Büşra

8/10
·218 syf.··
2018 3. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2018 03:33
İnceleme yazmayı seven ve pek becerebilen biri olmasam da bu kitapla ilgili birkaç cümle karalamadan geçmek istemiyorum. Bozkırkurdu okuduğum ilk Hermann Hesse romanı. Uzun zamandır okuduğum ya da daha doğrusu hazmetmesi en zor olan kitap oldu benim için. Bu zorluk çetrefilli kelimelerden ya da uzun cümlelerden dolayı değildi tabii, çok derin bir anlatımı olduğu içindi. Sınav dönemimde okumaya başladığım için de hayli uzun vaktimi aldı okumak. Ama acele ederek okumadığım için de mutluyum. Çünkü kitaptaki cümleleri tek bir sefer okumak haksızlık olurdu. Çoğu cümleyi defalarca kez tekrar ettim. Bazı günler sadece on sayfa ilerleyebildim. Bazen günlerce elimi süremedim kitaba. Kitabın konusuna gelecek olursak Harry Haller isimli, orta yaşlı, kişilik bunalımı yaşayan bir adamın hayatından kesitler inceliyoruz. İnsan olmaya yabancılaşmış bu yüzden de kendini yalnız bir Bozkırkurduna benzeten Harry’nin bu iki yüz sayfa içerisinde sürekli gelgitler içinde çalkalanan hayatını okuyoruz. Bazen Goethe ile bazen Mozart ile konuşurken buluyoruz Harry’yi. Gerçek ya da hayali çevresindeki herkes ona hayatı fazla ciddiye aldığını, gülümsemeyi öğrenmek zorunda olduğunu öğretmeye çalışıyor. Kitabı bitirdiğimizde Harry hala tam olarak böyle bir benliğe bürünemese de baştan sona müthiş bir kişilik gelişimi okumuş oluyoruz. Sonuç olarak; maksimum verim için daha sakin kafayla mutlaka tekrar okumak üzere kitaplığımda bekleyecek bir kitap oldu Bozkırkurdu.
Edebiyat
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,6bin okunma
Reklam
10/10
·184 syf.··
2017 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2017 00:00
Dört saat önce hiçbir beklentim olmadan elime aldığım bu kitabın sayfalarıda ilerledikçe içimde tarif edemediğim duygular uyanmaya başladı. Bu kadar büyüleyici olan ne tam olarak adlandırmıyorum da. Simyacıyı ilk kez orta birde gittiğimiz bir kitapçıda annem göstermişti bana. Çok seversin bunu alalım demişti. O an elim gitmemişti bu kitaba. Hatta o günden sonra ne zaman bir kitapçıda görsem bir ara alayım bu kitabı diye düşündüm. On yıl sonrayaymış kısmet. Ama iyi ki daha önce almamışım, okumamışım diyorum. Bu kitabı okumak için doğru zaman şimdiymiş. Hayatımda gerçekten ne yapmayı istediğimi bu kadar düşündüğüm bir zamanda karşıma çıktı Simyacı. Belki de aradığım şey kitapta anlatıldığı gibi gözümün önündedir gerçekten. Masalsı bir öykü Simyacı. Santiago ile İspanya’dan başlayıp Mısır’a doğru ilginç bir yolculuk yapıyoruz. Sadece maddi değil manevi de bir yolculuk bu. Özellikle sondeyiş kısmını yüzümde büyük bir gülümseme ile okudum. ‘’Sana bunu söyleseydim, piramitleri görmeyecektin. Piramitler çok güzel, öyle değil mi sence?” Kitabın deyimiyle kişisel menkıbelerini bulan insanlardan olmak dileğiyle.
Edebiyat
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma
9/10
·90 syf.··
2017 3. kitabı
Ne zamandır okumayı iple çektiğim bir kitaptı Kağıt Ev, ve bugün sürpriz bir şekilde kitap dostum Zeynep'in bana bu kitabı gönderdiğini görünce inanılmaz mutlu oldum. Birkaç saat önce ders çalışmak için masama oturduğumda kitabı hala kitaplığıma yerleştirmeyip masamda bıraktığımı görünce incelemek ve ilk birkaç sayfasına göz atmak için kitabı elime almıştım. Sayfaları çevirdiğimi bile anlayamadan kitabı bitirmiş olarak buldum kendimi. Kitabın kapağını kapattıktan sonra kendi mütevazi kitaplığımla göz göze geldiğimde istemsiz bir gülümseme belirdi dudaklarımda. Brauer'in yirmi bin kitaplık dev arşivinin yanında kendi kitaplarımla en fazla oyuncak bir ev inşa edebilirim ben sanırım. Kitaplara tutkuyla bağlı olan hatta arşiv oluşturma işini takıntı haline getirmiş Brauer'in hayatından minik kesitler dinliyoruz üçüncü kişiler vasıtasayla. 89 sayfalık tek oturuşta okunacak sade bir kitap Kağıt Ev. Vermek istediği mesajı dolandırmadan, yalın bir dille aktarmış okuyucuya Dominguez. Her ne kadar okuması kısa sürse de Kağıt Ev'in uzunca bir süre aklımda yer edeceğine inanıyorum.
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma
8/10
·64 syf.··
2017 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2017 00:00
Okuduğum yazarlar içerisinde belki de en sevdiğim yazar Zweig olmasına rağmen nedense Zweig kitaplarıyla ilgili inceleme yapmaya elim gitmiyor bir türlü. Hikayelerinin bende bıraktığı etkileri kelimelere dökebileceğime inanmasam da bir şeyler yazmasam içim rahat etmeyecek bu sefer. Zweig'in okuduğum hikayelerinin tamamında olan takıntılı/karamsar kahramanları ve mutsuz sonları, öykülerini bu kadar çok sevmeme sebep oluyor sanırım. Genellikle hikayelerde ya en diptekilerin çırpınışları ya da en üst tabakanın entrikalarla dolu hayatları anlatılır. Çünkü insanlar ya kendilerinden kötü durumda olanları okuyup kendi hayatlarının acizliğini unutup onlara acımak isterler ya da hayallerindeki yaşamların nasıl bir şey olduğunu okuyup hikayenin kahramanlarına imrenirler. Kendi hayatından sıyrılıp kitaplara sığınan pek az insan kendisininki gibi olan yaşamları görmek ister kitaplarda. İşte bence Zweig bunu yapıyor. Günlük hayatta her gün yanımızdan geçen fakat kafamızı çevirip bakmadığımız o insanların yaşamlarını anlatıyor. 7 öyküden oluşan bu kitabındaysa bir nebze daha karamsarlık dozunu yüksek tutmuş Zweig. Kitap kendi sonlarına yürüyen umarsız insanların öykülerinden oluşuyor. Şaşalı hikayeler ya da şaşırtıcı sonlar yok. Saplantıların sıradan insanları nasıl dibe çektiği anlatılıyor. Karakterlerin psikolojik değişimlerinin incelikle işlendiğini okuduğum her hikayesinde görebiliyorum Zweig'in. Bu nedenlerden kesinlikle okunmaya değer yazdıkları.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,5bin okunma
10/10
·160 syf.··
2016 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2016 01:42
Daha önce de beni duygulandıran, gözlerimi dolduran kitaplar olmuştu fakat kalbimi böylesine sızlatan bir kitap olmamıştı. Reşat Nuri'yi keşfetmek için çok geç kaldığımı fark ettim Acımak sayesinde. Neredeyse yüz yıl öncesinden başlıyor hikaye. Zehra isimli genç ve oldukça azimli bir öğretmenin babasının günlüğünü okumasına tanıklık ediyoruz. Kitabın ilk yarısında Zehra ile birlikte babasına öfkelenirken sonraki yarısında da onunla birlikte acıyorsunuz yaşananlara. Bu kitaba verilecek daha uygun bir isim olamazdı kesinlikle. Acımak... Bir de Aytmatov'un Beyaz Gemi'sinde hissetmiştim böylesine yoğun bir acıma duygusunu. Toplumumuzdaki aile yapısını çok doğru ve acı bir şekilde eleştirmiş Güntekin. Başkaları hakkımızda ne düşünür kaygısı, yaşam standartlarını çevreye uydurma isteği, bitmek bilmeyen tatminsizlikler, iletişimsizlik... Kitabın akıcı bir dili ve güzel bir olay örgüsü var. Her ne kadar bilmediğim kelimeler çok olsa da her sayfanın altında kelimeler açıklandığı için okurken anlam bütünlüğü bozulmadan ilerleyebiliyorsunuz. En sevdiğim kitapların başında gelecek bundan sonra Acımak şüphesiz.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Reklam