Aziz Nesin toplumsal eleştiriyi mizahla birleştirip etkileyici öyküler olarak sunmuştur okuyucuya.
İlk bakışta sıra dışı ve komik gibi görünse de aslında toplumun akıl ve mantık anlayışını sorgulayan bir göndermedir.Mizahı yalnızca eğlendirmek için değil, toplumsal sorunları göstermek için de kullanmış Aziz Nesin
Toplumun aksayan yönlerini mizahi bir şekilde anlattığı başarılı bir eser olmuş. Dili sade akıcı, kimi zaman güldüren kimi zaman düşündüren bir eser olmuş.
Günlük yaşamın sıradan gibi görünen olaylarını anlatırken toplumdaki aksaklıkları, bürokratik engelleri ve insan ilişkilerindeki çelişkileri ironik bir dille anlatmıştır.
Aziz Nesin bu kitabında 25 tane öyküsünü yayınlamıştır. Bu öykülerin ortak noktası toplumsal sıkıntılarını trajikomik bir şekilde aktarmasıdır. Açıkçası ben roman okumayı daha çok severim hikayeye oranla fakat bu kitapta bu düşüncem yıkıldı diyebilirim. Çünkü Aziz Nesin öykülerindeki diyaloglar o kadar akıcı ve cümle yapıları o kadar sağlam ki hiç sıkılmadan okudum. Öykülerdeki tipler:Köylü, deli, yazar, memur, evli, bekar, polis, balıkçı...
Öykülerin her biri halkın ayrı bir yarasına parmak basıyo. Öyküdeki dil ise didaktik bir dil değil bu önemli konuları trajikomik ve biraz da abartıya kaçarak anlatıyor. Öykülerin hepsini severek okudum. Güzel bir kitaptı.
Aziz Nesin'in siyasi ve bürokratik ahlaksızlıkları çok iyi anlattığı hikayelerden oluşan bir derleme. Ayrıca kitaba adını veren Deliler Boşandı hikayesini Kemal Sunal'ın oynadığı Deli Deli Küpeli filminin senaryosuna çok benzettim. Güzeldi.
Uzun zamandır kitap okuyamıyodum Ayşe ablanın tavsiyesiyle aziz nesinden başlamak istedim. Eğlenceli ve okuması kolay demişti öyle de oldu.
İlk öyküyü çok sevdim. İnce ince öyle bir dokunduruyor ki aynısını bana yapsa keyif alırdım herahalde .d
Yazarla sohbet edebilseydim o an dalga mı geçiyor ciddi mi diye düşünmekten konuyu kaçıracağımı hissettim.
Sayın Nesin bu kitabında Türk okuyucuya baya sitem ediyor. Türk Okurunun Türk Yazarlara burun kıvırdığını, dönüp bir kere kitabı okumadan kitap hakkında yargılara vardığını ifade ediyor. Yazarın milliyetçilik yapmak gibi bir düşüncesi yok, benim de yok. Ama bizim gerçekten bu konuda sorunumuz var. Yalnızca kitap değil, herhangi bir şey tüketeceğimiz zaman, onun markalalaşmış, popülerleşmiş, "ımm bayıldımmm"sı cümleler ile yorumlanmış, onaydan geçmiş olması büyük önem arz ediyor...
Ben birçok popüler kitabı beğenmedim, beğenilmeyen kitapları ise çok sevdim. Bugün Oğuz AtayFyodor Dostoyevski 'den daha iyi bir yazardır desem birçoğunuz içinizden "yuhh" dersiniz. Ne derseniz deyin Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabı dünyanın en iyi kitabıdır, Aziz NesinLev Tolstoy'dan ve Nikolay Gogol 'dan daha iyi bir öykü ve hikâye yazarıdır. Fakir Baykurt eğitim konusunda, kadın erkek eşitliği konusunda, hak-hukuk-adalet konusunda kaleme aldığı düşüncelerle yalnızca Türkiye'de değil, dünyada en iyiler arasında olmayı hak eden bir yazardır.. Aksini iddia edenlere "hodri meydan" diyorum, buyrun tartışalım..
Gelelim bir diğer hususa.. Yazarımız bir hikâyede ilk defa kitap yazan ve bu kitabının tek bir satışını dört gözle bekleyen, satılmayınca da işleri biraz açmak, kendini biraz mutlu etmek için farklı satıcılardan kendi kitabını satın alan bir 'çiçeği burnunda yazar'ı konu etmiş. Gazeteciler "falan kişinin kitabı çıktı" diye bas bas bağırıyor ama kimse oralı olmuyor. Taze yazarımız kendi kitaplarını ala dursun, aldığı kitaplar 10'u geçer. Son parası ile son alabileceği kitabı almak için hamle yaparken, hedefte olan satıcının yanına başka bir satıcı gelir. Bunlar aralarında hoşbeş ederken taze yazar kulak misafiri olur; "yahu ne cimri adam, toplamda yalnızca 10 kitap aldı. filan yazar öyle mi, ilk günden 50 tane
Aziz Nesin okuduğum diğer kitapları gibi bu kitabındada yine hiciv ve mizahın dibine dibine vurmuş. Özellikle Deliler Boşanıyor ve Çok Şükür öyküsüne bayıldım. Okuması keyifli bir eser. İyi okumalar, kitapla kalın.
Okunası okundukça gülmekten kırılası 80 ler den kalma hikayelerle bezeli nefis bir Nesin klasiği daha göz ardı etmeyin ki üzülmeyin der başka bir Nesin klasiğine geçerim. :))
24 öykü bir de Nasıl Yazıyorum adlı makalesi var. Nasıl yazdiğina dair sorulara gene kendi tarzında cevap vermiş. Bu öykülerden en beğendiklerim Deliler Boşandı, Müfettiş Geliyor,Hepsi Yapıcı İdi -adlı öykülerinde sistem eleştirisi var- Dirlik düzende evli çiftin faturalar ve tahsilat makbuzlarıyla çilesi -çok güldüm- ve bana seçim döneminde ve şu aralarda sıkça yapılan sokak röportajlarında sıklıkla gördüğüm -hani şu çocuğuma bez alacak param yok mahvolduk dedikten sonra ilk secimde oyunuz kime denildiginde oyum mevcut iktidara diyenler vb...- tipleri hatırlatan "Çok şükür" adlı öykü... Bu adam Türk toplumunu net çözmüş nokta...
Aziz NesinDeliler Boşandı vee bır şaheseri daha bitirdim.sevgılı Aziz Nesin'in 1957 de kaleme aldığı hiciv tarzında yazılmış romanı aradan geçen 67 yıl sonra bile okurken sankı 2024 yılından bahsedıyormuş gibi geliyor insana.
Politik idolojinin hiç değişime uğramadan isim değişikliği dışında aynı yönetım algısıyla devam ettiğini görmek çok üzüçü.
Halkın düşünce yapısının gelişmiş toplumlara yaklaştığını görmek şöyle dursun
ümit kırıntılarımın da kalmadığını okudukça daha iyi anlıyorum.
''Türk toplumunun %60'ı aptaldır.''sözünü acaba şimdiki toplumu görseydi üstat
kaç % verirdi ? Kıtabı bitirmekle muasır medeniyetler seviyesine çıkma ümitlerim galiba başka başka baharlara kaldı.
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.