2002 nisanında aldığım bu kitabı, bir demde okuyup bitirmiştim. Altını çizdiğim cümleler gençlik halimle ve üniversiteli ergen ruhumla eşti. Yıllar geçerken hep tekrar tekrar okumalıyım dediğim kitap. Ara ara bölümler açıp okuduğum ve her gülümsemede olmasada çoğu gülümsememde, Züleyha’nın dilenciye gülümsemesini görüp, betimlemelerine hasta olduğum ve o bölümü tekrar tekrar okurken buldum kendimi. Gel gör ki ondokuz yıl sonra yine bir nisan ayında tekrar okumanın hazzını yaşadım. Koronadan dolayı eve kapandığım şu günlerime ne güzel eşlik ettin sen öyle. Dilenciye verilecek en güzel sadaka Züleyha’nın gülümsemesinden sonra bence Nazan Bekiroğlu’nun bu kitabının verilmesidir. Ben bu sadakaya bir kez daha talibim.
İsmet Özel benim dünyamda kişiliğiyle hiç varolmayı beceremedi ama şiirleri o varolmayan adamı, edebi diliyle bu ülkenin birkaç şairinden biri yaptı. Bu kitap da onun dünyasından sizin dünyanıza süzülmeyi bekleyen şiirlerden bir dem var.
Kitabı ilk okumak için elime aldığımda su gibi akıp gidecek bir eserle karşı karşıyayım sandım. Yanıldım. Bir dakika noluyoruz dedim, o okuduğum alıntıların keyfini alamayacak mıyım yoksa... sonra kitabı o gün işyerinde açıp okumaya başlamanın gafletidir bu diyerek gürültü olmayan, kendi halime olduğum odama çekilerek okumaya başladım ama yine zorlanıyordum sanki ve bu zorlanmayla beraber cümlelerden keyf alıyordum. Anlamıştım bu kitabı okumak için çaba harcayacaktım ve o da çabaları boşa çıkarmayacaktı. Günlük 10 sayfa okumalarımın yerini 100 sayfa okumalara gittiğinde kendime sen bir Proust okuyucususun artık dedim. Proust’un cümlelerinin tadını çıkarmaya başlamak ne büyük haz, anlatamam. Okumak isteyenlerin başta kabullenmesi gereken bir şey var; kendinize yolculuğa hazır olmak. Keyfli okumalarınız olsun.
Kuantum fiziğine merakı olanlara akıcı bir hikaye eşliğinde fizik anlatmış yazar. Kurgu içine serpiştirilmiş kuantum fizik bilgisi bulacağınız bir roman.
İsimler dikkatimi çekti ilkin, sonra karekterler ve her karekterin kendini anlatıp okuyucuya benim derdim bu haksız mıyım diye seslenişi vardı sanki. Aşkı-ölümü sürükleyici, merak uyandıran bir şekilde kaç insan anlatabilir dedirtti bu kitap bana.