Çektiğiniz her acıya minnet duyacaksınız! /781. İnceleme
Puan vermedi·274 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 21:39
trrrrum! trak tiki tak! makinalaşmak istiyorum! Acıyor! İliklerimize kadar hissediyoruz artık çağın acısını. Hepimizin ruhunda ayrı ayrı, taşımakta zorlandığımız yükler, geçmiyor, geçmeyen bir ruh yorgunluğu. Ah insanlar! Hepsi yaralı, lâkin hepsi aynı zamanda diğerine yara. Kör Baykuş misali, "Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar." Ama durun! Tüm bu acılar bitecek! Şikayet ettiğimiz ne varsa acıya dair, hepsi geride kalacak! Duygularımızı yitirecek, Unutamadıklarımızı unutacak, Tüm nefretimizi geride bırakacağız! "Makinalaşmak istiyorum," diyordu Nâzım bundan yüz yıl evvel, "mutlak buna bir çare bulacağım," mutluluğu makineleşmeye bağlıyordu, "ve ben ancak bahtiyar olacağım." "Hissetmedikten sonra, hata yapmadıktan sonra, acı çekip iyileşmedikten sonra nefes almanın ne anlamı var?" Ve oldu işte! "Dünyanın sonu geldi herhalde," dediğimiz son geldi nihayet! Kıyamet kopmadı belki ama duyguların kıyameti oldu "toz oluş". Bir felaket yaşandı ve toza dönüştü insanlık... Ne şehirler kaldı ne o şehirlere renk veren -kalabalığından şikayet ettiğimiz- insanlar... Yalnızca sistemin dışına itilmiş bir avuç kişi. Yitip gitti duygular, "hatalı bir yazılım olan insan" acılarından arındırılmış olarak planlandı. Peki, duygusuz bir hayat mutlu bir hayat mıydı? Duygularından arındırınca ne kalırdı insandan geriye? Yapay zeka geldi aklıma. Ve adım adım izinden giden insanlık. Yoksa, gerçekten bir sabah post apokaliptik bir dünyaya uyanmamız yakın mıydı? "Uyumsuz olan acı çeker. Bu her çağda böyleydi. Eskiden buna hastalık derdiniz. Şimdi... geç kalmışlık." Şimal Yıldızı, Post apokaliptik bir roman. "Dünyayı büyük bir yıkımın vurmasından sonraki yaşamı anlatan." Tabiri caizse bir "hayatta kalma" mücadelesi, tıpkı
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202649 okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 23:39
Biri beni izliyordu. Beni dinliyordu. Beni gözetliyordu. Beni takip ediyordu. Ve kalbimin derinliklerinde bunun kim olduğunu biliyordum. Burası hepimizi etkiliyor muydu? Yoksa mesele sadece hava değil miydi? Sizi baştan sona kadar gizemini koruyan ve gerilimi son anına kadar hissettiren bir kitapla geldim. Ne kadar ürkütücüyse bir o kadar romantizmini koruyordu. Kitabı bitirdiğim de ne etkisinden ne de yaşadığım şoktan kendimi alabildim. Böyle bir son beklemiyordum. Sanki izole edilen bendim ve gerçeklik algımı kaybettim asdfg son zamanlarda okuduğum en iyi kitaptı! sonuna kadar içerisine çekti asla bırakmadım başladığım gibi bitti ve buradayım emin olun okuduktan sonra ne yazarsanız yazın yetersiz hissedeceksiniz çünkü okumadığınız sürece bu izole evrene adapte olamazsınız… Harika olan bir gerçeklik daha var Profesör Wes Kinciad! Yaşadıklarını düşünmek dahi istemiyorum... Onun hislerini daha derinden okumak isterdim. Onu daha iyi tanımak. Ve Clayton… Her okurun içerisinde derin bir iz bırakan karakter olacak. Sydney Denik, biyolojide, nörobiyoloji odaklı yüksek lisans öğrencisi. Mezuniyet projesinin bir parçası olarak Madrona Vakfı’na başvurmuştu ve işte ayağına gelen fırsatı yakalamıştır. Yaz aylarında öğrencilere düzenli olarak staj sunuluyordu. Ünlü olan ama bir o kadar gizemle dolu olan Modrona Vakfı. Son derece gizli bir kuruluştu. Alzheimer araştırmaları üzerinde çalışma süren ekibe katılmak için burs kazanmıştır. Kabul edilmesi zor ve imkansızdı ama işte bir şeyler yolunda gitmişti sonunda. Mezuniyet projesi için olağanüstü bir şey oraya koyamazsa bile burada fark yaratacağını düşünüyordu. Ama okulunda ki bursunu profesörü ile arasında geçen olaydan dolayı bursunu kaybetmişti sadece onu değil hayatını da ve eline gelen fırsatı da kaybedeceği düşüncesiyle
1000Kitap
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202567 okunma
Reklam
Gün Olur Asra Bedel Hk.
Puan vermedi·413 syf.··
2026 1. kitabı
Gün Olur Asra Bedel kitabı, insanın geçmişiyle olan bağını ve bu bağın kopmasının birey üzerindeki etkilerini ele alan dünya çapında önem ve ün kazanmış bir kitaptır. Yazar, sıradan görünen olaylar üzerinden insanlık, hafıza, kuşak ve kimlik kavramlarını sorgulatır. Romanın ana hikayesi spo! ölen can dostunu tarihi bir nezarlık olan ana beyit(Nayman Ana Mezalığına)defnetmeye giderkenki geçen sürede aklına gelen düşüncelerden oluşuyor bu süre içinde düşündüğü ve gözünün önüne gelen her şeyin bir asra bedel olduğunu belirtir. !. Düşüncelerinde geleneklere bağlılık ve insanın köklerini unutmaması gerektiği vurgulanır. Romanda yer alan mankurt efsanesi, insanın hafızasını kaybettiğinde kimliğini de kaybedeceğini simgeler. Aytmatov, geçmişini bilmeyen ve unutan toplumların kolayca yönlendirilebileceğini ve insani değerlerden uzaklaşacağını (Yani yakın gelecekte insanın otomasyona ve makinalaşmaya mahkum edilmesi, (sonraki kuşaklara ithafen) anlatır. Olaylar ilerledikçe, bireysel hikâyelerle toplumsal sorunlar iç içe sunulur. Ayrıca kitapta cocuklara olan bağlılık, eşlere olan sadıklık, ve dostlar için her türlü tehlikeyi göze alınacağı, net olarak işlenir. Son olarak dönemdeki Sovyet-ABD soğuk savaşını anlatan kısa bir öykü yer almaktadır (bkz. Demiurg Programı). Yapıcı bir eleştiri olarak, hikayeler genel olarak güzel ama olay örgüsü karışık. Eserde yer yer uzun betimlemeler ve yan hikâyeler anlatımın temposunu düşürebilir. Bu durum bazı okurlar için dikkat dağınıklığına yol açsa da, romanın vermek istediği mesajın gücünü azaltmıyor, kaldığınız yeri hemen bağlayabiliyorsunuz. En beğendiğim kısım ise Begimay...(Raymanlı Ağanın Kardeşi Abdilhan'a Yalvarması. "Kara kara dağlardan göç inende, Morlu morlu dağlardan göç inende, Panayırda beni bekleme Begimay. Ben uçmağa
1000Kitap
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656bin okunma
Siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim!..
10/10
·2086 syf.··
2025 80. kitabı
·
316 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2025 22:35
Giriş: Bir Kitaptan Fazlası, Bir Yaşam Yolculuğu Nâzım Hikmet'in Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan "Bütün Şiirleri" kitabını elinize aldığınızda, yalnızca bir şiir kitabıyla değil, bir ömrün fiziki ve manevi ağırlığıyla karşılaşırsınız. Binlerce sayfalık bu külliyat, parmaklarınızın ucundan ruhunuza akan bir nehir gibidir; içinde bir insanın, bir ülkenin ve bir devrin tüm çalkantılarını, umutlarını, acılarını ve sevdalarını taşır. Bu kitabı okumak, sayfaları çevirmekten öte, bir yaşam yolculuğuna çıkmaktır. Her bir dize, şairin soluğunun bir yankısı, her bir bölüm ise hayatının bir durağıdır. 1. Şiirlerin Ardındaki Adam: Tarihsel ve Biyografik Arka Plan Nâzım Hikmet'in şiirini anlamak için hayatını bilmek bir tercih değil, bir zorunluluktur. Onun dizeleri, yaşamından damıtılmış bir özdür; hapishane duvarlarına çarpan umut, sürgün yollarında büyüyen hasret, kavgaya karışan aşk ve bir an olsun sönmeyen memleket sevdası, onun sanatının yapı taşlarıdır. Şiiri, hayatının bir günlüğü, mücadelesinin bir manifestosu ve ruhunun bir haritasıdır. Bu haritayı okuyabilmek için, şairin yürüdüğü yolları, aştığı engelleri bilmek gerekir. Kaynak metinde sunulan biyografik bilgiler ışığında, Nâzım'ın yaşamını ve şiirsel serüvenini üç ana döneme ayırarak inceleyebiliriz: * Gençlik ve Moskova Yılları (1901-1928): 1901'de Selanik'te başlayan bu yaşam, Milli Mücadele'ye katılma idealizmiyle Anadolu'ya geçer. Ancak cepheye gönderilmez ve yolu, dönemin devrimci rüzgârlarının merkezi olan Moskova'ya düşer. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde (KUTV) aldığı eğitim, onun ideolojik kimliğini şekillendirirken, tanıştığı Rus fütüristleri ve konstrüktivistleri sanatsal ufkunu kökünden değiştirir. Klasik şiir kalıplarını kıran, serbest nazmın ve modern
Şiir
Bütün ŞiirleriNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20194,102 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2025 96. kitabı
Merhabaaa Ben geldim ve sizlere aşık olduğum serinin devam kitabı ile geldim zaten kendisini çok seviyordum bu kitabı daha da aşık oldum diyebilirim her sahnesi ayrı güzeldi diplerine o kadar çok yakışıyorlardı ki o kadar çok bayıldım ki onların bu aurasına kesinlikle tekrardan okuyacağım bir seri diyebilirim yani başa sarıp sarıp okuyacağım bir kitap. Ve açıkçası spor romantizmi olması beni kendine daha çok çekti zaten en sevdiğim troplardan biri. Simht ve Emili alarmdaki çekim elektriğe bayıldım kesinlikle çok yakışıyorlardı. Kısaca biraz konusundan bahsedeyim. Emilia Anderson takımın sosyal medya yöneticisidir. Takım içindeki kişilerle yakınlaşmamak konusunda katı kuralları vardır. Owen SmithNHL hokey takımı oyuncusudur ve kariyerinin sonlarına yaklaşmaktadır. Kupayı kazanmak için hâlâ bir şansı vardır. Ve aslında bundan sonra olacak yasak aşkı okuyacağız biraz biz kesinlikle gizli olan her şeyi çok severiz bunu sevdiğimiz gib.
Yasak AtışTeagan Hunter · Pukka Yayınları · 2025240 okunma
Ayça T. K dan Kutlu Olsun 1 incelemesi
7/10
·432 syf.··
2025 81. kitabı
Konusu çok crinch ti, çok bilindikti. Tamam anlaşmalı evlilik temalı kitapları sevmiyor değilim ama o temanın da yakışıp yakışmayacağı kitaplar var. Yani mesela bana göre o tema bu kitapa uymamıştı. Öncelikle konusundan bahsedeceğim elimden geldiği kadar çünkü serinin 3 kitabına da inceleme yapmayı düşünüyorum Konusuna gelince: Baş karakterler olan Meltem ve Rüzgar aynı yetimhanede çocukluklarını geçirmişlerdir. Meltem belli bir yaşa gelince annesi babası ortaya çıkıp bebek iken vermiş oldukları kızlarını 6 yaşında (tam emin değilim o yaşlar civarı) almaya gelirler. Böylelikle Meltem ve Rüzgar'ın yolları ayrılır. Taaki bir gün Meltem Rüzgar'ın numarasını bulup onu arayana kadar. Meltem Rüzgarı her aradığında özel günlerden birini kutlar. (Mesela "Dişçiler günün kutlu olsun" gibi) Bir kaç ay sonra Meltem'in annesinden ve babasından çektiği çileye dayanamadığı bir günde Rüzgar ansızın çıka gelir. Ve Meltem ile evlenmek istediğini söyler. Sonrasında olaylar birbirini kovalar? Spoiler içerebilir!! Eleştirmeye gelince: kitapta hiç yerine oturmayan o kadar şey vardı ki mesela "o niye öyle oldu" yada "bu niye şöyle" dediğim o kadar çok var ki. Bir zaman sonra kitapta mantık aramamaya başladım. Öncelikle Rüzgar ve Meltem resmi nikahları kıyılacağı zaman bunların eski tanıdıkları olan bir kaç kişiyi şahit olarak çağırıyorlar. Ama kimse çıkıp da demiyor ki "siz niye evleniyorsunuz" onun aksine "he şahit mi lazım tamam" dediler. Yanı hiç bir şekilde olayı sorgulama diye bir şey yoktu. Sanki o sahne gelişi güzel yazılmıştı. Ben bu kitabı okurken yabancı yazarların olur ya hani romcom tarzında kitapları. Arkadaşlıktan aşka okuruz. Karakterler birbirlerine yakınlaşmamak için sınırlar koyarlar. Ama kitabın sonunda o sınırlar yerle bir olmuş. Tam anlattığım şekilde bir vibe aldım
1000Kitap
Kutlu OlsunAyça T. K. · Pukka Yayınları · 0811 okunma
Reklam
Reklam