“Hayır, hayır,” diye düşünüyordu, “Korçaginler’le, Marya Vasilyevna’yla aramdaki bütün bu yapmacık ilişkilerden de, mirastan da, geri kalan her şeyden de kurtulmam gerek... Rahat bir soluk almalıyım. Yurtdışına, Roma’ya gidip resim çalışmalıyım...” Resim yeteneğiyle ilgili kuşkuları aklına geldi. “Olsun fark etmez, hiç olmazsa rahat bir nefes alırım. Önce İstanbul’a, oradan da Roma’ya. Yalnız bir an önce jüri üyeliğinden kurtulmalı, avukatla birlikte şu davayı yoluna koymalıyım.”
"Kimin nesi olduğunu bilmeyen, bu dünyada ne icin yaşadığı belirsiz Marya'ya"...
Sayfa 49·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çarşıda talibi çıkmayacak veya aranan bir balık olsa da ağda, oltada ezilip yaralandığı için ıskartaya ayrılacak ya da o gün sadece birkaç tane tutulduğundan tezgaha gitmeyecek dolayısıyla ellerinde kalacak değerli, değersiz balık çeşitlerine toptan ''marya'' derler.
Sayfa 68 - Kırmızı Kedi Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Er meydanındaki çukurun içinde iki dost onbaşı inli-yor... Birinin gözlerinde sarışın "Marya"nın aksi, birinin gözlerinde ceylan bakışlı "Ayşe"nin hayali var... Birbirinin yüzünü görmeyen iki yaralının yattığı çukurdan bir has-ret seyyalesi uzanıyor. Bu seyyale Anadolu'dan Polonya'ya kadar gidiyor. Bu seyyalede parçalanmış bir ümidin kırın-tıları da var... Ümit ölmez... Ümit en sonra bırakılan şey-dir... Fakat iki asker de pek iyi biliyorlar ki kendileriyle ve gözlerindeki akislerle beraber, en son ümitleri de bu çu-kurda gömülü kalacak... Ve ihtimal biraz sonra yanı baş-larında patlayacak olan yeni bir gülle, toprakta açtığı yeni bir çukura karşılık, kendi üzerlerini örterek onlara adsız sansız bir mezar yapacak...
Sayfa 68 - Birbirlerine karşı savaşan iki askerin öyküsü "İki Onbaşı"·Kitabı okudu
Biliyor musun," dedi Nataşa, "Sen İncil'i iyi bilirsin; orada Sonya'ya tam uyan bir bölüm var." Kontes Marya şaşkınlıkla, "Hangi bölüm?" diye sordu. "Olana verilecek, olmayandan alınacak;⁵ hatırlıyor musun? O, olmayan: Neden? Bilmiyorum; belki de bencil olmadığı için, bilmiyorum, ama ondan alınıyor, her şey alındı. Ona bazen dehşetle acıyorum; eskiden dehşetle Nicolas’nın onunla evlenmesini isterdim; ama bunun olmayacağını da hep sezmiştim. O, meyve vermeyen bir ağaç, hani bazı çilek ağaçları olur ya. Bazen ona acıyorum, bazen de onun bunu, aynı durumda olsak bizim hissedeceğimiz gibi hissetmediğini düşünüyorum." Dipnot ⁵ Matta 25:29, Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. Ama kimde yoksa kendisinde olan da elinden alınacak. (ç.n.)
Sayfa 790 - Savaş ve Barış 2·Kitabı okudu
“Aşk? Aşk nedir?” diye düşünüyordu. “Aşk ölüme engel olur. Aşk hayattır. Her şeyi, anladığım her şeyi, sevdiğim için anlıyorum. Her şey sadece sevdiğim için var, her şey sadece sevdiğim için oldukları yerde. Her şey sadece ona bağlı. Aşk Tanrı’dır ve ölmek de benim için aşkın bir parçası, herkesin döneceği ebedî kaynağa dönmektir.” Bu düşünceler onu rahatlatmışa benziyordu. Ama bunlar sadece düşünceydi. Bir şey eksikti, tek taraflı, şahsi ve zihinsellerdi, bir şeyi kanıtlamıyorlardı. Kaygı ve belirsizlik yeniden kendini gösterdi. Uykuya daldı.“...şaşırıyor. Bu insanların hepsi birer birer, fark ettirmeden kaybolmaya başlıyorlar ve tek bir konu, kapalı kapı meselesi her şeyin üstüne çıkıyor. Kalkıyor ve sürgüsünü çekmek, kilitleyip kilitleyemeyeceğine bakmak için kapıya gidiyor. Her şey kapıyı zamanında kilitleyemeyeceğine bağlı. Kapıya doğru gidiyor, acele ediyor, bacakları hareket etmiyor ve kapıyı zamanında kilitleyemeyeceğini biliyor, yine de acı içinde tüm gücünü harcıyor. Azap veren bir korkuya kapılıyor. Bu korku ölüm korkusu: Kapının ardında o bekliyor. Güçsüz bir halde, zar zor kapıya doğru sürünürken, korkutucu bir şey kapının diğer tarafından yükleniyor, içeri girmeye çalışıyor. İnsani olmayan bir şey, ölüm kapıya yükleniyor ve ona engel olmak gerekiyor. Kapıya destek oluyor, son bir çaba gösteriyor, kilitlemek artık imkânsız, destek olmak gerekiyor, ama gücü yetmiyor, dayanamıyor, korkunç bir şekilde yüklenilen kapı açılıyor ve tekrar kapanıyor. Kapı dışarıdan bir kere daha itiliyor. Son, doğaüstü çabalar da fayda etmiyor ve kapının iki kanadı da sessizce açılıyor. O giriyor ve o ölüm. Ve Prens Andrey ölüyor. Prens Andrey öldüğü anda uyuduğunu hatırladı ve son bir çaba gösterip uyandı. Yüreğinde bir anda, “Evet, bu ölüm. Öldüm ve uyandım. Ölüm, bir uyanış,”
Sayfa 552 - Savaş ve Barış 2·Kitabı okudu