Binlerce aç insanın karnını doyurabilecek, binlerce yetimin yüzünü güldürecek denli çok parayı nasıl, ne zaman, hiç utanmadan, hesapsızca, yalnızca kendi hoşnutluğunuz için harcadınız? Evler, tarlalar sanki yalnızca sizinmiş gibi davranıyorsunuz. Her şeyin tek ve gerçek sahibinin yalnızca Yüce Tanrı olduğunu nasıl unuttunuz? Her şey O’ndan gelip istediği zaman yine O’na dönmeyecek mi?
İnsanlar, yabansı bir alışkanlıkla, kendilerini korkutan hayvanların adını alırlar, kendilerine bağlı hayvanların adlarını hiç almazlar. İnsanlar kendilerine kurt denmesinden hoşlanırlar da köpek denmesinden hoşlanmazlar.
Bir grup insan harekete geçmek istediği zaman kendine bir sembol yaratır. ‘Tanrı kutsal toprakları ele geçirmemizi istiyor’ ya da ‘dünyayı demokrasinin beşiği yapacağız’ veya ‘sosyal adaletsizliği komünizmle ortadan kaldıracağız’ denir. Fakat aslında Kutsal Topraklar, Demokrasi veya Komünizm grubun umurunda değildir. Belki de grup sadece harekete geçmek istemiştir, kavgaya girmek istemiştir ve bu sözcükleri sadece bireylere güven vermek için kullanmıştır.