Kendi deyimiyle, ‘ömür boyu süren kutsal hastalıklardan’ birini taşımayanları daima aşağılamış, onları daima en düşük kategoriye dahil etmişti ve onlarla ilişki kurmak, özellikle de zihinsel ilişki kurmak kendisi için küçültücü, kirli olmasa da en azından daima karakter zayıflatıcı bir şey olmuştu. Sağlıklı denilen insanlara acıyordu, çünkü onun kanaatine göre bu insanlar asla mutlak zihin körlüğü çukurundan çıkamazlardı ve ne olursa olsunlar, ne yaparlarsa yapsınlar, ömür boyu bu bayağı zihin körlüğü içinde kalmaya mahkûmdurlar ve kendisi onları açıkça aşağılıyor, bu ‘zavallı’, ‘değersiz’, ‘zihne zarar yaratıkları’ aşağılamaktan her seferinde zevk alıyor gibi görünüyordu, ki bunu bana bir keresinde gerçekten açıkça ifade de etmişti.