''Çünkü bu dünyada yapayalnızsın.''
Bu defa ilahın yüzü çakmaktaşından ziyade kara bazaltlara dönmüştü, son derece sakin ve de herhangi bir ima yahut duygudan azadeydi, gerçi onun duygularını yakalamak hayli zordu. Âdeta Yucatán ırmakları gibi mevcutlardı ama yüzeyin altında gizleniyorlardı. Sanki biri bir kuyunun üzerini taşla örtüp görüşü kapatmış gibi olmuştu şimdi. Kara taşlar gibi katı ve acımasız, Casiopea'nın öngördüğü ilah buydu işte.
"Hepimiz bu dünyada yapayalnızız." dedi Hun-Kamé, sözleri geceleyin ayı örten bulutlar gibiydi, taze sürgünleri tırpanıyla biçip de dünyayı çoraklaştırıyordu sanki.
"Tanrı, kalbindekini görüyor, Casiopea." dedi annesi gülümseyerek. "Seninki iyi bir kalp."
Casiopea bakışlarını indirip durumun böyle olmamasını umdu, kalbi bir volkan gibi kabarmış ve kini bağrında düğümlenmişti.