Burada italik olarak yazılmış olan "Başkahin Aviyatar'ın zamanında" (Mk 2.26), bir hatadır. Söz konusu olay (1. Sam. 21.1-6) Abiathar değil babası Ahimelech ile ilgilidir. Markos'un önceliği varsayımı ile Matta ve Luka bunu farketmiş ve bu kelimeleri metinlerinden çıkarmışlardır (çünkü Matta ve Luka'nın hiçbir el yazmasında "Abiatar başkahin olduğu zaman" ifadeleri yer almamaktadır).
Sayfa 130·Kitabı okudu
1000Kitap
Insan Yasa için değil, Yasa insan için yaratıldı. "Markos", 2:27
Sayfa 17 - Livera yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hz. Îsâ’nın Doğum Yeri ve Doğum Tarihi Hakkında
Kur’ân-ı Kerîm Hz. Îsâ’nın doğum yeri ve doğum tarihi hakkında bilgi vermemektedir. Hristiyan ilâhiyatında Îsâ’nın dünyevî hayatından çok ölümü, dirilmesi ve göğe yükselmesi önem taşıdığı için, sahih sayılan bugünkü İnciller’de dünyevî hayatı üzerinde fazla durulmamış, onun bu yönünü öne çıkaran, çocukluğu ve gençliği hakkında bilgi veren İnciller ise sahih kabul edilmemiştir. Mevcut İnciller’de onun Beytlehem’de dünyaya geldiği kaydedilmekle birlikte Nâsıralı olarak takdim edilmektedir (krş. Matta, 2/1, 13/54-57; Markos, 6/1-4; Luka, 2/4-11, 4/16, 24; Yuhanna, 1/45). Dolayısıyla bu ifadeler arasında çelişki bulunup bulunmadığı tartışılmıştır. Hz. Îsâ’nın doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber milâdî başlangıç olarak kullanılan tarihin yanlış olduğu kabul edilmektedir. Bazı tarihî bilgiler ışığında yapılan araştırmalar onun doğum tarihinin milâttan önce 5. yılın sonu veya 4. yılın başı olduğunu göstermektedir. Hz. Îsâ’nın doğduğu ay ve gün hakkında da kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Batı kiliselerince Îsâ’nın doğum günü sayılan 25 Aralık ise milâttan sonra IV. yüzyılda uzun tartışmalar sonunda kabul edilmiş bir tarihtir ve esasen Îsâ’nın doğumuyla alâkalı değildir. 25 Aralık Roma İmparatorluğu’nda güneş ilâhı Mithra’nın bayramı olarak kutlanıyordu. IV. yüzyılda hristiyanlar, Malaki kitabında yer alan “Fakat size, ismimden korkanlara, salâh güneşi kanatlarında şifa olarak doğacak” (4/2) ifadesini Hz. Îsâ olarak yorumlamışlar, güneş ilâhı Mithra’nın yerine “salâh güneşi Îsâ”yı koymuşlar ve bu günü “noel” olarak kabul etmişlerdir. Diğer taraftan Doğu ve Ermeni kiliselerinde 6 Ocak Hz. Îsâ’nın doğum günü olarak kabul edilmektedir.
Sayfa 565 - Âl-i İmrân Sûresi 45. âyetin tefsirinden·Kitabı okuyor
Alıntı
Sayın Bay Markos
Biliyorum, sizi yazdıklarımla rahatsız ediyorum ama artık susmak elimde değil. Bu mektubu yazarken ellerim titriyor, çünkü anlatacaklarımın yükü yıllardır omuzlarımda. Kız kardeşim, o küçücük Peri... Onu size getirdiğimde içimden bir şey koptuğunu hissettim. Ama başka bir çarem yoktu. Yoksulluk insanı hem taş eder hem de kırar. O gün onu o kapıya bıraktığımda, ardına kadar açılan o hayatın bizimkinden ne kadar farklı olacağını bilmiyordum. Her gece gözlerimi kapattığımda o anı görüyorum. O küçük elin elimden kayışını, arkasına dönüp bakmadan yürüyüşünü… Ve ben hâlâ o anın içinde yaşıyorum, Bay Markos. Sizden tek isteğim var: Ne olursa olsun, o çocuğun mutlu olduğunu bilin. Beni böyle avutun. Çünkü başka hiçbir şeye inancım kalmadı.”
Alıntı
Kur’an çok açık. Allah kimsenin imanına bakmaz. Namaz kılmazsanız bu dünyada cezası yok, oruç tutmazsanız bu dünyada cezası yok; Kur’an’a göre söylüyorum, hacca gitmezseniz yine bu dünyada cezası yok. [ 237 Ama adam öldürürseniz, yalan konuşursanız, hırsızlık yaparsanız, zina yaparsanız; yani toplumsal düzeni bozarsanız elbette cezası var. İncil, Tevrat, Matta, Markos, Yuhanna ve Luka’da da cezası var. Matta Incil’inde: “Oruç tutanlar tuttuklarını tutmayanlara, tutmayanlar da tutmadıklarını oruç tutanlara bildirmesin!” diyor. Kur’an’da da var aynı şekilde. Sonuçta hepsi aynı kaynaktan geliyor. Bugün Tevrat, Tal-mut, İncil, Kur’an olsun... Hepsi aynı kaynaktan geliyor yani Âdem’e gelen din ile Muhammed’e gelen din arasında fark yok. Hepsinde temel günahlar, temel prensipler aynıdır. Biraz önce bahsetmiş olduğum beş şahsi ve toplumsal kurallar, hepsinde aynıdır. Adaletsizlik hangisinde vardır? Kılıçla ülkeler fethedilir ama adaletle yönetilir! Fatih, İstanbul’u fethettiğinde hocası: “Hünkârım, Allah’ın izniyle İstanbul’u fethettik, demiş. Fatih de kılıcını tutmuş ve: “Biz de bu kalemin hakkını unutmayalım” demiş. Adaletin, liyakatin, maslahatın, meşveretin ve emanetin olmadığı yerde bekadan bahsedemezsiniz!
Allah (inanırsınız, inanmazsınız), bütün kitaplarda: Kur’an, Tevrat, Talmut, İncil; Matta, Markos, Yuhanna ve Luka’da hatta bazı semavi olmayan dinlerde: Avesta ve Mecusilik’te de öteki dünya kavramı var, “Neden beyninizi kullanmadınız?” diye soracak! Çünkü ayetlerin çoğu bunun üzerine oturtulmuştur. Şimdi, böyle bakıldığında, bu en mükemmel varlığa ki yüz milyardan fazla nörondan ve trilyonlarca destek hücrelerinden oluşan bu yapıya, sadece nöronların kuyruklarını uç uca bağlasak dünyanın ekvatordan etrafını en az dört kez dolaşacak bir sistemin içerisine, parmaklarınla dokunuyorsun!