Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?
Biz savcıları,hatta genel olarak bütün adliyecileri,yeni,liberal insanlar saymaya alıştık.Aylıklarını alır,bu paranın karşılayamayacağı bir sürü gereksinimleri olduğunu söylerler,bütün bildikleri bu.Kimi isterlerse suçlar,mahkemeye verir,hüküm giydirirler.