"Geçtiğimiz gün ben çok değiştim. Geçtiğimiz gün bir büyüdüm, bir küçüldüm. Geçtiğimiz gün evi taşıdım. Eşyalarını koliledim. Sözlerini, anlattıklarını, sesini, gülüşünü, bakışını, dokunuşunu, ellerini, ayak sesini, nefes alıp verişini bir kutuya koydum. Taşıyabileceğimden fazla yüküm vardı, ağzım ya sabır, ya sabır, ya sabırla dolup taştı, dudağımın kenarından dualar aktı. Geçtiğimiz gün, evde, kitaplar arasında, çantamın gözlerinde, çekmece köşelerinde, hırkalarımın ceplerinde elime kederler geçti. Hepsini bir poşete doldurdum. Yaşarken tüy gibi hafiftiler, hatırlayınca külçe gibi ağır. Geçtiğimiz gün evde görünmez bir ateş yaktım, başından hiç ayrılmadım, gözlerime dumanlar doldu, ateşi kendimle besledim, çok yandım. Geçmişi içine attım. Ne hammışım ben meğer, bunu anladım. Geçtiğimiz gün çok sarıldılar bana. Zorla yemek yedirdi ağlarken yemek yemenin ne kadar zor olduğunu bilmeyenler. Sarıldılar, sarıldılar ve “Her şeyin ilacı zaman, tek ihtiyacın zaman” dediler. Gelen gidenin ayaklarını ezber tuttu aklım. Geçtiğimiz gün, bugünü bekledim. Gerçekten zamanmış ilacım.