Kimisi hiç sesini çıkarmaz, o güne kadar hayatı, sağına soluna bulaşmadan dümdüz sürdürür ama avın avlandığı tavın tavlandığı o son gün geldiğinde dümeni kırıp belirsiz bir yöne doğru kıçın kıçın yol alırdı. Eğer insan bir hayvan olsaydı, bu, sürüden kopuş ve ölüme doğru gidiş demek olurdu. Köyler, geriye doğru kayarken ölmeden önce insanın tutunabileceği son yerlerdi.
Dünya kâlu beladan bu yana büyük adaletsizlikleri cinnetle, cehennemle, depremle gideriyor, küçük adaletsizlikleri ise kopillerle köpeklere havale ediyordu.
O da biliyordu ki, herkesin ruhunu bedeninin çarmıhına gerdiği, bırakın acıyı, sevincin bile paylaşılamadığı bir dünyada, kimse boyunu incelik ve derinlikle ölçmeye kalkmazdı.