Yine alıp bir kenara attığım kitaplardan biriydi. Ben sondan başlamış oldum ama Başkomser Nevzat bir seriymiş galiba . Ama gayet bağlantısız okunabilecek bir kitap .
Geç tanıştığıma üzüldüm derdim ama her kitabın bir zamanı vardır belki de. Bu kitap da okuma alışkanlığımı yeniden kazanmaya çalıştığım bu dönemde bana çok iyi geldi. Çok ama çok akıcı, elimden bırakmak istemedim hiç.Beni çok içine çekti.
Yozlaşmanın, bozulmanın devletin her kurumuna yayıldığı gerçeğini hatırlatan , merak uyandıran , acaba dedirten detaylarıyla insanı zaman zaman arafta bırakan bir kitaptı.
Yazarın kitabın başındaki alıntısıyla bitiriyorum."Bir kere sınırı aşan için artık sınır yoktur ."Epiktetos
Amin Maalouf 'un hep önüme çıkan bir kitabı idi, nedense hep sıkıcı gibi gelmişti o yüzden şans vermemiştim.
İlk kez yazarın bir kitabını okuyorum.
Kurgu ve tarihin harmanlandığı bir kitap. 4 bölümden oluşuyor. Ama aslında zamansal olarak 2 'ye ayırabiliriz. Bir kısmı 1000 yıl geçmişe götürürken diğer kısmı daha yakın bir geçmişe dair izleri taşıyor.Bu iki hikayenin ortak noktasındaki karakter Ömer Hayyam.
İl kısımda ana olarak Ömer Hayyam ,Hasan Sabbah, Nizamülmülk karakterlerine rastlıyoruz. Karakterlerin hayatı, olayları, dünyayı ,ölümü ele alış biçimlerini ve bakış açılarını onların pencerelerinden görmemize olanak sağlıyor.
Hikaye masalsı bir anlatımla , sizi de orada tanıklık ediyormuşcasına içine alıyor. Hasan Sabbah'ın ideolojileri doğrultusunda , dünyayı değiştirmeye çalışan azim ve kararından( hırsından) da , Ömer Hayyam'ın şüpheci ve dünyayı anlamlandırma odaklı yaklaşımından da da alacağımız birçok ders var.
Şahsen beni çok içine çekti bu kısım, sek tarih okumayı sevemeyen biri olarak kurguyla bağlantılı bu kitap beni, yazılanları ve perde arkasındakileri araştırmaya itiyor istemsizce.
Fedailerin Kalesi Alamut ile çapraz okuma yapılmasını tavsiye ettiler hatta.
İkinci kısma gelince Ömer Hayyam'ın el yazması Rubaiyat'ı gölgesinde İran yakın siyasi tarihi ele alınıyor.Bu kısımlar açıkçası beni oldukça sıktı, biraz zor aktı. Yazarın özellikle günümüz şartlarında Amerika gibi bir ülkenin, İran siyasi hayatına ve demokrasisine olumlu katkılar sunuyor gibi lanse edilmesi, bana gerçeklerden uzak geldi.
Finalde Ömer Hayyam'ın o gizli saklı tuttuğu Doğu'nun değerli el yazmasının,Batı'nın bunu Tanrı bile batıramaz dediği Titanic ile okyanus dibine batması da çok manidar bir son olmuş açıkçası.
Okumanızı tavsiye ederim.🪻
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma