'' Tanı beni, tanı beni artık!'' diye haykırıyordu bakışlarım. Fakat senin gözlerinde sevimli ve hiçbir şey bilmeyen bir gülümseme vardı. Beni bir defa daha öptün. Ama beni tanımadın.
Sadece yalnızlık çeken çocuklar tutkularını bütünüyle, dağılmaksızın koruyabilirler, ötekiler, duygularını başkalarıyla beraberlik atmosferinde gevezeliklerle harcarlar, yakınlıklarla köreltirler, aşk hakkında çok şey okumuşlardır, duymuşlardır ve aşkın ortak bir kader olduğunu bilirler. Onunla bir oyuncakmışçasına oynarlar, tıpkı ilk sigarasını içen erkek çocukları gibi, onunla böbürlenirler.Oysa bana gelince, benim içimi dökebileceğim kimsem yoktu, kimse bana bir şey öğretmiş ve beni uyarmış değildi, deneyimsizdim ve her şeyden habersizdim: kendimi kaderime bir uçuruma atlarcasına teslim ettim.
Sineklerin Tanrısı'nı buradaki okuyucuların yorumlarından görüp okumaya karar vermiştim ve açıkcası ilk yüz sayfasında bu kadar beğenilen bir kitap olmasına pek bir anlam verememiştim. Fakat daha sonrasında olay örgüsü sizi içine çekiyor ve neler olacağı konusunda sabırsızlanmaya başlıyorsunuz. Kitabın sade bir dili ve adayı tasvir eden betimlemelerle dolu bir anlatımı var.
Sadece erkek çocukların bulunduğu bir uçağın sebebi belirtilmeden bir adaya düşmesi ve başlarındaki tek yetişkin olan pilotun da kaza esnasında ölmesiyle başlıyor kitap. Yaşları altı ile on iki arasında değişen bu çocukların dehşete kapılacağını düşünürken onlar yaşanan olayın bilincinde olmamakla birlikte yetişkinlerden uzak özgürce bir hayat yaşayacakları için oldukça mutludurlar ilk başlarda. Zamanla çocukların kişilikleri öyle bir değişir ki çocuk olmaktan çıkıp ilk başlarda korktukları canavara dönüşürler adeta. Aslında Simon karakteri ile daha çocuklardaki bu değişim başlamadan bile Golding bize asıl korkulması gerekenin insanlar olduğunu defalarca söylemişti. Başlarda sadece avlanmak için yüzlerini boyayan çocuklar sonrasında bunu bir yaşam biçimi haline getirirler ve böylece adaya düşmeden önceki sahip oldukları etiği de tamamen maskeleyerek içlerindeki vahşiliği, acımasızlığı olduğu gibi dışa vurmaya başlarlar. Güzelliklerle dolu olan adayı, adadaki hayvanları, arkadaşlarını ve hatta kendi benliklerini bile mahvederler bu süre içerisinde.
Birçok kişinin de söylediği gibi Sineklerin Tanrı'sı oldukça Hayvanlar Çiftliği'ni anımsatıyor. Umut vaat ederek başlayan iki kitap da bittiğinde sizi uzun süre düşündürüyor. Bu kadar kötüleşebilir mi canlılar gerçekten?
Ayrıca kitabın son sözü de mutlaka okunmalı. Kitapta aklınıza takılan bir soru varsa mutlaka cevabını bulabilirsiniz son sözde.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma