yardım ve nusret ile) kendilerine sevgi göstererek dost edinmeyin. Siz sevgi sebebiyle onlara sır veriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkardılar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda savaşmak için çıktıysanız böyle yapmayın. Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. Oysa ben sizin (mektup ve tastikinizle) gizlediğinizi de, (özür ve tevhidinizle) açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan (hidayetten) sapmıştır. Sebeb-i Nüzul: Ayetler, Hâtıb İbni Ebi Beltea hakkında nazil oldu. Hâtıb, Hz. Peygamber (sav)'in Mekkeye savaşa çıkacağını öğrenince onlara “Hz Peygamber size geliyor, tedbirinizi alın” diye mektup yazdı. Mektubu Muttalib oğullarının kölesi Sare ile gönderdi. Bunun üzerine Hz. Cebrail inip durumu Hz. Peygambere bildirdi. Hz. Peygamber; Ali, Ammar, Talha, Zübeyir ve Ebu Mirsedi (ra) mektubu almak üzere görevlendirdi ve şöyle dedi: “Yola çıkın, Hâh ravzasına varınca orada bir kadın bulacaksınız. Onda, Hâtıbın Mekkelilere yazdığı bir mektup var. Mektubu kadından alın, kendisini ise yoluna bırakın. Şayet direnirse boynunu vurun!” Kafile yola çıktı. Belirtilen yerde kadını buldular. Ama kadın mektubu inkâr etti, bunun üzerine dönmeye niyetlendiler. Hz. Ali kılıcı gösterince, saçlarının arasından mektubu çıkardı. Daha sonra Hz. Peygamber Hâtıbı huzuruna çağırdı, niye böyle yaptığını sordu. Hâtıb dedi: “Ya Rasûlullah, İslâma girdikten sonra küfre dönmüş değilim, Sana
Edebiyat
Birbirimize Muhtacız
“…erdemi ve ilahî sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın…” Maide suresi 2. ayet
Din
Allah Teâlâ’nın Lanet Ettiği Bir Kavim; Yahudiler
İsrail, yine gerçek yüzünü gösterdi. Gazze’de çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden her yeri bombaladı. Özellikle de hastane ve okul gibi sivil Müslüman halkın sığındığı yerleri hedef aldı. Öyle gözü dönmüş ki Dünya’nın gözü önünde uluslararası hukukta bile savaş suçu kabul edilen her türlü katliamı yapmaktan çekinmiyor. Buna rağmen Amerika başta olmak üzere, birçok Batı ülkesi kendilerine destek veren açıklamalarda bulunduğu gibi; bazıları da bizzat fiili olarak destekliyor. Biz de İsrail’in bu vahşi tutumuna karşı 3 gün yas ilan edip bayrakları yarıya indirmekle görevimizi ifa ediyoruz! İsrail’in yaptığı bu vahşet, Yahudilerin ne kadar nankör, insaniyetten yoksun, ne derece zalim, acımasız ve Müslümanlara karşı kin ve nefretle dolu olduklarını bir kere daha göstermiştir. Yahudiler, bugün Ortadoğu’nun işgalinde olduğu gibi tarih boyunca savaşlar, ihtilâller çıkarmış, entrikaları hiç bitmemiştir. Her çeşit fitne-fesat hareketinin altında mutlaka bir Yahudi parmağının çıkması mümkündür. Kendilerini seçilmiş üstün ırk görerek geçmişte diğer halklara zulmetmekten hiç çekinmemiş bugün de aynı zalimliklerini sürdürmektedirler. Kur’ân-ı Kerim’de zikredilen Allah (Celle Celâluhû)’nün ve peygamberlerinin lânetini hak eden Yahudilerin tabiatı olan bir takım çirkin özellikleri şunlardır: Yahudiler, Müslümanlara karşı son derece düşmandırlar: Yahudiler İslâm’ın ilk yıllarından itibaren Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ve Müslümanları en büyük düşman olarak görmüş ve bu düşmanlıklarını nesilden nesile devam ettirmişlerdir. Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: لَتَجِدَنَّ اَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُوا “İnsanlar içerisinde Müslümanlara düşmanlıkta en şiddetli olanların, (öncelikle) Yahudiler ve (onlardan
Hayat ve İnsan
Muızz | el-Muizz İsminin Anlamı Muizz isminin lügat anlamı: İzz ve izzet kökünden türeyen el-Muizz ismi; güç, galibiyet, şiddet, şeref ve üstünlük anlamlarına gelmektedir. El-Muizz ismi kendisinden hemen sonra gelen el-Muzill ismiyle müzdevicedir. EL-MUİZZ: İstediğine izzet ve şeref verip yüceltip yükselten, ağırlayan, onurlandıran… Muizz isminin ıstılah anlamı: Muizz; hiçbir zaman mağlup edilmeyendir. Muizz; güç ve kuvvette eşi benzeri bulunmayandır. Muizz; izzet, şeref ve üstünlük sahibidir. “Ona “Allah’tan kork!” denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!” (Bakara, 2:206) Evet, öyle insanlar vardır ki, Allah’ı tanımaz, bilmez, sadece Allah’ın olan ve ona ait olan özel hâzinesine varıp dayanır, mahremiyetine tecavüz eder. Ona özel bir şey olan şeref ve onur gibi kıymetli şeyleri başka yerlerde ve başka şeylerde arar. Oysa el açıp yalvardığı şeyler, kapısında beklediği kimseler, sadece kendisini küçültmeye, alçaltmaya yarar da şeref ve onur sahibi olmaya değil. Onur ve izzet, şeref ve gurur sadece Allah’a kul olmaktadır. Makamda mevkide, parada pulda değil, şan şöhret gibi geçici ve aldatıcı şeylerde de değildir. Allah’a kul olan şereflenir, onurlanır. Yüzünü yere koyup nefsinin gururunu kıran, onun esaretinden kurtulur ve hürriyete kavuşur; böylece de gerçek şeref onura kavuşmuş olur. Muızz | el-Muizz Dualar ve Zikirler EL-MUİZZ: Bu mübarek ismin zikri (117) adettir. Zikir saati Güneş, günü Pazardır. Pazar güneş saati ise sabah erken ve ikindi sonrasıdır; bu saatlerde okunabilir. Muizz | el-Muizz esmasıyla yapılacak Dualar: Meleğini davet etmek isteyen bir kimse gerekil şartları yerine getirip (el Müiz) adını çokça anarsa, isteği yerine gelmiş ve gelen melek vasıtası ile de
Din