İnsanın geçmişi baba evinin her köşesine dağılıp saçılıyor.
Kalorifer peteklerinin arasına, kanepe altlarına, koltuk aralarına, mutfak çekmecelerine sıkışmış, varlığını unuttuğum ve bana ait olduğunu görünce hatırladığım yüzlerce hatıra var o evde. Annemi ve babamı her ziyarete geldiğimde bunları topluyordum, giderken valiz valiz geçmiş götürüyordum. Bana ait olan her şeyi tıkıştırıyordum valize.
Annemin elini en son ne zaman tuttuğumu hatırlamıyordum.
Ne tuhaf, çocukken bırakmaktan ölesiye korktuğun eli, büyüdüğünde tutunca garipsiyordun. İnsan büyüdükçe elini çekiyordu annesinden.
Beklemek. Hayatta sevinç, öfke, hüzün ve yüz çeşit duygu içindeyiz; ama bu duyguların tümü vaktimizin anca yüzde birini oluşturur. Yüzde doksan dokuzu ise beklemekle geçer. Ben de bekliyorum, koridorda bir ayak sesi duyma sevincinin yürek çarpıntısı ile... Oysa sessizlik. Ah, hayat çok acı, doğmamış olmak yeğdir inancı meğer ne kadar doğruymuş!
Sayfa 74 - Kazuko'nun Bay Uehara'ya Mektubu·Kitabı okudu