Erich Fromm'un bu eseri "Sahip Olmak" ve "Olmak" temalarını psikolojik, sosyolojik, din tarihi, Batı felsefesi ve modern kapitalizm eleştirisi yönüyle inceleyen bir yapıttır. Çoğunlukla didaktik bir dili olsa da, insanı düşünmeye iten sorgulamalar ve metaforlar olduğunu da görürüz. Kitap, "Sahip Olmak" ve "Olmak" temalarını çeşitli yönlerden karşılaştırırken, Meister Eckhart, Marx, Freud, Buddha, Spinoza gibi kişilerden de alıntılar yaparak incelemeyi derinleştirir.
Yazar, kitabın başlarında Batı kültüründen 19. yüzyıl İngiliz şairi Alfred Tennyson (1809-1892) ile Doğu kültüründen (Japon) 17. yüzyıl şairi Matsuo Basho (1644-1694)'nun şiirlerini karşılaştırır. Şiirlerde Tennyson çiçeği koparıp ona sahip olmayı seçerken, Basho sadece çiçeğe bakıp varlığıyla yetinir. Bu metaforla ve devamında yaptığı terennümlerle yazar, "Sahip Olmak" kavramının biriktiren, tüketen, öldüren yönüne değinirken; "Olmak" kavramının ise veren, paylaşan, canlandıran özelliklerine değinir.Bir çiçeği çok sevdiğimiz için koparıp vazoya koymakla onu sahipleniriz. O an için o çiçeğe, rengine, kokusuna sahibizdir. Ama çiçek o vazoya konulduğu andan itibaren ölmeye başlar, mülkiyet arttıkça canlılık azalır. Hâlbuki "Olmak" kavramında çiçeği bahçeden koparmadan yanına oturup adım adım büyümesini, rüzgârda salınışını izleriz. Çiçek benim vazomda olmasa da aramızda bağ vardır ve gerçektir. Çiçek yaşamaya devam ettikçe bağ güçlenir ve biz de o yaşamın bir parçası oluruz. Mülkiyet denilen koltuk değneklerini atıp özgürleşmeyi tavsiye eden yazar, ilişkileri ve sevgiyi de bu metaforlarla bağ kurarak anlatır. Gerçek sevginin mülkiyet arzusuyla yan yana olmadığını belirtir. Biliyoruz ki ilişkilerde sağlıklı olan bağ kurmaktır, sağlıksız olanı ise bağlanmaktır. Çünkü bağlanmak mülkiyet arzusundan gelir ve