NÖROBİLİM SOSLU ŞARLATANLIK...
Nörobilim Soslu Şarlatanlık: Kişisel Gelişim Endüstrisinin Yeni Bilimsel Kılıfı Kişisel gelişim sektörü, kitleleri manipüle etmek ve ceplerini boşaltmak için her dönem yeni bir maske takınır. Geçmişin "kuantum enerjisi", "çekim yasası" ve "evrenin gücü" zırvaları toplumda haklı bir entelektüel tiksinti meydana getirince, bu tacirler hızla taktik değiştirdi. Sektörün yeni gözdesi, modern tıbbın ve biyolojinin en prestijli alanlarından biri olan nörobilimdir. Bugün "nöro-koçluk", "beyin haritalama ile başarı" veya "sinir sistemini yeniden programlama" adı altında pazarlanan söylemler, bilimin arkasına saklanan derin bir cehaletin ve nitelikli dolandırıcılığın ürünüdür. Laboratuvarlarda fMRI cihazlarıyla yürütülen, yıllar süren mikroskobik ve istatistiksel araştırmalar, bu endüstri tarafından vahşice basitleştirilmektedir. Bilimsel bir makaledeki "beynin x bölgesi belirli bir görevde daha fazla oksijen tüketmiştir" ifadesi, bu şarlatanların elinde "İşte zengin olmanızı engelleyen o nöronu yok etme formülü" gibi amorf bir vaade dönüşür. Sinirsel plastisite (neuroplasticity) gibi beynin adaptasyon yeteneğini açıklayan gerçek biyolojik mekanizmalar, sanki sabah olumlu düşünerek akşam milyarder olunabilecek bir sihirli değnekmiş gibi pazarlanmaktadır. Gerçek sinirbilim, kesin sonuçlar vermekten kaçınan, metodolojik şüpheciliğe dayanan bir disiplinken; nöro-zırva endüstrisi mutlakiyet, kesinlik ve anlık mucizeler vaad eder. __Bu manipülasyonun en tehlikeli yanı, bilimin otoritesini sömürerek insanları rasyonel düşünceden uzaklaştırmasıdır. Latince terimler, nörotransmitter isimleri ve uydurma "nöro-teknikler" havada uçuşurken, dinleyici tıp dilinin ağırlığı altında ezilir ve eleştirel düşünme yetisini kaybeder. Popüler kültürün çöplüğüne dönen "sağ beyin-sol beyin"
Nörobilim
Arada bir kendi hayatlarıyla ilgililer
Bazen net şeyler söylesen bile anlamamış gibi yaparlar böyle durumlarda kendinde eksiklik arama çünkü bazı konularda insanlar sizi manipüle etmek için sizde bir sorun var gibi gösterir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Konuşma ile bir şey çözülmez sofi Sadece manipüle olursun Bir rüyadır tatlı sözler Bir kabustur tehditler Ben eylemden yanayım sofi Yere düştütüğümde beni elimden tutup kaldırandan yanayım Elimde poşet olmasaydı yardım ederim diyenlerden değilim
Dünyadaki nesneleri "bilebiliriz" ve onları manipüle edebiliriz. Ancak bir insanı, hele ki sevilen insanı asla tamamen "bilemeyiz" ve onu bir inceleme nesnesi yapamayız. Varoluşsal aşk, ötekinin her zaman bir "gizem" olarak kalmasına izin vermek ve onun bu gizemine hayran olmaktır.
Popülizmin Çatlakları: Küresel Kriz Kıskacında Şirket Devlet Mantığı ve Amerikan Sağının İdeolojik Dönüşümü Modern küresel siyaset, uzun süredir kitleleri peşinden sürükleyen hamasi söylemler ile arka kapılarda yürütülen soğuk ekonomik rasyonalite arasındaki en keskin yırtılmayı yaşamaktadır. Bu yarılmanın merkezinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın iç piyasaya yönelik saldırgan popülizmi, yaklaşan ara seçimlerin yarattığı koltuk korkusu ve Silikon Vadisi sermayesinin devlet aygıtını içeriden dönüştürme arzusu yer almaktadır. Bir tarafta kitleleri manipüle eden bir emlakçı refleksi, diğer tarafta ise toplumsal sözleşmeyi tamamen yırtıp atmayı hedefleyen teknokratik bir akıl bulunmaktadır. Sahada darmadağın olan küresel realitenin retorikle kurtarılmaya çalışıldığı bu süreç, müttefiklik ilişkilerinin sıfırlandığı ve diplomatik kurbanların seçildiği yeni bir hayatta kalma tüneline işaret etmektedir. Bu sıkışmışlığın ilk ve en gürültülü yansıması, uluslararası ittifakların zemininde kendisini göstermektedir. Trump’ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi hedef alan ve bir fotoğraf talebi üzerinden şekillenen hırçın polemiği, sıradan bir liderler atışması değildir. Bu kavga, Avrupa sağının küresel sistem içindeki konumu ile müttefikleri maliyet odaklı gören Amerikan izolasyonizmi arasındaki derin jeopolitik çatlağı ele vermektedir. Meloni, Avrupa’da milliyetçi bir çizgiyi temsil etmesine rağmen, geleneksel ittifak yapısına sadık kalarak müttefikleri satan bu pervasız çizgiye direnmektedir. Trump ise bu kurumsal direnişi kişiselleştirerek müttefiklerini birer ortak değil, fotoğraf dilenen asalaklar olarak kurgulamaktadır. Bu üstenci dil karşısında İtalya Dışişleri Bakanının resmi ziyaretini iptal etmesi, Avrupa’nın artık bu şantajcı üsluba karşı açıkça
Siyaset
Bırakma enerjisi güçlü çalışır. Tutunduğun korkuları, taşıdığın yükleri, bağımlı hale geldiğin düşünceleri, seni tüketen insanları, geçmişten bugüne sürüklediğin hikâyeleri... Bırak. Hayatına giren herkes bir sebeple gelir. Kimileri sana öğretir, kimileri senden öğrenir. Ama hiçbir şey sonsuza kadar aynı kalmaz. Ruhun bu dünya deneyiminden geçerken, çocukluğundan beri sana öğretilen kalıpların içinde kaybolmayı mı seçiyorsun? Yoksa... Kendını hatırlamayı, özündeki gerçeği keşfetmeyi, kim olduğunu yeniden bulmayı mı? Seni durduran, gölgeleyen, karanlığına çeken, ağırlaştıran ne varsa... Bırak. Çünkü bıraktığında yol açılır. Bıraktığında nefes genişler. Bıraktığında kalbin hafifler. Bıraktığında ışık içeri girer. Ve sen güçlenirsin. Bilincinin yükselebilmesi için, önce sana ait olmayan yüklerden özgürleşmelisin. Kıskançlık mı? Bırak. Sürekli çalışan zihin mi? Bırak. Kaygılar mı? Bırak. Geçmiş mi? Bırak. Gelecek korkusu mu? Bırak. Kendini manipüle etmeyi de bırak.