Jack London'ın insanlığın ilkel dönemlerini,maceralarını,düşüncelerini bir araya getirerek anlattığı bir romandır.
Günümüzde yaşayan bir karakterin rüyaları aracılığıyla tarih öncesi çağlarda yaşanmış hayatını anlatır.
İlkel insanların doğayla ve yırtıcı hayvanlarla mücadelesini, korkularını, dayanışmaları ve yaşam biçimlerini, hayatta kalma mücadelelerini anlatır.
Adem'den ÖnceJack London · Can Yayınları · 201426bin okunma
Aziz Nesin toplumsal eleştiriyi mizahla birleştirip etkileyici öyküler olarak sunmuştur okuyucuya.
İlk bakışta sıra dışı ve komik gibi görünse de aslında toplumun akıl ve mantık anlayışını sorgulayan bir göndermedir.Mizahı yalnızca eğlendirmek için değil, toplumsal sorunları göstermek için de kullanmış Aziz Nesin
Toplumun aksayan yönlerini mizahi bir şekilde anlattığı başarılı bir eser olmuş. Dili sade akıcı, kimi zaman güldüren kimi zaman düşündüren bir eser olmuş.
Günlük yaşamın sıradan gibi görünen olaylarını anlatırken toplumdaki aksaklıkları, bürokratik engelleri ve insan ilişkilerindeki çelişkileri ironik bir dille anlatmıştır.
Şiirlerin bazıları Erzincan ağzı ile yazılmış, okurken bazen güldüren bazen de ne demek bu kelime dedirten hoş bir kitap olmuş.
Erzincan'a duyulan sevgi ve bağlılığı konu edinmiş, şehrin kültürel özelleklerini, insanlarını ve hatıralarını anlatan bir eser olmuş.Erzincan'ın tarihi, gelenekleri, doğal güzellikleri toplumsal yapısından bahsetmiş.Memleketine duyduğu özlemi ve aidiyet duygusundan da bahsetmişMetin Tombul
Dilber'in hüzünlü hikayesi. İnsan ticaretinin kişi ve toplum hayatında yol açtığı yıkımı ustaca anlatmış. Samipaşazade Sezai
Bir Çerkes kızı olan Dilber'in Mustafa Efendi'nin karısına satılması ve bu kişinin kötü muamelesiyle evden kaçan Dilber'in yeniden yakalanıp esirci evine verilmesi ve oradan da başka bir Mısırlı aileye satılması, evin oğluna aşık olup ve evin hanımın buna engel olmak için onu yeniden satması üzerine yazılmış .
"Kendini bulduktan sonra bu dünyada hiç bir şey kaybedemezsin. Ve insan, kendi içindeki insanı anlarsa tüm insanları anlar. "
Üst tabakadan, zengin, her istediğini elde edebilen, belli bir doyuma ulaşmış ve hayatında heyecan, tutku, korku gibi duyguları artık hissetmeyen bir adamın öyküsü. Bazen gerçekten istediklerimiz için emek vermeyince, her beklentimiz , her istediğimiz kolayca olunca insan emeğinin, azminin hazzını unutuyormuş. Kahramanımızada böyle olmuş,hayatındaki kolaylıklar ona lüks gibi gelirken sonunda toplumdan kopmuş, duygularını yitirmiş ve yaşamdan zevk almayan birine dönüşmüş. Ancak bir olay sonucunda korku, suçluluk, heyecan ve merhamet gibi duyguları yeniden hissetmeye başlamış ve bu olay onun hayata bakışını tamamen değiştirmiş. Kendini bulmuş, ruhunu keşfetmiş.
Eser bize der ki :İnsan gerçek mutluluğu maddi zenginlikte değil; duygularını yaşayabilmekte ve hayatın farkına varabilmekte bulur.
Bazen tek bir olay insanın kendini baştan yaratmaya başlamasına yeter. Bu eserimizde tam da bunu vermiş bizeStefan Zweig