8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Vahyedilişinden Derlenişine Kur'an Tarihi bir süredir baskısı yoktu. İz Yayıncılık tekrar baskı yapınca kitabı hemen edindim. Özellikle Kur'an'ın bozulduğuna dair son zamanlarda çok fazla tartışma vardı. 1400 yıl önceki bir metnin günümüz şartlarına cevap verip veremediği, bazı ayetlerin anlamlarının yorumcudan yorumcuya farklılık gösterdiği gibi birçok ithaflı konu vardı. Muhammed Mustafa el-A'zami çok derli toplu bir çalışma ile Kur'an'ın bozulmadan günümüze kadar nasıl korunduğunu çalışma yöntemleriyle, ilgili mushafları karşılaştırarak, alfabelerdeki sesli ve sessiz harf değişimine kadar incelemiş. Farklı lehçelerde okunmasının anlamda yarattığı değişiklikte buna dahil. Kitabın son bölümünde Eski Ahit ve Yeni Ahit'in de karşılaştırmasını yapıyor. Sonuçta Kur'an tamamen Allah'ın kelamı olarak kabul edilirken; Yahudilik ve Hristiyanlık'taki kutsal metinlerde ise farklı yazarlar vardır. Babil sürgününden sonraki 2.500 yıl boyunca Yahudilerin kullandığı İbranice'de sesli harf yoktu. Hristiyanlıkta Luka, Matta, Yuhanna ve Markos incilleri var. En nihayetinde Muhammed Mustafa el-A'zami şunu diyor; oryantalistler Kur'an'ın güvenilir olmadığını iddia ederken neden Eski Ahit ve Yeni Ahit üzerindeki kuşkuları görmezler. Son olarak yıllar içinde Müslüman kesimin içindeki en önemli ihtilaf da şuydu. Özellike Sünni ve Şii uleması arasında olmuştur. Şii'ler malum ilk üç halifeyi kabul etmiyor. Kur'an ilk önce Hz. Ebubekir döneminde derlenip toplanıyor. Hz. Osman döneminde ise tek bir mushaf olarak hazırlanıyor. Ve bundan sonra tüm Kur'an'ın bu muhsaf üzerinden dağıtılması için diğer tüm kopyaları imha ediyor. işte bundan dolayı bazı muhalif ve farklı mezhepler bu süreçte Hz. Osman'ın Kur'an'da tahrifat yaptığını ekleme ve çıkarma yaptığını iddia ediyordu. Bu tartışma devam edecektir maalesef. Bize düşen Kur'an'ı okuyup iyi bir insan
Araştırma-İnceleme
Vahyedilişinden Derlenişine Kur'an TarihiMuhammed Mustafa el-A'zami · İz Yayıncılık · 201548 okunma
8/10
·480 syf.··
2025 53. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 07:46
Kitabın Ana Teması: Ayrılığın ve Sevginin Yankısı Romanın merkezinde bir ayrılığın yankısı var: Abdullah ile Pervane’nin kopuşu. Ama bu kopuş sadece iki kardeşin değil; bütün karakterlerin yaşadığı ayrılıklar, özlemler ve pişmanlıklar zinciri. Yazar bize şunu demek istiyor aslında: > “Bir yerde yaşanan bir ayrılık, bir kalpte hissedilen acı, yıllar sonra bile başkalarının hayatında yankılanır.” Yani her karakter, o ilk ayrılığın bir “yansıması” gibi: Nabi, o olayın vicdanını taşır. Nila, o olayın bencilliğini temsil eder. Pervane, kaybı yaşar. Abdullah, sadakati taşır. Markos ve Thalia, iyileşmeyi simgeler. Hepsi birbirinden farklı ama hepsi aynı yankının parçaları. --- Ana Fikir: Sevgi bazen korumak değil, bırakmaktır Kitapta sevgi hep acıyla sınanır. Abdullah kardeşini çok sever, ama onu kaybederek büyür.
Ve Dağlar Yankılandı (Midi Boy)Khaled Hosseini · Everest Yayınları · 202242bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·116 syf.··
2025 5. kitabı
kitabı incelemeye başlamadan önce muazzez hanımın bilime olan katkısı için teşekkürlerimi sunuyorum. Gerçekten de Sümer tarihinin özellikle Tevrat ile benzerlikleri çok dikkat çekici. fakat yazarın kitap boyunca Sümer tarihinin ilahi kitaplardaki benzerliklerine dair anekdotlarını çok zorlama bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim. İslam dinine inanan biri olarak özellikle Kuran ile ilgili kısımları dikkatle okuyup o bölümler üzerine notlar aldım. Maalesef Tevrat ve İncil hakkındaki bilgilerim yeterli olmadığı için o kısımlarla ilgili analiz yapamayacağım. Şimdi dilerseniz kitapta Sümer tarihi ile İslam tarihi arasında paralellik olduğu yazan bölümleri inceleyelim: 1- Harut-Marut-Zühre olayı şimdi Bakara 102. ayette geçen ayeti aynen yazıyorum: " ve onlar Babilde Harut ve Marut isimli iki meleğe indirilmiş sihir öğrendiler. Halbuki o iki melek, 'Biz ancak bir fitneyiz(imtihan için gönderildik), sakın inkar etme' demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi" bu ayet üzerine çeşitli rivayetler ortaya atılıyor ki bu rivayetlerin çoğu da israiliyat kaynaklarından gelme. Rivayetlerden birini özetleyecek olursam; melekler insanların sürekli günah işlemesinden şikayet eder bunun üzerine Allah iki meleği (Harut ve Marut) insan şekline sokarak yeryüzüne gönderir. Bu melekler Zühre adında çok güzel bir kıza aşık olur. Hatta kitaptaki rivayete göre onunla yatmak isterler. Zühre onlardan Allahın ismini öğrenip göğe yükselmenin sırrını ister, onlar da öğretir. Zühre Allah'ın ismini söyleyip göğe yükselir ve Venüs yıldızına çevrilir. melekler ise cezalandırılır ve Babil'de baş aşağı şekilde asılı kalırlar. Rivayet bu şekilde. Şimdi kitapta geçen ve Sümer tarihindeki benzerliğe gelirsek; İnanna Sümer'in aşk ve bereket tanrıçası. Dumuzi (çoban tanrısı) ve Enkimdu (çiftçi tanrısı) İnanna'ya
Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki KökeniMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20065,3bin okunma
Ve Dağlar Yankılandı
10/10
·410 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Eleştirisini o kitabın uzunluğu kadar yazabileceğim tek kitaptır sanırım. Zamanım olsa şu an buraya da çok yazardım çünkü hak ettiği övgüyü bol bol bahşetmek istiyorum. Khaled Hosseini en sevdiğim ikinci yazar. Dört kitabını da okudum, etkilerini yıllarca üstümden, hafızamdan atamadım ve atmak gibi de bir niyetim yok. İlk iki romanına göre çoğunun da dediği gibi revaçta olmadı. Ama benim enn sevdiğim 'şah'eseri bu oldu. Ve (eğer dualarım kabul olur da) bir iki eser daha yazana dek değişmeyecek. O kadar seviyorum ki kitabı başyapıt benim için. Yanına tek bir kitap al deseler bunu alır yudumlaya yudumlaya okurum. Bunlar öznel, eğer ki okuyup da etkilenmezseniz bilemem ama yazar en iyi kurgu örgüsünü burda yapmış. İlk okuduğumdan beri hayranım zekasına. Bu nasıl bir olay örgüsü, bu nasıl bir bağlama yeteneği. Ve ilk kez bir kitabın ilk bölümünde bir buçuk saatlik bir film izlemişim gibi ağlamıştım. O kadar tuhaf ki, arada ilk bölümünü okuyasım gelir okurum ve her seferinde gözyaşı. Ordaki masal benim için yüzlerce kitaba eşdeğer. İnsanlar kitabın kurgu düzenini karmaşık olarak görüyor. İlk kez Khaled Hosseini okuyorsanız normal ama onun zaman geçişleri kendine özgü (Christopher Nolan'ın Interstellar, Inception zaman geçişi gibi) Ve ben çok alıştım o yüzden de su gibi aktı sanırım. Tıpkı "The Prestige" filmindeki gibi dikkatli bakmanız gerekiyor zaten olaylar samimiyetle sizi içeri alıyor. Beni en çok bağlayan kitabı başlatan ve bitiren karakterler. "Peri ve Abdullah" kurgudan öte. Onları çok fazla hissettim. Zaten yazar her kitabında birileriyle bağdaşmanızı öyle güzel sağlıyor ki. İlerde olur da kızım olsa Peri koyar mıydım diye düşündürdü beni :D Kitabın burdaki kapak versiyonunda iki çocuk resmi koymuşlar ilk okuduğumda çok büyük değildim ve kafamda
1000Kitap
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202242bin okunma
“Kapalıçarşı”da Son Akşam Yemeği
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2023 00:00
Kapalıçarşı Fuat Sevimay “Son Akşam Yemeği” Kanonik İncil’lerde[1] anlatılan bir olay. “Son Yemek” olarak da biliniyor. Yahudilere özgü Fısıh (Pesah) Bayramı’nın ilk gününde İsa’nın, 12 havarisi ile yemek yediği ve orada “Size doğrusunu söyleyeyim, sizden biri bana ihanet edecek.” diyerek ihaneti haber verdiği bu son yemek, “ihanetin resmi” olarak, Rönesans’tan itibaren birçok ressamın tuvaline konuk olmuş. Andrea Del Castagno, Leonardo da Vinci, Mathias Grünewald, El Greco, Hans Holbein, Tintoretto, Peter Paul Rubens, Nicolas Poussin, Emil Nolde, Salvador Dali, Andy Warhol; bu ressamların en ünlüleri. Leonardo da Vinci’nin resmi ise en tanınmışı… “Son Akşam Yemeği” sadece resmin değil, edebiyatın da konusu olmuştur. İşte tam burada, “ekfrasis” kavramından söz etmemiz gerekiyor. Görsel bir sanat eserinin yazılı ya da sözlü anlatımı olarak tanımlayabileceğimiz ekfrasis, aslında görsel sanat eserlerini betimleme özelliğinin daha da ilerisinde bir anlam taşıyor. Çünkü, ekfrasis, yeni bir anlam yaratmanın yöntemi olarak da kullanılıyor. Bu bakış açısından hareketle Fuat Sevimay’ın “Kapalıçarşı” romanını, ekfrastik metinler içinde göstermek mümkün. Çünkü Sevimay, romanında Leonardo da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği”ni konu ve konuk ediyor. Fuat Sevimay, bir söyleşisinde “Kapalıçarşı”nın tarihi bir roman değil, tarihte geçen bir roman olduğunu dile getiriyor. “Bitim” başlığını taşıyan son bölümünü saymazsak Kapalıçarşı romanı, Fatih Sultan Mehmet dönemini anlatıyor. Kitabın arka kapağında ifade edildiği üzere, Fuat Sevimay; “mermerinden zanaatkârına, sultanından mimarına, esnafından müşterisine Kapalıçarşı’nın ruhunu ve o ruhu oluşturan efsunu eğlenceli bir dille” anlatıyor. Romana hâkim olan mizah, ironi, pastiş, metinler arasılık gibi anlatım yöntem ve teknikleri;
Edebiyat & Roman
KapalıçarşıFuat Sevimay · Hep Kitap · 2017538 okunma
Geniş Özet
Puan vermedi·608 syf.··
2024 5. kitabı
Tanrı'yı ve dinleri akademik bir çevrede konuşmak ne kadar mümkün ve doğrudur, bilemiyorum. Bilim bazı inanç temelleri üzerinde yükselmiş ve bunlar yıllar içinde birbirine öylesine kenetlenmiştir ki artık bunun dışında söylenen bir şey'in imkanına dair düşünmemek gerektiğine dair bir algı vardır.  Armstrong'un bir kaç eserini daha okuma fırsatı bulmuş biri olarak şunu söyleyebilirim. En azından kendisi bilimsel bir etik'e sahiptir. Yazdığı ya da konuştuğu şeyde çerçeveyi doğru bir şekilde ortaya koyup, kendisinin de kim olduğunu belirterek, ne anlatmak istediğini ve nereye vardırmak istediğini çok güzel ifade ediyor kitaplarında. Bu eserin giriş kısmında kendisini bir ateist olarak konumlandırıyor ve bu kitapta yapacağı şeyin insan'daki Tanrı kavramının dönemsel olarak nasıl değiştiğini aktarmak olduğunu belirtiyor. Tabi ki bunu yaparken benim referanslarımı ya da Semavi dinlerin aktardıklarını delil olarak kabul etmiyor. Bunu tabi ki kendisiyle konuşma imkanımız olmadı ama "neden" diye sorabilme imkanımız olsa, cevap aşikar bir şekilde bilim'sel değil olacaktır.  *Başlangıçta Bu kısımda Armstrong semavi dinler öncesini aktarıyor (kendi sınıflaması ile böyle ifade ediyorum ve bunu nefs'imin el verdiği ölçüde bu şekilde yapmaya da devam edeceğim). Burası pagan tanrılarını anlatmak ile başlıyor. Marduk ve Baal en sık tekrarlanan ve haklarında en çok şey bilinen Tanrılar. Babil'in ve Filistin'in Tanrıları yani...  Buradaki anlatı çok klasik olduğu için tekrarlamaya gerek görmüyorum. İnsanlar neden Tanrılara ihtiyaç duydular ya da hangi gereksinimlerini sağladılar gibi neden-sonuç ilişkisinin bir ürünü olarak Tanrı kavramını hayatın içine entegre etmeye çalışan düşünceler mevcuttur. Ama ilginç olan nokta şudur ki; -ve benim için ayrıca şaşırtıcı ve üzücü- İbrahim(as),
Araştırma-İnceleme
Tanrı'nın TarihiKaren Armstrong · Pegasus Yayınları · 20202,016 okunma