hiç

"İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Üniversiteler, diplomalı cahil üreten fabrikalar olmuştur.
"Türkiye bir bilim ülkesi değildir. Ürettiği bilim de birkaç kişisel istisna dışında dünya ölçeğinde tamamen ihmal edilebilir düzeydedir. Türkiye'nin bu bilim fakirliği, sanayisine ve ticaretine de yansımıştır. Özgün hemen hiçbir sanayi ürünü olmayan Türkiye, ticarette de tarımda da gariban olup, örneğin yazılım oluşturmak gibi akıl ve bilgiden başka hiçbir sermaye istemeyen son derece kolay ve getirisi büyük bir işi dahi yapamamaktadır. Türkiye'de (askerlik hariç) hemen hiçbir konuda bir ehil insanlar sınıfı yoktur. Eğitim, 1946 sonrası dönemde en büyük yarayı alan kesim olmuştur. Öğretmenlik mesleği ayağa düşürülmüş, üniversiteler, bu adı taşıyan bina sayısı arttığı halde tamamen ortadan kalkmış, eğitim ehil insan yaratmak yerine diplomalı cahil üreten bir fabrika haline getirilmiştir. Bunda da temel amaç, cahil kırsal kesimin hak etmeden ve emek harcamadan her şeye, başkalarını ve kendisini kandırarak ulaşma hırsını tatmin olmuştur. "
Bilim
Celal Şengör bu ülkenin mihenk taşıdır.
"O adamın" kitapları artık okunmazmış. O adam dedikleri ; *Rammal, Gustav Steinmann,Bigsby, Arthur Holmes, College de France madalyası ve Lutaud ödülü kazandı. Yazarken, okurken ne kadar da kolay söylemesi. *Çeşitli ülkelerin en iyi üniversitelerinde dersler verdi,veriyor,VERECEK. (Oxford,Houston,Salzburg,Kaliforniya, İstanbul...) *Birçok kişinin 'bu kim be' diyeceğine adım kadar emin olduğum John Frederick Dewey'in doktora öğrencisiydi. *Binlerce makalesi vardır ve bu makalelerinin on katı kadarına atıf yapılmıştır. *Üç dili hem konuşup hem yazmakla birlikte, beşe yakın dili okur. *Rusya Bilimler Akademisine seçilen ikinci Türk. (Fuad Köprülü ilk olandı.) *Yazarım, yazarım da sonu gelir mi? Özel yaşamı (aile hayatı, karakteri,ne içtiği, sapık olup olmadığı...) beni zerre ilgilendirmez. Tıpkı Can Yücel'in küfür etmesi, Şükrü Erbaş'ın nemrutluğu , Ahmet Kaya'nın siyasi görüşünün beni ilgilendirmediği gibi.Araştırırım, okurum, dinlerim. Yani böylesi birini sözüm ona 'eleştirmesi', dışlaması kimsenin haddine değil. Şu yaptıklarını ve daha fazlasını yapamadığınız sürece. İçler acısı ülkemin başına gelmiş en iyi değerlerden biridir. Okudum, okuyacağım, okuturum. "Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?" kitabından da bir alıntı yapmadan geçmeyeceğim : 'Gerçek doğruya tekabül edendir.Doğruya tekabül etmediği bilinen şeyleri gerçek diye söylemek-masal anlatmak dışında- aymazlık değilse ya aptallık ya da hainliktir. Gerçek, zaten çok zor ulaşılan bir bilgidir. Pek çok halde ona ulaşıp ulaşamadığımızı bile bilmeyiz. Onun için bari ulaşabildiğimiz pek az bir iki gerçeği iyi savunalım. Onları hovardaca harcayanlara fırsat vermeyelim. '
Bilim
Kendinizi kandırmaya son serisi : 1
"Özveri diye bir şey yoktur ve hiç var olmamıştır. İnsan çoğu zaman samimiyetle, sadece ve yalnızca bir başkası için özveride bulunduğunu zanneder fakat aldanır. Altta yatan güdüsü, doğasının ve aldığı eğitimin bir gereksinimini tatmin etmek ve böylece iç huzuru bulmaktır."