Yusuf'u ne kadar sevsem de kızdıklarım çok daha fazla oldu. Okuyan arkadaşlarımla mütalaa ettiğimde Ali'yi vasıfsız eleman yerine koydular, borcu ödesin diye ortaya çıkmış kıyıda bir karakter. Ben de Ali'yi sevmedim ama Yusuf'un yaptığını da yapmazdım herhalde yani hep bir vicdan azabım olurdu. Muazzez'e sahip olmaktan utanırdım. Şunu net bir şekilde anladım ki erkek güçlü olmalı, hatta acımasızca olacak belki ama bunalıma felan da girmesin. Yusuf kendi içindeki dünyadan sıyrılamamanın cezasını çekti de çektirdi de. Ailesini o şekilde kaybetmek belki de onun dünyasındaki en büyük olaydı ondan sonra hiçbir şeyin pek de ciddiye alınacak şeyler olmadığını mı düşündü dedim bazen. Sabahattin Ali'nin ruhu havada kalmış karakterleri beni fazlasıyla yoruyor sanırım, biraz da yıpratıyor.İnsan kendine hayatta bir yer edinemiyorsa veya nasıl bir yer edinmesi gerektiğini bilmiyorsa naparsa yapsın ama bir şeyi yapmamalı; etrafında kendisine ihtiyaç duyacak kimse bırakmamalı. Onunla -hatta onun yüzünden- yıpranacak birine sahip olmamalı. Haysiyetli olmak yetmiyorsa sadece, güçlü olmak için çabalamalı. Önce haysiyetli sonra güçlü olmalı sonra sahip olmak istediklerini dahil etmeli.