**Işıklı fırıldaklar Gazi'nin üç anıtını ışıldatırlar. Bunların arasında, şehre hâkim olan tepelerden birinin üzerine yerleştirilmiş, Canonica'nın eseri olan, Gazi'nin at üzerindeki güzel heykeli de vardır. Batılılaşma çok önemli yol kat eder. Bütün bayramların ve törenlerin, öylesine yavaş ve düzensiz olan eski Doğulu tarzdaki kutlamalarla artık hiç ilgisi yoktur. Birkaç yıl arayla Türkiye, Cumhuriyet devleti yapısından da bu anlamda dev adımlar atmakta yararlanır; öyle ki yabancıların artık törenlerin düzenlenişine ilişkin söyleyecek bir sözleri, disiplinin eleştirilecek hiçbir yanı yoktur. Bu son yıllarda Ankara'da resmi törenler için verilen birçok danstan biri boyunca Gazi'yi iyice izledim. Onu, sanki bugünmüş gibi tekrar görüyorum; aslansı yüzünün heykelimsi ve güçlü çevresinde (dikdörtgeninde), geniş burnu, narin ağzı ve yeşil-mavi gözleri. Toplanı yerinin ortasında bir elinde bir kadeh şampanya, diğerinde bir sigarayla partiye katılan en hoş Türk hanımlarından biriyle konuşuyor. Sonra, danslar yeniden başladığında, büyük salonun büfesinde çevresinde sayısız dinleyiciyle ayaktadır. Dinleyici olarak kendisine, düzgün fiziğiyle Grant basınından yeni çıkmışa benzeyen, süslemelerle dolu olan göğsüyle ve gözünde bir monoklu olan Büyük Britanya elçisini seçti. Gazi tane tane konuşur, cümlecikleri kısadır ve duraksamalarla kesilir. Bu sırada yüzü gözlerin hareketleriyle, mimiklerle cümlenin anlamını devam ettirir gibidir. Gür kaşları, gözlerine şeytansı bir (Mefisto'ya özgü) ışık veren yukarı doğru bir kıvrımla sona erer. Keskin, net, sinirli hareketlerle havayı heceleyen, asla hareketsiz olmayan ellerinin kaygısıyla, sözlerine yardımcı olur. Ara sıra, bir noktada ifade ettiği fikri neredeyse sabitlercesine, işaret parmağını şakağına götürür. Türkçe konuşur ve