Moskova'da KUTV'da okuduğu dönemde aile yaşamında da değişiklikler oldu ve bir evlilik yaşadı Nazım. 19 Eylül 1923 tarihli öğrenci bilgi formunun medeni hali bölümünde "evli, eşi 20 yaşında" diye yazar. Evlilik serüvenini genel çizgileriyle anlatmak için Nazım'ın Moskova'ya gelmeden önce, bir süre kaldığı Tiflis'e uzanmamız gerekir. Nazım, orada İstanbul' dan tanıdığı Nüzhet Hanım'la karşılaşır. Bu genç hanıma tutulur ve ona, kendisiyle Moskova'ya gelmesini teklif eder. Nüzhet Hanım bunu kabul eder, hatta o da KUTV'a kayıt olur. Ancak, ortak yaşamları çok uzun sürmez. Şairin son derece aktif sosyal yaşamına bir türlü alışamaz Nüzhet Hanım, Türkiye'ye döner. Orada evlenmesi üzerine de Nazım duygu larını 'Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri'* şiiriyle ifade eder.
Alıntı
Mavi Gözlü Dev...
"Nâzım, Nüzhet ile İstanbul'da tanışır, tanıştıklarında Nüzhet 15 yaşındadır daha. Nâzım da ondan beş altı yaş büyüktür. İki genç yakınlaşır ama Nâzım, Kurtuluş Savaşına destek vermek için Ankara'ya gittiğinden bu ilişki yarım kalır. Sonra Ankara'da da görüşürler ancak bu kez de Nâzım öğretmen olarak Bolu'ya gittiği için ayrılırlar. Üçüncü kez bir araya gelmeleri ise Batum'da olur. Nâzım Nüzhet'e hem evlenme hem de birlikte Moskova'da Doğu Halkları Komünist Üniversitesinde öğrenim görmeyi teklif eder. Nüzhet her iki teklifi de mutlulukla kabul eder. Nâzım Rusça bölümünde, Nüzhet Fransızca iktisat bölümünde eğitim görmeye başlar. Ama hem Nâzım'ın hem Nüzhet'in ailesi bu evlilikten pek hoşlanmaz. Öyle ki Nüzhet'in yanında büyüdüğü eniştesi dönemin Matbuat Müdürü, Tanin gazetesi muharrirlerinden İttihatçi Muhittin Bey "Her sözüyle, her hareketiyle, her şeye isyan etmiş, hatta saçları bile berberin tarağına isyan etmiş bir adamla senin gibi genç, munis ve mülayim bir kız geçinemez" yazar mektubunda. Nâzım'ın halası ise gelinden duyduğu memnuniyetsizliği meşhur "Reşit, ne söyle ne işit!" deyimiyle özetler. Annesi de beğenmez gelini. Nâzım'a "Bu gözleri küçük kadınla neden evlendin?" diye sorar. Ama Nâzım çok âşıktır Nüzhet'e. Çok da kıskanır. Hatta bir gün teneffüste erkek bir sınıf arkadaşının anlattıklarına güldüğünü görünce üstüne gelir Nüzhet'in. Okul kapanınca hastalanan Nüzhet Tiflis'e, ailesinin yanına gider. Ne var ki hastalığı çok uzun surer. Hastalığı ilerleyince Macaristan- Çekoslavakya arasındaki bir sanatoryuma gönderilir. Onun iyileşip sanatoryumdan dönüşüyle Nâzım da gelir İstanbul'a. Hem araya giren ayrılık süresince ailesinin yaptığı telkinlerle hem de kendisiyle evlenmek isteyen felsefeci ve eğitimci Mehmet Servet Berkin'in teklifiyle kafası karışmıştır
Sayfa 152 - Alfa Basım Yayım, 2018, Nâzım, Nüzhet, İttihatçı Muhittin Bey, Nâzım'ın Halası ve Annesi·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
**Işıklı fırıldaklar Gazi'nin üç anıtını ışıldatırlar. Bunların arasında, şehre hâkim olan tepelerden birinin üzerine yerleştirilmiş, Canonica'nın eseri olan, Gazi'nin at üzerindeki güzel heykeli de vardır. Batılılaşma çok önemli yol kat eder. Bütün bayramların ve törenlerin, öylesine yavaş ve düzensiz olan eski Doğulu tarzdaki kutlamalarla artık hiç ilgisi yoktur. Birkaç yıl arayla Türkiye, Cumhuriyet devleti yapısından da bu anlamda dev adımlar atmakta yararlanır; öyle ki yabancıların artık törenlerin düzenlenişine ilişkin söyleyecek bir sözleri, disiplinin eleştirilecek hiçbir yanı yoktur. Bu son yıllarda Ankara'da resmi törenler için verilen birçok danstan biri boyunca Gazi'yi iyice izledim. Onu, sanki bugünmüş gibi tekrar görüyorum; aslansı yüzünün heykelimsi ve güçlü çevresinde (dikdörtgeninde), geniş burnu, narin ağzı ve yeşil-mavi gözleri. Toplanı yerinin ortasında bir elinde bir kadeh şampanya, diğerinde bir sigarayla partiye katılan en hoş Türk hanımlarından biriyle konuşuyor. Sonra, danslar yeniden başladığında, büyük salonun büfesinde çevresinde sayısız dinleyiciyle ayaktadır. Dinleyici olarak kendisine, düzgün fiziğiyle Grant basınından yeni çıkmışa benzeyen, süslemelerle dolu olan göğsüyle ve gözünde bir monoklu olan Büyük Britanya elçisini seçti. Gazi tane tane konuşur, cümlecikleri kısadır ve duraksamalarla kesilir. Bu sırada yüzü gözlerin hareketleriyle, mimiklerle cümlenin anlamını devam ettirir gibidir. Gür kaşları, gözlerine şeytansı bir (Mefisto'ya özgü) ışık veren yukarı doğru bir kıvrımla sona erer. Keskin, net, sinirli hareketlerle havayı heceleyen, asla hareketsiz olmayan ellerinin kaygısıyla, sözlerine yardımcı olur. Ara sıra, bir noktada ifade ettiği fikri neredeyse sabitlercesine, işaret parmağını şakağına götürür. Türkçe konuşur ve
Sayfa 356 - Anıtkabir Derneği Yayınları - Cilt XXIV.·Kitabı okudu
Tarih
"Bizimki Mavi Gözlü Dev'in şiirlerini okuduğu için hapse düşmüş. Bir de ne görsün, karşısında o çok sevdiği şair. Şiirlerini okutup fikrini sorarmış Mavi Gözlü Dev'e ama bir türlü beğendiremezmiş. Peki kardeşim, bütün bu lafebeliklerine, hokkabazlıklara, affedin tabirimi, ne lüzum var? Samimiyetle duymadığınız şeyleri niçin yazıyorsunuz? Bakın, aklı başında bir insansınız. Duyduklarınızı, hiçbir zaman duymayacağınız bir tarzda yazıp komikleşmekle kendi kendinize iftira ettiğinizin farkında değil misiniz? dermiş Mavi Gözlü Dev, acemi şaire sözünü hiç sakınmadan. Böylece, Bursa kalesi okul olmuş bizimkine. Öyküler, düzyazılar yazmış. Hapisten çıkarken, şiirle-rine 'berbat' diyen hocasına, onu ağlatan en güzel şiirini okumuş:" Sen "Promete'nin çığlıklarını Kaba kıyım tütün gibi piposuna dolduran adam" Sen benim mavi gözlü arkadaşım Kabil değil unutmam seni. 26 Eylül 1943 Seni yapayalnız bırakıp hapishanede bir üçüncü mevki kompartimanda pupa yelken koşacağım memlekete. Ve tren bir güvercin gibi çırpınarak istasyona girecek,
Sayfa 78·Kitabı okudu
O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve "elveda!" deyip mavi gözlü dev'e, girdi zengin bir gücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve.
Sayfa 24 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
1930'da, Nâzım, Piraye ile evlenmeyi kafasına koymuş durumda. 1931'e girildiğinde "'Mor Menekşe, Aç Dostlar ve Altın Gözlü Çocuk" adlı şiir yazılmış. "Mavi Gözlü Dev" ile "Bir Ayrılış Hikayesi"ni getirecek çekişmeler yaşanıyor.
Sayfa 69 - Adam Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap