İnsan, Tanrı yapımı cehennemden kurtulabilir, ancak kendi eliyle yarattığı hücreden göğüs kafesini kırsa dahi kurtulamaz. Çünkü kendi cehenneminin gardiyanı vicdan, Tanrı'nınki ise merhamettir. Ve bu düşüncenin doğruluk payı, beni, kendimin katili yapar. Bu arada duvara dönüp "Beni duyuyor musun İsa?" diye soruyorum. "Duyuyorum" diyor. Arkamı dönüyorum.
Ve yalnızlığım, elindeki jiletle dünyada ile aramdaki bağı keserken şöyle fısıldıyor damarlarıma; en kötü şeyin olmasını engellediğini düşündüğün ne veya kim varsa, gün gelir daha kötüsüne sebep olur.
Önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir.
Saatlerce. Saatlerce yürümek. İki göz kırpması arasında bir sokağın başlangıcından, nereye düştüğü belli olmayan bir caddeye adımlar atmak. Bir kavşakta uyuyakalıp, bir duvarın sonunda uyanmak. Aynı sokaktan dördüncü kez geçtiğini, dilencilerin bakışlarından anlamak. Soğuk bir güneşin terlettiği tek kişi olmak.