kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok.
kimse için en değilim.
daha değilim.
bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım.
"Bazen kafamızdaki karmaşayı gidermeden yaşamaya devam edemeyiz; bazen gidersek bile devam edemeyiz. Hayat kafamızın içindeki midir? Dışındaki mi? Çoğu zaman bilemeyiz."
Bu dünyada sadece iki felaket vardır. Bir tanesi, kişinin istediğini alamaması, diğeri ise almasıdır. İkincisi çok daha kötüdür; bu gerçek bir felakettir!
Doğa araştırmacıları çok iyi bilirler ki kişi motivasyon olmadan en ufak bir hareketi bile yerine getiremez, yani bir şekilde kendisine fayda sağlamazsa. Mesela, kişi elini sandalyeden masaya koyduğu zaman bile, elini masaya koymaktan daha büyük bir haz alacağını düşündüğü içindir. Eğer kişi böyle düşünmeseydi, hayatının sonuna dek hiç daha fazla efor harcamadan, elini bir santim bile oynatmadan sandalyenin üzerinde bırakırdı."
Şafakla birlikte, kendine şunları söyle: İşgüzar, nankör, küstah, hilekar, haset, geçimsiz kişilerle karşılaşacağım. Bu kötü özelliklerin hepsi iyi ve kötü bilgisizliğinden bu kişilerin başına geldi. Fakat ben, iyinin doğasının güzel, kötünün doğasının çirkin olduğunu gördüm. Benimle aynı soydan gelen günahkâr doğalı biriyle de sadece aynı kan ya da tohumdan geldiğimizden değil, aynı aklın ve Tanrı'nın kutsallığının bir parçası olduğumuzdan akrabayız; bu yüzden akrabaların hiçbirinden bana zarar gelmez.