...içimizde titreşen yardım çığlıklarının, merhametin, utancın, onurun, hepsinin üstünden aşarak, içimizde duygu mahiyetinde olan her şeyi, ahlakçıların tabiriyle -ahlakçılar, kafalarına hiç bomba yağmamış, yiğitliği göklere çıkaran üçkağıtçılar onlar!- insanı yücelten ne varsa, üzerimizden atarak koştuk.
aslına bakacak olursanız üzerimdeki yükü
hafifleten bir şeyi bulduğumda
bunu, ya unutmuş
ya da unutmamış olduğumla açıkladığımı görüyorum
nasılsa unutmak diye bir şey var
nasılsa unutmak diye bir şey yok
kalkıyorum mesela bıçakla elimi kesiyorum
elim ilk ağrının eli olduğundan bıçağın acısını
oradan kavrıyor oradan devam ediyorum hayatıma
bir mutluluk anım ne şekilde gerçekleşmişse
tutup bütün gövdemle en başa gidiyorum
korkunç olan yaşanmış olandır nitekim
bir yerde yaşanan ne ise mutlaka korkunç
olana dönüşecek bir sonuca da varacaktır
yani ben biraz da bundan acılıyım sanki
bir şeyin geçmiş olması bnede her koşulda
sıkıntı yaratıyor ki; bu kadar acılıyım.