Hep gitmek, açılmak; daha da ileriye, daha da derine. Ay'a, Ay'a. Mars'a, bir daha Ay'a. Daha da ötelere. İnsanoğlu yerinde saymak için yaratılmadı.
Sayfa 159
Sagan'ın karakteri
"Ne" diye soruyorum bazen hayretler içinde kendi kendime: Atalarımız Doğu Afrika'dan Novaya Zemlya'ya ve Ayers Rock'tan Patagonya'ya kadar yürümüş, taş mızrak uçlarıyla fil avlamış, üstü açık kayıklarla 7.000 yıl önce kutup denizlerini geçmiş, rüzgârdan başka hiçbir itici güç olmadan Dünya'yı dolaşmış, uzaya açıldıktan on yıl sonra Ay'da yürümüş... bizse Mars'a yolculuktan mı korkuyoruz? Ama sonra, Dünya'da insanların çektiği, önlenebilir acıları hatırlıyor, birkaç doların susuzluktan ölen bir çocuğun hayatını kurtarabileceğini, Mars'a yapılacak bir yolculuğun parasıyla kaç tane çocuğu kurtarabileceğimizi düşünüyorum... ve o an için fikrimi değiştiriyorum. Gitmek mi yakışık almaz yoksa gitmemek mi? Yoksa koyduğum ikilem yanlış mı? Hem Dünya'da herkesin yaşamını daha iyi kılmak hem de gezegenlere ve yıldızlara ulaşmak mümkün değil mi?
Sayfa 197·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Anne abartma ölümü arada çık gel
ben mars'a gitmek istemiyorum uyandırmayın olur mu yürüyen merdivenlere ilk kez binen köylüler tedirgin olmasın ve basamakların tam ortasına basmasınlar diye ellerinden tutacağım heyecan anne heyecan anlık da olsa hepimizi parkinson yapıyor
Uzay kolonizasyonuyla, bir uzay kentleşmesi sürecine başlayacağız. Ne çok şey gelişecek... Mesela bu yerin insanlarını ve sosyal kurallarını nasıl öngörüyorsun? Dünya kurallarını buraya uyarla-yabilir miyiz? Yoksa daha özgür bir toplum mümkün mü olur? Umarım diğer gök cisimlerine ulaştığımızda insanlıkla ilgili çoğu şeyi benimsemeyiz. Çünkü insanlar hakkında kesin olan şey, insanlarla ilgili hiçbir şeyin kesin olmadığıdır. Dolayısıyla, uzaydaki yeni yaşam alanlarımıza uygun yeni kurallar, yasalar, sosyal normlar ve yeni bakış açıları oluşturmamız gerekiyor. Zor olan şey uzaya gitmek değildir. Nitekim bilim ve mühendislikteki logaritmik gelişmeler göz önüne alındığında bu eninde sonunda gerçekleşecektir. Asıl zorluk bizleriz; insan doğası. Değişmek zo-rundayız. Eğer tüm kaosu, savaşları ve diğer acınası insan davranışlarını diğer gök cisimlerine taşımayı planlıyorsak, en başta oraya gitmenin ne anlamı var? Ancak insanlık Ay'a tekrar gidecek. Mars'a da ayak basacak. Ve insanlığa ait tüm kusurları da onunla gidecek.
Alıntı
Evden bu kadar uzak olunca iki ay sonsuzluk gibi geldi ve deli gibi İngiltere'yi özledik, özellikle de bara gidip herkese Amerika'dan bahsetmek için ne kadar da sabırsızlandığımız konusunda konuşmaya başladığımız zaman; çünkü o zamanlar Amerika'ya gitmek Mars'a gitmek gibi bir şeydi. Çok az İngiliz'in buna gücü yeterdi, çünkü uçak bileti fiyatları ateş pahasıydı.
Sayfa 149 - Pegasus Yayınları·Kitabı okudu
16. dönüş
Bir şeyin sona ermekte olduğunu, bütün iyi şeylerin er geç, bu yöne, parçalanmaya ve radyoaktif serpintiye doğru ilerleyeceğini biliyor gibi. Buradan, yörüngede dönüp duran bu laboratuvardan, özenle denetlenen, beslenen barış ortamındaki bu bilimsel deneyden öyle çok astronot ve kozmonot geçti ki. İşte bu sona erecek. Ve sonunu, insanın azmi, bunun gerçekleşmesini mümkün kılan o dur durak bilmez çabası getirecek. Hep gitmek, açılmak; daha da ileriye, daha da derine. Ay'a, Ay'a. Mars'a, bir daha Ay'a. Daha da ötelere. İnsanoğlu yerinde saymak için yaratılmadı.
Sayfa 159