Kelam dilde değil kalpte dövülünce keskinleşir. Kalpten ayrı kalan dilin misali, muhatabı nerden vuracağını bilmeden kılıcını savurmak ve onu kan revan içinde bırakmaktır. Kılıcı savuran nasıl ki ellerdir, desteği bacaklar ve gözlerdir; kelamı savuracak olan da kelimelerdir, kalptir, marifettir. Zira bazen savaş meydanında da olsan yaralamaman gerekebilir. Nitekim usta bir el ile dil arasındaki benzerlik, nereye vuracağını bilmek ve alt ettiğinde öldürmemeyi de tercih etmek ihtiyarında saklıdır.