Puan vermedi
Küçük Kadınlar, okurken bana aile sevgisinin ve birlikte geçirilen zamanın ne kadar değerli olduğunu hatırlatan bir kitap oldu. Karakterlerin yaşadığı sevinçler ve zorluklar oldukça gerçekçi hissettiriyor. Özellikle kadın karakterin kendi ayakları üstünde durarak hayalini gerçekleştirmesi oldukça etkileyiciydi. Bence bu kitap, sadece bir aile hikâyesi değil, aynı zamanda her şeyi başarabilceğimizi bize gösteren bir kitaptır.
Küçük KadınlarLouisa May Alcott · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202019,5bin okunma
Kaygının içindeki insan
Puan vermedi·272 syf.··
2026 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 19:14
Psikolojik olarak, insanın en büyük çatışmasının dış dünyaya uyum sağlamak ile kendi öz benliğini korumak arasında yaşandığını anlatır. Kitapta bastırılan duyguların zamanla boşluk, anlamsızlık ve yoğun kaygı olarak geri dönebileceği vurgulanır. Rollo May, kaygıyı bir hastalık gibi değil, insanın değişim ve farkındalık sürecinin işareti olarak ele alır. İnsanların çoğu zaman sevilmek uğruna gerçek kişiliğinden uzaklaştığını ve bunun içsel yalnızlık yarattığını söyler. Bu yüzden kitap, insanın önce kendi iç sesiyle temas kurmadan sağlıklı bir kimlik geliştiremeyeceğini anlatan güçlü bir varoluşçu analizdir.
Kendini Arayan İnsanRollo May · Okuyan Us Yayın · 20193,927 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 00:00
Kitabın ele aldığı sorular şunlar: İnsan olarak dünyada varolmaya devam etmeli miyiz? Edeceksek neden, etmememiz gerekiyorsa neden? Kitap, varoluşu, “olması gereken bir şey” olarak değil, çoğu zaman “olması gerekmeyen ama yine de olan” bir süreç olarak ele alıyor. Başlıkta yer alan çift parantezli ifade (varolma-varolmama), metnin temel gerilimini ele veriyor: yaşamın kendisi sabit bir anlam taşımaz; anlam, sonradan ve kırılgan biçimde kurulur. May, varoluşu romantize etmeden ele almış. “Hayatın bir anlamı vardır” gibi iddiaları doğrudan kabul etmiyor; bunun yerine, anlamın çoğu zaman sonradan inşa edilen, kırılgan ve bağlama bağımlı bir yapı olduğunu savunuyor. Bu yaklaşım, özellikle modern bireyin “kendini gerçekleştirme” baskısı altında yaşadığı gerilimi görünür kılıyor. Yani metin, motive edici bir yaşam felsefesi sunmaktan çok, bu beklentinin kendisini sorguluyor. Bazı bölümlerde felsefi argümanlar oldukça net ilerlerken, bazı yerlerde aynı fikirler farklı kavramlarla tekrar ediliyor ve bu da metnin ritmini düşürebiliyor. Okur, yer yer bir sistematik analizden çok, düşünsel bir tekrar döngüsünde ilerliyormuş hissine kapılabilir. Metin genel olarak, büyük iddialar kurmaktan kaçınan ama varoluşun sıradanlığını da hafife almayan bir çizgide duruyor. Okurdan beklediği şey, hazır cevaplar değil; kavramlarla birlikte düşünmeyi sürdürebilme kapasitesi.
Varolma(ma)nın FelsefesiTodd May · İrene Kitap · 202545 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2018 122. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2018 00:00
Bu gün Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #heraybirdünyaklasiği etkinliğimiz için seçtiğimiz #masumiyetçağı ile geldim. Eski pembe dizileri bol bol anımsatan bir okuma oldu benim için. Büyük, büyük, büyük aileler, kuzenler, kalabalık 'dost' meclisleri, herkesin arkasından bir burun kıvırmalar, bir arada olunca 'ah canım benim' ler falan :) Herşey den önce kibar insanlar efendim. Kibar seviyorlar, kibar sinirleniyorlar, kibar münakaşa ediyorlar, kibar aldatıyorlar, bir cömertlik, bir bonkörlük değmeyin gitsin. Zaten yabancı isimler konusunda sıkıntı çeken ben, bir de akrabalık bağları kimliklerine yansıyıp üç dört isim ile anılınca epey sıkıntı çektim. Konumuz imkansız bir aşktan fazlası. Eşinden ayrılıp büyüdüğü yere dönen Olenska açısından yalnız bir kadının toplumda karşılanışına değinilmiş. "aaa çok ayıp cıx cıx cıx her ne olursa olsun hemen kocasına geri dönmeli" şeklinde hali hazırda dillerinin ucunda tuttukları, acaba kime yapıştırsak diye bakındıkları dedikodular var mesela. Kuzeni May açısından saf aşk anlatılırken hem geleneklerine bağlılığına değinilmiş hem vazgeçmenin erdemine. Newland içinse aşk - tutku bir tarafta, sevgi - hayranlık - verilen sözlerin ağırlığı bir tarafta. Bir entrika ile karşılaşacağıma o kadar emindim ki, gel gitlere rağmen güzel bitti. Özet niteliğinde bir kaç alıntı bırakıp müsadenizi istiyorum efendim, kitapla kalın. "Evlilikleri diğer çoğu evlilik gibi bir yanda cehalet diğer yanda ikiyüzlülüklerle ilerleyen, maddi ve toplumsal çıkarlar uğruna bozulmayan yavan bir birliktelik olacaktı. Gerçek şeylerin asla söylenmediği, yapılmadığı ve hatta düşünülmediği bir dünyada yaşıyorlardı." "Gerçek yalnızlık, insanın yalnızca taklit yapmasını isteyen bütün bu insanların arasında yaşamasıdır." "Artık yalnız değilim.Yalnızdım ve
Masumiyet ÇağıEdith Wharton · Martı Yayınları · 20201,294 okunma
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 00:00
‘Duydun mu Dennis May ölmüş?’ cümlesiyle kaskatı kesiliyor S. Sonrası geçmişe dönüş, içe kapanış. Bir ölümün rahatlatıcılığını öğreniyor S. Bu rahatlamayı biz de hissediyoruz ama ben biraz da öfkeleniyorum. Toksik ilişkilerin ‘tutkulu aşklar’ olarak süslenip sunulmasına öfkeleniyorum, travmaların tüm suçları örtebileceği yanılgısına öfkeleniyorum, tüm umudun üçüncü şahısların ağızlarından çıkacak kelimelere bağlanmasına öfkeleniyorum. Bunlardan sebep ‘Beni Yazma’ beni konfor alanımdan çıkardı, rahatsız etti. ‘Yalan Dolan’ ile tanıştığım yazar Veronica Raimo’nun bu kitabını da çok sevdim. Kullandığı dil, karakterin sayfalar ilerledikçe çözülüşü, son sayfalardaki gerilim kısacık bir kitabı dolu dolu hissettirdi. . Eren Cendey çevirisi (ki enfesti!), Hamdi Akçay kapak tasarımıyla~
Beni YazmaVeronica Raimo · Medusa Yayınları · 202637 okunma
6/10
·744 syf.··
2026 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:20
Murakami en sevdiğim yazarlar arasında ilk üçtedir, kitapları bana hep okuma zevki de verir; sırf karakterin kendisine kahve demleyişini, makarna suyu kaynatırken hangi klasik veya caz eserini tercih edeceğini, genelde Cutty Sark ve "on the rocks" tercih edilen içkileri, sigara içilmişse Seven Stars olmasını, Beatles plaklarını ve daha nice "Murakami ögeleri"ni özleyip bile Murakami okuyasımın geldiği dönemler olur. Normalde bir yazarın eserlerinde hep ortak küme barındırması sıkıcı gelebilir -ögeler dahilinde konuşuyorum- ama bu Murakami'de böyle olmuyor benim için. Lakin bu kitapta net bir okuma zevki alamadım, tempo bazen çok yüksekken bazen de aşırı yavaşladı benim için. Niye böyle oldu bilmiyorum. Sürrealist ve büyülü gerçekçilikte yazmayı seven bir yazarımız olan Murakami bu kitabında maalesef beni çok çekemedi o dünyasına. Bu kitapta da yine diğer kitaplarında olduğu gibi ağır bir gizem havası hakim lakin ya haddinden fazla gizem mevcuttu ya da metaforları anlayabilecek kapasiteye ben sahip değildim. Baş karakterimiz Toru Okada, otuzlu yaşlarının başında işsiz bir adam. Eşi Kumiko ile "Noboru Vataya" adını verdikleri kedileri esrarengiz bir şekilde ortadan kayboluyor ve olaylar zinciri böyle başlıyor. Haddinden fazla yan karakter olduğunu düşünüyorum bu kitapta, kimi okuyucular için takibi zor kılabilir. Bir yandan da yer alsa da olur, olmasa da olur diye düşünüyorum birkaçı için. Örneğin May Kasahara neyi temsilen vardı? Düşündüğümde aklıma en yatanı "ölüm" ile ilgili düşünceleri hatırlatabilmek için var olması geliyor, motor kazası olayı ve Zemberekkuşu'nu (namıdiğer Toru Okada) kuyuya kapatarak ölüm korkusuyla yüzleştirmeye çalıştığı anları düşünerek bu kanıya varıyorum. Teğmen Mamiya neden vardı ona dair hiç fikrim yok. Sağ yanaktaki bebek yumruğuna
Zemberekkuşu'nun GüncesiHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20182,940 okunma