“Londra açgözlüydü, ganimetleriyle semiriyordu ama yine de her nasilsa, açlık cekiyordu. Londra hem akla hayale sığmayacak kadar zengindi hem de acınacak kadar yoksuldu.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Dün sabah Naziler, Carriveau yakınlarındaki küçük bir köy olan Oradour-sur-Glane'e kadar ilerlemiş ve herkesi silah zoruyla kasabanın kilisesine sürüklemişti. Sözde belgelerini kontrol edeceklerdi.
"Köydeki herkesi," diye fısıldadı Viann'in konuştuğu kadın. "Erkekler. Kadinlar. Çocuklar . Naziler hepsini vurmuş. Sonra kapıları kapatmış, herkesi içeri kilitlemiş ve kiliseyi yakip küle çevirmişler." Gözleri yaşlarla doldu. Gerçek bu."
“Zavallı Türk kadını için ev içinde bedenini hareket ettirmeye iki büyük vesile vardır. Ya ortalık süpürmek adına hasır süpürgeyi alıp iki kat olarak evin bütün mikroplu tozlarını yutmak... Yahut çamaşır adına legen basında akşama kadar bütün ailenin kirlilerinin sıcak su içinde saldıgı zehirli buharları teneffüs etmek... iste bizim en büyük egzersizimiz, sporumuz bundan ibarettir.”
Bu kitap tam kalpten yüksek sesle konuşan bir roman.
Suat, duygularını bastırdıkça boğulan bir kadın;
Necip, sevmemesi gerekeni sevip içten içe çürüyen bir adam;
Süreyya ise her şeyin ortasında, “mutluyuz sanan” ama aslında hiçbir şeyin farkında olmayan bir koca.
Roman boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor gibi ama aslında her şey oluyor.
Bir bakış, bir sessizlik, bir rüzgâr sesi bile aşk itirafı kadar gürültülü. Eldiven sahnesinde ise içimden “Abartt Necip” demek geldi ama Mehmet Rauf’un kalemi o kadar güçlü ki, cringe bile edebiyatın bir parçası oluyor :)
Kitapta Eylül aslında bir mevsim değil, bir ruh hali. Hani yaz bitince o boşluk hissi gelir ya, işte kitap boyunca o his var. Mehmet Rauf demiş ki sanki: “Ben insanların kafasının içindekini yazıcam, dışarıda ne olduğu umrumda değil.” :\
Yani Eylül kitap biraz sabırlı okura hitap ediyor, aceleci okurlara göre değil. Ama yani tempo çok ağır. Aksiyon sıfır Çok yavaş ilerleyen bir kitap. Bazen diyorsun ki “hadi artık bir şey olsun!” olmuyor. Çünkü Eylül bir eylem romanı değil, bir iç hesaplaşma romanı. Ağır tempolu, ama son sayfada boğazında bir düğüm bırakıyor. Mehmet RaufEylül