NÂZIM HİKMET'E
Bir Nazım Hikmet'im ben... Aşkı seven... Aşka aşık olmayı seven Bir Mavi Gözlü Dev'im. (Belki sonra devam ederiz be kardeşim. Bu şiir de böyle yarım kalsın. Bu kadar yeter şimdilik.)
Ulaş Benzerdi Güneş'e.....
"Hakim bey, mahkeme heyetinde görev alan şahısların hiçbirini tanımam. Bu sebeple güven duyup duymamak söz konusu değildir. Fakat gerçek olan şudur ki: Mahkemeniz bağımsız bir mahkeme olma niteliğine sahip değildir. Bu durumu göz önüne alarak istifa etmeniz gerekir." Bugün 19 Şubat… Türkiye 68 kuşağının önemli isimlerinden olan; Ulaş Bardakçı’nın 19 Şubat 1972’de Arnavutköy’de bulunduğu evde polislerle girdiği çatışmada 25 yaşında katledilişinin yıldönümü. Ulaş Bardakçı, 1947 yılında Hacıbektaş'da dünyaya geldi. İlk ve orta öğreniminden sonra ODTÜ'de üniversite öğrenimine başladı. Ulaş Bardakçı, 6 Ocak 1969’da ABD’nin Ankara büyükelçisi Robert Komer’in makam aracının ODTÜ bahçesinde yakılması eylemine katıldı. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin kuruluşu sırasında önemli görevler üstlendi. Daha sonra Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir'le birlikte örgütün merkez komitesinde yer aldı... THKO önderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın serbest bırakılmaları için 17 Mayıs 1971’de İstanbul’da, İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’un kaçırılmasında Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir ile birlikte hareket etti. Ulaş Bardakçı, emperyalizme ve oligarşiye karşı sosyalizm ve devrim mücadelesinde devrimci hareketin yaratılmasında önder kadrolar arasında yer aldı. Gençlik hareketinin yükselen eylem çizgisini, geniş halk kesimleriyle buluşturanlardandı. Ulaş Bardakçı, cuntaya karşı mücadele ederken 19 Şubat 1972 günü kuşatıldığı evde darbeciler tarafından öldürüldü. Yaşar Kemal’in 19 Şubat 1972’de öldürülen Ulaş Bardakçı anısına yazdığı, Bugünlere Bahar İndi şiir kitabında bulunan “Ulaş” isimli bir şiiri bulunmaktadır. Bu şiirin bir kısmı Zülfü Livaneli tarafından
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mavi gözlü dev Nazım Hikmet
Bursa cezaevinde Nâzım Hikmet, Orhan Kemal’le aynı koğuşta kalmaktadır. Koğuş masasının üzerinde Orhan Kemal’in (asıl adı ”Mehmet Raşit Öğütçü”) bir roman başlangıcını görür. Okur. Ayağında takunyalar koşarak avluya çıkar Nâzım Hikmet. Orhan Kemal’e soluk soluğa sorar, “Siz mi yazdınız bunu?” Orhan Kemal çekinerek, “Evet” der. Nâzım Hikmet büyük bir coşkuyla, “Birader, neden bahsetmediniz bundan. Siz nesir adamısınız! Hikâye yaz, roman yaz!” diyerek o gün bir romancının doğuşunun müjdesini verir. 26 Eylül 1943 Pazar sabahı Orhan Kemal’in cezası biter, hapishaneden ayrılır. Ayrılmadan birkaç gün önce Nâzım Hikmet’e bir şiir yazar, ona okur ve bu şiir Nâzım Hikmet’i ağlatır… NÂZIM HİKMET'E / ORHAN KEMAL Sen “Promete’nin çığlıklarını kaba kıyım tütün gibi piposuna dolduran adam”, sen benim mavi gözlü arkadaşım; kabil değil unutmam seni. 26 Eylül 1943 Seni yapayalnız bırakıp hapishanede, bir üçüncü mevki kompartımanda pupa yelken koşacağım memlekete. Ve tren bir güvercin gibi çırpınarak istasyona girecek, gözü yaşlı bir genç kadına beş senenin ardından kocasını getirecek. O dem ki boş verip istasyon halkına, yanaklarından öperken sevgilimi, sen neşeli mavi gözlerinle bakacaksın içimden bana. O dem ki yürekten her şey atılacak, ekmek, kin, hasret, fakat Nâzım Hikmet,
1000Kitap
10 Kasım
Benim doğduğum coğrafyada çok sevilmezdi Atatürk. Sadece ülkeye gerçekten kattıklarını bilenler ve öğretmenler çok severdi. Baş öğretmendi o çünkü. Bide devrimci abilerim severdi. Çok büyük devrimcidir derlerdi hakkaten öyle. Koca bir ülkenin kaderini değiştirecek devrimi yaptı. Bir sürü de savaş kazandı. Çok saygı duyardım ama yalan yok sevmekte tereddüt ederdim. Sonra sempati duymaya başladım Mavi gözlü Kahramana. Bir gün bir kadın tanıdım bildiğin aşık Mavi gözlü dev'e yok böyle bir aşk tabiki merakım arttı ondan sonra daha çok araştırmaya başladım neyi neden yaptığını. Kıskanmamak ne mümkün. Öyle bir merak uyandırdı ki kalkıp Ankara'ya gittim anıt kabire. Abi yok böyle bir şey oranın büyüsü vardı kendine has bir aidiyet duygusu vardı tüylerim diken diken oldu. Heyecandan kalbim yerinden çıkacaktı nerdeyse. Herkes önünde saygı duruşu yaparken ben açtım elimi dua ettim Fatiha okudum. Allah senden razı olsun ve Allah sana rahmet eylesin Ey büyük Atatürk. Saygı ve rahmetle ❤️🇹🇷✌️
Y ı l d ı z l a r *
_1-Sirius (Köpek yıldızı, Akyıldız, αlfa Canis Major): Yakıcı anlamındadır. Büyük Köpek Takımyıldızı’nda, Canis Majoriste yer alır. Sirius, biri beyaz cüceden oluşan ve birbirleri çevresinde 49.9 yılda dönen bir çift yıldızdır. Güneş'e 8,47 ışık yılı uzaklıkta ve güneşin iki katıdır. Aydınlatma gücü Güneş'in 25 katıdır. Siriusun yaşı 200-300 milyon yıldır. En parlak yıldız Sirius, Ay, Jüpiter veya Venüs kadar parlak görülmez. _Kış Üçgeni: Sirius, Küçük Köpek Takımyıldızı'ndaki Procyon ve Avcı Takımyıldızı'ndaki kızıl dev Betelgeuse yıldızları oluşturur. 1977’de fırlatılan Voyager 2 uzay aracının yaklaşık 296.000 yıl sonra Sirius’un 4.3 ışık yılı uzağından geçeceği tahmin edilmektedir. Bu yıldıza bu kadar önem verilmesinin nedeni, Dünya’nın görünmez idarecilerinin, yönetimi bu yıldız aracılığıyla gerçekleştiriyor olmalarıdır. Sirius b: Keşfedilen ilk beyaz cücedir. Kütlesi Güneş’imizinkine eş. Çok ağırdır. _Mısırlılar takvimlerini Sirius’un doğuşuna göre düzenlemişlerdi. İsis ile özdeşleştirilirdi. Sirius’un görülmediği 70 gün, İsis ve Osiris’in duat denilen öte-alemde seyrettikleri dönemi simgelerdi. Keops Piramidi'nin Kraliçe Odası'nın kanalı yalnızca Sirius'u görmek üzere yapılmıştı. _Yunanda, Sirius fazla parladığında, olumsuz etkileri olurdu ve buna “Yıldızca çarptı” denirdi. Yıldızın parlaklık haline bakarak kendilerini iyi bir talihin bekleyip beklemediğine karar verirlerdi ve soğukların azalması için Sirius ve Zeus’a kurban keserler. Antik Yunan'da o sıcakta dışarıya çıkmak için sadece köpeklerin yeterince deli olduğuna ithafen, köpek günleri denirdi. _ Romalılar Sirius’un helyak doğuşunda köpek kurban ederler, _ Hawaii’de “Cennet’in Kraliçesi” (Ka'ulua) _ Polinezyalılara göre Sirius, Canopus ve Procyon ile birlikte, bir “Büyük Kuş” bedenine
Şiir
Agarta-Şambala, Anunnaki, Elohim
_Agarta, tanrısal üstün ırk Aryanların yaşadığı iddia edilen yer altı imparatorluğudur. Başkenti ise Şambala’dır. Agarta iyiliği, Şambala kötülüğü temsil eder. Dünyada yaşanan tüm olayların Agarta-Şambala mücadelesinden ibaret olduğu iddia edilir. Agarta, teozofik ve ezoterik kaynaklara göre önceki devrenin sonlarına doğru Mu ve Atlantis' ten göç eden bilim rahipleri tarafından kurulmuş yeraltı organizasyonlarıdır. Önceleri beşeriyetle açık temas halinde olan bu organisazyon, bu "devre"nin koşullarından ötürü gizlenme gereği görmüş ve ikamet yeri olarak birbirinden tünellerle bağlanan, dağlar içindeki yeraltı kentlerini tercih etmiştir. Rene Guenon'a göre, bu durum en çok, Türkler' in yaşadığı Orta Asya'da görülmektedir. Kimi yazarlara göre, Göktürk, Uygur ve Hun masallarındaki, "ataların kutsal mağaraları" ve bir mağaradan geçilerek ulaşılan "gizli ülke" inanışında Agarta'nın sembolizmi bulunmaktadır. Tibet tradisyonlarına göre, Agartalılar şimdiki devrenin sonunda dışarı çıkacak ve Agarta' nın lideri yeryüzündeki menfiliği yenecektir. _Başkenti Şamballa olan bu imparatorluğun yöneticisi doğuda “Dünyanın Kralı” olarak bilinir. Doğuda Tibet ve batıda Brezilya, dünyanın iki ayrı ucunda tünel şebekelerine sahip iki ülkedir. Firavunların, bu tüneller aracılığıyla yeraltında tanrılar veya üstün varlıklarla temas kurabildiği iddia edilir. Ergenekon'un merakla beklenen iddianamesinde örgütün 600 yıllık bir tarikat geleneğinden geldiği ve adının Agarta olduğu ifade edildi. Mısır tanrıları ve krallarının dev heykelleri ile doğudaki Buda heykellerinin, insan ırkına yardım etmek üzere yerüstüne çıkan bu üstün ırkı temsil ettiğine inanılır. İddialara göre, Hz. Nuh gerçekte bir Atlantisli idi ve Atlantis sulara gömülmeden önce kurtarılmaya değer bir grup insanı bu felaketten
Düşünce